Arkadaşlar lütfen beğendiyseniz yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın !!!
İYİ OKUMALAR!
"Kızım benim ne suçum var ya?"
"Bir de konuşuyor ya kapı öyle paldır küldür açılır mı? "
Elif'i kendime çektiğimde oldukça sinirliydi. Bunu bedeninin titremesinden anlamıştım. Bu ani çıkışlarının sebebini bilmesemde şuan burda durmasının büyük sorun olacağının farkındaydım.
Elif kavgaya başlarsa sinirden kontrolünü kaybedebilirdi, bunu yerde sancılı geçirdiğim günlerden biliyordum. Berat çocuğun omzunu kavrarken yatıştırıcı bir sesle "Sakin ol Doruk!" diye mırıldandı.
"Neyse biz gidelim en iyisi."
Elif'i çekiştirerek çaprazda ki lavabolara soktuğumda yanaklarını şişirip beyaz fayanslara yaslandı. Birden umursamaz tavrına bürünmesi ne kadar mantıklıydı Allah aşkına?
"Neden aniden sinirleniyorsun anlamıyorum!"
Dişlerini sıktıktan sonra ruhsuz ve sert olan yeşil irislerini mavi gözlerime dikti.
İşte nasıl bu kadar aniden değişiyordu?
"Bu seni ilgilendirmez beni rahat bırak!"
Yanımdan geçip gidecekken kolunu sıkıca kavradım. Kolu kaskatı kesilmişti.
"Ben senin ikizinim Elif ve seninle olan her şey beni ilgilendirir! "
"Kolumu bırak!"
Tıslamasını umursamadan konuşmaya devam edecektim ki kolunu sertçe çekmesi ve beni ittirmesi sonucu geriye doğru savruldum ve belim lavabonun mermer kısmına çarptı. Acıyla kıvranıp olduğum yere çökerken Elif beni umursamadan lavabodan çıktı. Gördüğüm son şey titreyen parmaklarıydı ve kapı kapandı.
Gözlerim dolarken elimi düşmenin etkisiyle tutunduğum fayanstan çekip belimi kavradım ve ayağa kalkmaya çalıştım fakat belime aniden saplanan ağrıyla yüzümü buruşturdum. Bu kadar acımasız ve umursamaz olmak zorunda mıydı?
Ben yabancı değildim kaldı ki bir Müslümanın kafir olsa bile her zaman merhametli olması gerekiyordu. Bir kafire karşı bile bu tutumu kullanmaması gerekirken Elif aynı rahmi paylaştığı kardeşini hiç acımadan ittirmiş ve bırakıp gitmişti. Sertçe yutkunup yaşlanan gözlerimi elimin tersiyle sildim.
Her ne olursa olsun o benim kardeşimdi ve ben onu seviyordum. Lavabonun kapısı açıldığında bu durumdan bir an önce kurtulmak istemiştim fakat mümkün değildi. Gözlerimi lavabonun kapısına çevirdiğimde ilk başta sarı kıvırcık saçlar ve ardından ışıl ışıl parlayan bal rengi gözleriyle bu sabah gördüğüm kızla karşılaştım. Beni gördüğü an dudakları aralandı ve hızla yanıma çöktü.
"Hey sen iyi misin!"
Yavaşça başımı sallayıp kalkmaya çalıştım fakat belim çok ağrıyordu. Endişeyle kolumu kavradı ve kalkmam için yardımcı oldu.
"Revire gidelim istersen?"
Başımı iki yana sallarken buruk bir şekilde gülümsedim.
En kötüsüde kardeşim yıkarken hiç tanımadığım biri kaldırıyordu!
"Sabahta az kalsın kaza geçiriyordun ne sakar kızsın sen! "
Ayağa kalktığımda sırtımı duvara yaslanıp belimi yavaşça ovdum.
"Teşekkür ederim sakarlık işte"
Genişçe gülümsedikten sonra elini uzattı.
"Tanışalım o zaman sakar kız, ben Melis."
Uzattığı elini tutup gülümsedim.
"Bende Berra."
"Hmm yeni mi geldin bu okula?"
"Evet hatta bu şehre."
"Vaov biraz alışmak zor olacak o zaman ben sana yardımcı olurum. "
"Çok saol."
"Ee hangi sınıftasın?"
"11-B"
Gözlerini iri iri açtıktan sonra ellerini çırptı.
"Süper aynı sınıftayız."
♥♥♥
Hayatında değer verdiğin nadir insanlardan biri seni kırdıysa kalbinde hiç geçmeyecek ufak çatlaklar oluşur. Seni kıran kişiyi affeder yine eskisi gibi olursunuz belki ama birgün beraber gülüştüğünüzde kalbinizde ki çatlaklar sızlar ve gözlerinizin önüne kırıldığınız sahneyi, kulaklarınıza ise sizi yaralayan sözleri getirir.
