0.0

20 5 2
                                        


Sondu bu hissediyorum, acılarımın hepsinin sonuna geliyorum. Bitiriyorum esaretimi.

Kapının gıcırdayarak açılması yerimden kıpırdatmamıştı beni. Gelenin kim olduğunu bilmemden kaynaklanan bir durumdu." Yine suskunsun küçük tilki.Bıkmadın mı sessizliğe sığınmaktan?" Şu sikik piçin sesi tahammül edemediğim şeylerin başını alıyordur büyük ihtimalle. Ona cevap vermememe alışık olduğu için devam etti." Artık sessiz kalışın sıkıcı olmaya başladı, bilirsin yatakta kadınımın inlemesini duymamak çok da tatmin edici değil." Bağlı olduğum sandalye onun söylediklerini karşılıksız bırakmama neden oluyordu, sikeyim ellerim açık olsa yapacaklarımı düşünmek bile beni rahatlatmaya yetmiyordu. Ama bitiyor, fevri olup her şeyin içine sıçmak gibi bir lüksüm yok sakin ol kızım sakinnn."Her neyse açalım bakalım küçüğümün ellerini, ama bu gün daha farklı şeyler yapabiliriz haberin olsun." Ekmeğime yağ sürdüğünden habersiz ellerimi açmak için üstüme gelmeye başladı ibne herif. İki günün ardından açılan bileklerimi ovuşturarak yerimde dikleştim, bu sırada Tayfun piçi ayaklarımı açmak için eğilmişti bile. En sonunda tamamen iplerden ve zincirlerden azat olduğumda yavaşça ayağa kalktım, onu tatmin edeceğimi düşündüğünden olsa gerek sırıtarak depodaki sayılı eşyalardan biri olan yatağa çıkıp sırtını başlığa yaslayarak beni izlemeye başladı. Ah be gerizekalı amcık hoşafı nasıl da ecelinin ona yaklaştığından habersiz yatıyor öyle. Yatağa yaklaşıp elinden tutarak ayağa kaldırmam onu memnun etmiş olacak ki, sırıtışını büyüterek bana eşlik etti. Onu oturduğum sandalyeye oturtarak önünde diz çöküp kemerini açmaya başladım. Midem çıkacak gibi olmasına rağmen devam ettim hadi dayan kızım, sakın kusma. Ona yaşatacağım zevki düşünmesinden kaynaklı olduğunu düşündüğüm bir ifadeyle izliyordu beni, kemerini açtıktan sonra gözlerine bakarak gömleğinin düğmelerini açmaya başladım.Düğmeler tamamen bittiğinde masaj yapar gibi gömleği üzerinden çıkarıp ayağa kalkarak yavaş adımlarla arkasına geçtim. Gelmeden önce alkol banyosu yaptığı üstüne sinen kokudan belli oluyordu. Genelde kapımın önünde olan 4 adamını da kendisi geleceği için göndermiş olması planlarımı uygulamam için mükemmel bir ortam yaratıyordu. Ona karşı bu kadar uysal oluşum gerek alkolün gerek de mütemadiyen kullandığı otun etkisi olsa gerek onu şüphelendirmemişti. Bu kadar aptal olması işime geliyor evet ama bu zekayla nasıl devlette adı geçince bile düğme ilikleten bir konumda çalıştığı tartışılırdı. Zaten bundandı polislerden defalarca kez yardım dilenmeme rağmen yine onun kapısına atılışım. " Kokun çok güzel küçük tilki'm, hadi biraz bana masaj yapıp sonra senden başkasına kalkmayan sikimi ağzına al." Sakinleşmek adına birbirine bastırdığım dişlerim çenemi kıracak raddedeydi, ama şuanlık ona uymaktan başka seçeneğim olmadığı için boynuna masaj yapmaya başladım. Düşün kızım düşün, tek darbeyle bayıltman için doğru nokta neresiydi hatırla hadi, başka şansın yok hatırla hadi başka şansın yok. Masaj yapmaya devam ederken zihnimi zorlamamla hatırladığım şey kurtuluşum olabilirdi.Şakağa nişan al. Şakak, insanın yüzünün yan tarafında, saç çizgisiyle kaş arasında, göz seviyesindedir. Eğer yumruğunu isabetli biçimde şakağa vurursan beyin hızla sarsılarak kafatası çeperine çarpar ve bu da karşındakinin bilincini kaybetmesine yol açar.