Nous avons mis à jour nos Directives de Contenu.
Consultez les dernières directives pour continuer à partager des histoires en toute sécurité.

I

5.2K 537 274
                                        


BAŞLAMADAN ÖNCE

Hikaye alternatif bir evrende geçiyor.

Dünya soylular ve soylulara hizmet edenler olarak ikiye ayrılmış durumda. Açık bir sınıf farkının var olduğu bu dünyada sadece soylu sınıfında olanların soy isimleri var. Yalnızca soylu olarak doğan insanlar soy isim alabiliyor. Soyluların soylu olmayan sınıfla ilişki kurması, çocuk yapması kesinlikle yasak.

Soylular içinde en güçlü üç aile; Jeon, Kim ve Min'lerdir. Bu üç aile statü olarak eştirler ve her yeni kuşakta kral bu üç aile içinden seçilir. Her aile bir veliaht prens yetiştirir ve bu prensler her yönden değerlendirildikleri bir sınava tabi tutulur, kazanan ise tahta çıkardı.

Son dört kuşaktır tahtın sahibi ise Jeon ailesiydi.

Soylu olmayan kesimde ise işler benzerdi. Soylu olmayan kesimin soy isimleri yerine geldikleri soyu temsil eden numaraları vardı. Bu numaralar vücutlarının görünen bir yerinde, doğdukları günden itibaren kazılı bir şekilde dururdu. Numaranın değeri büyüdükçe değeri azalıyordu.

İlk 15 numaralı aileler bizzat soylulara hizmet eden, soylularla iletişim kurabilen ailelerdi. Bu aileler soylu olmayan kesimi idare etmek için soylularla aradaki köprü vazifesi görüyordu.

( Jimin'in numarasının 13 olmasına rağmen neden üst mertebede olmadığını ileride anlatacağım.)

Şimdilik bu kadar UMARIM SEVERSİNİZ HADİ BAŞLAYALIM ❤


**************

"Geç kaldın?"

Aniden duyduğum ses ve dokunmayla irkilirken hızla arkamı döndüğümde sesin sahibinin Taehyung olduğunu görünce derin bir nefes verdim.

"Beni korkuttun," dediğimde elim hala göğsümdeydi.

"Müdür sandın değil mi? Seni idare edeceğim diye kırk takla attım, bence biraz korkmalısın."

Kaşları çatıkken kollarını birbirine bağlamış dudaklarını büzmüştü. Kollarımı boynuna doladım, yanağına ulaşmak için parmak uçlarımda biraz yükseldim ve minik bir öpücük kondurup gönlünü almak için şirin bir şekilde konuştum.

"Bana kıyacak mısın Taehyungie? Birbirimizi seviyoruz sanıyordum."

Kollarımdan kurtulup üzerini silkelerken yüzündeki ifadeyi ciddi tutmaya çalışıyordu. Pek başarılı olamasa da deniyordu.

"Sus. Sana hala kızgınım Jimin. Sabahtan beri şef üç kere yanıma gelip seni sordu, bir sürü yalan konuştum ve biliyorsun, ben yalandan nefret ederim."

"Aptal herif, ne olacak! Sadece yarım saat geciktim, yaptığına bak?"

"Neredeydin?"

Bakışlarımı ondan kaçırdığımda kaşları yeniden çatılmıştı, ben bir şey demeden yeniden konuştu. "Sen ne karıştırıyorsun?"

"Yeri değil..." etrafıma hızlıca göz gezdirdim "... arada konuşuruz, tamam mı?"

"Bir yere kaybolayım deme sakın."

"Tamam, git artık yerine."

Taehyung gittikten sonra hemen işimin başına koyulmuş, çalışmaya başlamıştım. Görevim gereği ömrümün sonuna kadar burada, soylular için çalışacaktım çünkü ben alt sınıftandım ve varoluş amacım sadece ve sadece soylulara hizmet etmekti. Dişlerimi sıktım, bu düzenden nefret ediyordum. Soylulardan, başımda dikilen şefimden, bu düzene boyun eğen herkesten nefret ediyordum. Ama şu an en çok yukarıda camın arkasından bizi izleyip anonslar yapan adamdan nefret ediyordum.

XIII ··· jikook Des histoires addictives. Découvrez maintenant