Sonra ne mi olur ?
Yüzünüzde ki gülümseme yavaş yavaş solar ve bakışlarınız donuklaşır...
Sonra tekrar kırılırsınız.
Tekrar onarırsınız.
Bunu hayatımın her kısmında annem, babam, Elif, Merve ve daha sevdiğim bir çok kişi yüzünden yaşamıştım ve onlar kırmasına rağmen teselli aradığım kişi sadece Allah'tı.
Şimdi de okulun bodrum katındaki boş odalardan birinde başımı secdeye koyarken yalnızca ona sığınıyordum. Az önce yaşlı gözlerle girdiğim bu oda da yüzümde büyük bir tebessüm vardı ve huzuru iliklerime kadar hissetmiştim. Sanki huzur somut bir nesneydi ve şuan tam avuçlarımın içindeydi.
O derece gerçek!
Odanın kapısını kapatırken tazelenen ruhumun mutluluğuyla merdivenleri ikişer üçer çıkıp tenefüs zili çalınca öğrencilerin akın akın boşaldığı sınıfların arasından sınıfımı bulup çıkan öğrencilerin bitmesini bekledim. Bu arada gözüme çarpan sınıf arkadaşlarımı dikkatle inceliyordum. Kızıl saçlısı, esmeri, sarışını, havalısı, somurtanı, güleni tek tek koridorda ki kalabalığa karışırken Elif'te çıkmıştı sınıftan. Yüzüme bile bakmadan merdivenlere yöneldi ve gözden kayboldu. Derin bir iç çekip sınıfa girdim.
Burnuma dolan birbirine karışmış pahalı parfüm kokularıyla kaşlarım hayretle havalandı. Genellikle sınıfların kokusu; ter,cips ve çaresizce bu kokuları gidermek için uğraşan bir iki kızın kullandığı ucuz parfüm kokusundan oluşurdu.
Bunları boşverip kitap, defter ve kalemlerin saçılı olduğu sıralardan ilerleyip boş bir sıra aradım. Zaten sınıfta en arkada oturan kızlı-erkekli grup ve önde test çözen öğrenciden başka kimse yoktu. En arkadaki gruba baktığımda biri kızıl diğeri sarışın olmak üzere iki kız masanın üstüne oturmuş kahkaha atarak gülüyorlardı. Kızıl olan bacak bacak üstüne atıp beyaz bacaklarını iyice ortaya çıkardığında başımı iki yana sallayıp bu halde olmadığım için şükrettim. Köşede oturan siyah deri ceketli çocuk bir şey söylemeye başladığında kızıl saçlı kız dirseğini bacağına yaslayıp yanağını avcuna bastırarak hayran bakışlarla onu izlemeye başladı. Klasik kötü çocuk hayranlığıydı anlaşılan. Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırıp orta sırada hemen onların sırasının hizasındaki boş yere geçip oturdum. Çantamı masanın üstüne koyup sıraya yaslanırken bakışların üzerimde olduğunu hissettim. Elif'in benden bahsetme olasılığı sıfır olduğu için tanımamaları doğaldı. Zaten beni görmeden tanımalarını nasıl bekliyorsam!
"Ayy bir tane daha varmış bunlardan! "
' Valla gülüm sen istesende istemesende bizden milyonlarca var.' demek istesemde sakinliğimi koruyup başımı o yöne çevirdim. Kızıl saçlı kız bana bakarak sarışın kızla konuşuyordu. Hala böyle insanların olması beni üzsede umursamayıp önüme döndüm.
"Sen şu demirlerden atlayan kız değil misin?"
Tekrar o gruba baktığımda siyah ceketli çocuğun dirseğini masaya yaslamış alay dolu bir ifadeyle bana bakıyordu. Tabi ben rezil olan Elif ise havalı olan olduğu için bu ifadeyle bu soruyu sorması normaldi.
"Evet."
"Tamam kapanmanıza bir şey demiyorum da neden bu kadar abartıyorsunuz. Yani şöyle daha güzel görünseniz fena olmaz ha..."
"Seni ilgilendirdiğini zannetmiyorum."
Yüzünü buruşturup arkasını döndüğünde baygın bakışlarımı onlardan çevirdim ve elimi çeneme yaslayıp sırama odaklandım. Kızıl saçlı kız tekrar bir şey söyleyecek gibi olup sadece "Sen..." diye mırıldanınca sarışın kız kolunu cimcikleyip susturdu. Pek umursamadım. Böylelerine alışıktım çünkü. Grup Üyeleri ve test çözen çocuk bana garip garip baktığında en iyisi vur kafayı gitsin deyip öğrenci yatış pozisyonuna girdim. Bu pozisyon genel olarak bütün öğrencilerin kullandığı bir pozisyondu.