(bu bilgi tamamen doğru bebislerim, umarım işnize yaramaz ama aklınızda bulunsun). Biraz Tayfunun sağına doğru geçerek yumruğumun isabetli olması için ona fakettirmeden pozisyon aldım. Ah sikeyim sakin olmam gerekiyor sakinnn. Aniden tüm gücümü omzumda toplayarak tam şakağına yumruk atmamla, yumruğun şiddetinden olsa gerek sandalye yana doğru Tayfunla birlikte devrildi. Yaklaşıp bayılıp bayılmadığını kontrol etmek için eğildiğimde bayıldığını görmek bitti diye mutluluktan ağlamak için yeterli bir nedendi. Ama bu kadarıyla yetinmezdim. 3 yıldır şu izbe yerde tecavüze uğrayıp çeşitli dayanılmaz işkencelere maruz kalmamın karşılığı sadece bayılma olamazdı. Zaten kaçsam bile uyandığında elini koyduğu gibi beni bulacak güce sahip birisiydi, aptallık edemezdim. Onu ayağa kaldırıp hep beni bağladığı sandalyeye zincirlemeye başladım, tamamen bağlandığına emin olduktan sonra yatağa yaklaşıp yatağı kenara çekip altındaki tırnağımla oyduğum boşluktaki aletleri çıkarmaya başladım. Bunlar oynadığım en büyük kumarlardı, ölümü göze alarak işkence sırasında arakladığım bıçak, balta ve çakmaklar. Hepsini çıkarıp yatağa bıraktıktan sonra, çakmakların üçünü yakıp üstlerine bıçağı tutturmak için düzenek ayarlamaya başladım. Nihayetinde bıçağın keskin tarafı ateşlerle temas etmeye başladığında uzaklaşıp leğenin içinde olan suyun yarısını Tayfun götvereninin üstüne boşalttım. Yerinde adeta zıplayarak uyanıp neler olduğunu çözmeye çalışması içimdeki intikam ateşini alevlendirmekten başka işe yaramıyordu. " Seni küçük orospu, ne yaptığını sanıyorsun lan sen. Hemen şu elimdeki ve ayaklarımdaki şeyleri açıyorsun, hemen!" diye bağırmasıyla ona yaklaşarak pantolonunu iç çamaşırıyla birlikte çıkarmaya başladım. "Fantezi mi istiyorsun seni kaltak, sana en acılısını yaşatırım şimdi hemen çöz şunları." Onu umursamadan işime devam etmem sinirden gözlerinin koyulaşmasına neden oldu. Sanırım sinirlendi ha ne dersin. İç sesimi başımla onaylayıp tamamen çıplak kalan ibneden uzaklaşarak yataktaki baltayı aldım. Gözlerini yerinden çıkacakmış gibi açarak " Sakın, sakın diyorum sana o şey bana dokundurursan seni öldürüm." diye bağırmaya başladı. Ona bakmadan sandalyeye yaklaşıp aniden baltayı savurmamla kopan aletine tiksinerek baktım. Acı çeken bir hayvan gibi çığlık atarak ağlamasının bana verdiği zevki tarif edemezdim sanırım. Çığlığı sessiz ağlayışlara dönüşünceye kadar onu izledim, başımı çevirip yeterince ısındığına emin olduğum bıçağa doğru yürümeye başladım. Nereye gittiğime bakamayacak kadar canı yanıyordu, yansındı benimki de çok yanmıştı. Bıçağı alıp ona yaklaşmamla bana bakıp bu sefer ağlayarak yalvarmaya başladı " hayır hayır yalvarırım yapma nolursun, bırakırım seni gidersin özgürlüğüne kavuşursun, dokunmam daha da sana ama yapma nolursun." Yalvarmalarını dinlemeyerek elimdeki bıçağı kanamaya devam eden kesik aletine bastırdım. Deminkinden daha şiddetli olan çığlıkları başımı ağrıtmaya başlamıştı. " Kan kaybından ölmemen için açık yaranı dağlıyorum, bana ne kadar minnettar olsan az." diyerek dalga geçmeme cevap veremeyecek haldeydi, tüh çok üzüldük şuan biz buna. Bıçağı çekip yavaşça yüzünde gezdirmemle haykırarak yalvarması daha şiddetli bir hal aldı.