Zil çalınca hem öğrencilerin tepkilerini görmemek için hemde rahat olduğu için pozisyonu bozmadım. Dediğim gibi rahattı zaten!
"Hey Berra gelmişsin! "
Kafamı kaldırdığımda Melis'in Berat'ın koluna girmiş sırıtarak bana bakıyordu. Hafif doğrulduktan sonra esnememle elimin tersini ağzıma bastırıp başımı salladım. Hiç konuşasım yoktu şuan!
"Pekala bu ders boş birazdan öğrenciler dağılırlar istersen sende bizimle gelebilirsin hem Elif'te bize katılıyor."
Elif mi?
"Kim kim gideceksiniz ki?"
"Ben, Berat, Doruk ve Elif tabi birde Yağmur var ama bu okuldan değil."
Kaşlarım çatılırken Elif'in neden böyle bir şey yaptığını sorguladım. Onun eğlenceler de işi olmazdı ayrıca onu bırak erkekli bir grupta bulunmazdı bile !
Tam gelmeyeceğimi söyleyecekken aniden yanıma oturulmasıyla irkilip oturan kişiye baktım.
Siyah ceketli çocuk?
Biraz yana kayıp aramıza mesafe koyduktan sonra kaşlarımı çattım.
"Pardon?"
"Bu güzellik bizimle gelsin Berat."
Bakışlarım Berat'ı bulduğunda sol yumruğunu sıkmış kaskatı bir yüzle çocuğa baktığını gördüm.
"Defol git Kutay!"
Kutay denen çocuk dudaklarını büzüp başını sağa yatırıp bana baktığında sinirle dişlerimi sıktım.
"Kalkar mısın?"
Serseri bir gülümsemeyle bana bakmaya devam edince gözlerimi kaçırıp sakin olmaya çalıştım. Hem kendi günaha giriyor hemde beni sokuyordu.
Harama bulaşmamak için etrafta gezinen gözlerim Melis'e takıldığında buruk bir tebessümle Kutay'a baktığını gördüm. Şuan kesinlikle olmak istemediğim bir noktadaydım. Berat konuştuğunda sınıfta çaktırmadan bizi izleyenler kızlar bu sefer hiç çekinmeden hayran bakışlarla Berat'ı izlemeye başladılar.
"Eğer şimdi gitmezsen bir daha gidebileceğin bir ayak bulamayacaksın! "
"Şşşt güzelliği izliyorum."
İşte bu cümle bardağı taşıran son damlaydı. Aniden ayağa kalkıp çocuğa güçlü bir yumruk savurduğum da bunu yaptığıma ben bile inanamamıştım. Başı diğer tarafa savrulurken düşmek üzere olduğu sıraya sıkıca tutunup dengesini sağladı.
Karizmayı kurtarmak için son çabalardı bunlar!
İleriye doğru gerilen bedenimi doğrultup yumruk attığım elimi yavaşça salladım. Sınıfta beynimin her bir hücresini kemiren saate ait ' tik tok' seslerinden başka ses yoktu. Berat ve Melis irileşmiş gözlerle bir bana bir Kutay'a bakarken sınıfında aynı ifadeyle bana baktığını gördüm. Her şeye tahammül ederdim fakat namusuma, dinime ve vatanıma edilen her laf için karşıda ki kişinin ödeyeceği ağır bir bedel vardı.
Kızıl saçlı kız girdiği şoktan kurtulduktan sonra çığlık atıp Kutay'ın yanına çöktü. Kutay'ın siyah gözleri beni bulduğunda yavaşça yutkundum. Ondan korktuğum falan yoktu ama okulun ilk gününden belayı başıma sarmak kesinlikle beceri gerektiren bir konuydu yani!
"Kutay iyi misin?"
Kızıl saçlı kız Kutay'ın elini tutunca Kutay hışımla elini çekip bana döndü ve işaret parmağını havada sallayıp kaskatı bir sesle konuşmaya başladı.
"Bu gözleri sakın unutma bu gözlerin sahibinden çekeceğin var senin!"
Çenesini hafifçe ovduktan sonra sırasına doğru yöneldi ki Berat'ın sesiyle olduğu yerde durdu. Tabi Berat'ın kurduğu cümle benle beraber bütün sınıfı Şoka uğratmıştı.
"O gözlere söyle nerde bu kızı ararlarsa orda beni bulacaktır!"
Allah'a emanet olun!!! ^^