Bıçakla ilk önce dışarı çıkarttığım dilini sonra dudakların tamamen kesip yerinden koparmamla acıya dayanamayıp bayıldı gerizekalı. Oysaki ben acıya dayanamayıp bayıldığımda , "ben zevk alırken senin ne hissettiğin umrumda değil ama baygın olman zevk almama engel oluyor bu yüzden bayılırsan seni uyandırmasını iyi bilirim" diyip her bayıldığımda beni yeniden uyandıran kendisiydi. Leğende kalan suyu başından aşağı boşaltarak yeniden sarsılarak uyanmasını sağladım. "Bayılmak yok ama Tayfuncuk, eğlencemizi bölmeye ne gerek var değil mi ama." diyerek bıçağı sol gözüne sapladım, artık hayvani bağırtıları beni o kadar da rahatsız etmiyordu. Diğer gözüne de aynısını uygulayıp bir adım arkaya adımlayarak eserimi seyrettim.

Bir eksiklik vardı. Eksikliği farketmemle yüzümdeki gülümseme büyüdü ama bundan önce yapmam gereken bir şey daha vardı. " Telefonunun şifresi ne Tayfun?" Cevap vermemesiyle yeniden tekrarladım sorumu, sanırım bu sefer fazla yüksek sesle sormuş olmalıyım ki irkilerek gözlerime baktı. Bunu neden sorduğumu merak edemeyecek durumda olması ve beni sinirlendirmek istemediğinden hemen şifresini söyledi. "011018". Cevabımı almamla beraber bu sefer saçlarınıdan tutarak başını yan çevirip kulağını kestim, diğer kulağını da aynı şekilde kesip sandayenin sırtı boş duvara gelecek şekilde çevirdim.

Yapmak istediğim şey için fırça benzeri bir şey aramak amaçlı gözlerimi odada gezdirdim. Yanıtsız kalan gözlerim bu sefer Tayfunun parmaklarında takılı kaldı. Güzel, istediğimiz fırçayı da bulduk diye sevinen iç sesime hak vererek kenara bıraktığım baltayı alarak Tayfuna yaklaşarak elinin tekini açarak bacağının üstüne koyup baltayı sertçe vurarak 3 parmağını kesilmesine neden oldum, tabi azıcık bacağı da zarar görmüş olabilir ama amacım asla ve asla (!) bacağına zarar vermek değildi. Elini yeniden bağlayıp yerden aldığım 3 parmakla duvara yazı yazmaya başladım. İşim tamamen bittiğinde geri çekilerek, memnuniyetle yarattığı şeyi izledi. Güzeldi, içini soğutmaya yetecek kadar güzeldi.

Adamın telefonunu alarak şifreyi girdim, ve bu anı ölümsüzleştirdim. Bunu herkesin görmesi gerekiyordu, hakedenin sonunun bu olacağını bilmesi gerekiyordu ama burayı bu şekilde bırakıp gidemezdim, parmak izlerim beni hemen ele verirdi. Bu yüzden de bu fotoğrafı mavi tikli oldukça, önemli kişilerin takip ettiği Instagram hesabından paylaştım. Bu kadardı, bitmişti. Depodan çıkmadan önce yanabilecek her yeri aleve verdim.

Dışarı çıkıp yıllardır hasret kaldığı güneşe baktım. Buz tutmuş içini ısıtmaya yetmedi güneş ama özgürdüm artık, bitmişti. Depounun gözükeceği bir yere geçip orası tamamen yanıp kül oluncaya kadar bekledim.

Bu bekleyiş süresinde herkesin dilinde aynı yazılar dolaşıyordu.
TECAVÜZ EDEN, BUNA GÖZ YUMUP SESSİZ KALAN VE DE KULAKLARINI KAPATAN HERKESİN MUTLAK SONU BU OLACAK.

O depoda bir genç kız öldü lakin o ölümden bir katil doğdu.

Você leu todos os capítulos publicados.

⏰ Última atualização: Sep 17, 2022 ⏰

Adicione esta história à sua Biblioteca e seja notificado quando novos capítulos chegarem!

FeryatOnde histórias criam vida. Descubra agora