Seni Her Gördüğümde

By hilalgunes12

97.8K 4.3K 907

Duyduğum sesle irkildim. Evet O'ydu. Emindim. O geceki çocuktan başkası olamazdı. Beni bulmuştu. Peki ben O'n... More

1.bölüm
2.Bölüm
3.Bölüm
4. Bölüm
5. Bölüm
6. BÖLÜM
7. BÖLÜM
8. BÖLÜM
9.BÖLÜM
10. BÖLÜM
11.BÖLÜM
12.BÖLÜM
14.BÖLÜM
15.BÖLÜM
16.BÖLÜM
17.BÖLÜM
18.BÖLÜM
19.BÖLÜM
20.BÖLÜM
21.BÖLÜM
22.BÖLÜM
23.BÖLÜM
24.BÖLÜM
25.BÖLÜM
26.BÖLÜM
27.BÖLÜM
28.BÖLÜM
29.BÖLÜM
DUYURU
30.BÖLÜM
31.BÖLÜM

13. BÖLÜM

3.7K 140 10
By hilalgunes12

Multimedia=Ateş
" Rüzgar ben artık içimde tutamıyorum. Yanlız başıma ağlamaktan bıktım. Rüzgar ben babamı çok özlüyorum. O içimdeki küçük kız babasını çok özlüyor. Dayanamıyorum artık ya. Rüzgar benim babam öldü. Duydunmu beni öldü. " beni kendine çekip kafamı göğsüne yasladı. Saçlarımı okşarken o kelimeyi ikinci defa kullandı " sakin ol güzelim sakin ol. Ben yanındayım. Geçti tamammı ,  artık geçti. Yanlız değilsin güzelim yalnız değiliz. " dedi. Rüzgar bana güven veriyordu. Yıllar önce kaybettiğim güveni. Yanımdaydı. Yanlız değildim. Ben , ben onun göğsünde ağlıyordum. Herkesin hayatında acılar vardı aslında. Kimisinin iki gün sürerken kimisinin ömür boyu peşini bırakmazdı acılar. Senin acın başkasının mutluluğuydu kimi zaman. Belkide bu hayattaki acı ölümdü. Sevdiğin bi insanı bir daha yanında olmamasıydı , bir daha sesini duyamamak , gülüşünü görememekti ölüm. Belkide bi insanı yaşarken öldürmekti ölüm. Belkide hayat en sevdiklerimizi alırdı hep ellerimizden. Babam öldükten sonra içimde kocaman bir boşluk oluşmuştu. Hiç kimsenin dolduramayacağı bir boşluk. Bu sevgi aşka benzemezdi. Bu sevgi çok başkaydı ve bu yüzden kimse ama kimse babanın yerini dolduramazdı. Babam konusunda çok hassastım. Çünkü onu kaybetmiştim. İlk zamanlar her an patliycak bomba gibiydim. 8 yaşımdayken intihar etmek istemiştim ben. Hatta ve hatta kalkışmışdım. Küçük bir kızın daha hayatın en güzel yönlerini görmeden ölmek istemesi sizce bu dünyayı ne kadar adaletli gösterirdi. Ben babamın neden öldüğünü bile öğrenmeye korkuyordum. İnsan nerden bile bilirdi küçük bir kızın psikolojisini. Nerden bilirdi her kızını gezdiren bir baba gördüğünde ağladığını. Bu kadar dolu gözüken hayat niye birden boş gelirdi gözümüze. Bence insanlar sevdikleri yanındayken değerlerini bilmeliler. İlla ölmesimi gerek onları ne çok sevdiğinizi hatırlamanız için. Ben onca şey yaşamama rağmen hala gülmeye çalışıyorsam siz niye herşeyi kafanıza takıyorsunuz. İnanınki hayat kendinizi üzmenize gerek duyucak kadar uzun değil. O nedemiş bu nedemiş kafanıza takmayın. Kendiniz olun. İçinizden geleni yapın. Seviyorsanız söyleyin. Her defasında dile getirin. Ben babama keşke bir kez daha seni seviyorum diyebilseydim diye geçiriyorum aklımdan. Düşüncelerimi dağıtmak istiyordum aslında. Zaten ağlamam yerini iç çekişlere bırakmıştı. Kollarımı onun beline samış öle yatıyordum göğsünde. Cüneytte benim hep yanımdaydı ama hiç onun göğsüne kafamı yaslıyıp ağlamamıştım. Aslında kimsenin önünde ağlamazdım. Ama Rüzgar'ın yanında kendimi tutamamıştım işte. Başımı okşarken bir yandanda " geçti güzelim geçti. " diyordu. Yavaş yavaş sakinleşiyordum zaten. Kafamı onun göğsünden çektiğimde saate baktım. Kıpkırmızı kan çanağı olmuş gözlerimle gözlerine bakmak istemiyordum. Onun yanında ağlamıştım bu yüzden bakmamak en iyisi olurdu bence. Saat sabahın 5 ’ iydi. Ne ara olmuştu bu kadar. Ne süredir ağlıyordum. Rüzgar kafamı kendi yüzüne çevirdiğinde gözlerimi ondan kaçırdım. " Masal gözlerime bak " demişti ama benim öle bir niyetim yoktu. Taki bağırana kadar. " Masal " bağırırken sesi uyarı doluydu. Gözlerimi gözleriyle buluşturduğumda " daha iyimisin ? " diye sordu. Kafamı olumlu anlamda sallayıp " teşekkür ederim " dedim.

" etme "

" neden peki "

" insanlara iyilik yapmayı sevmem ama sana yapıyorum işte. Bu yüzden bana teşekkür etme "

" peki etmem "

" bir insan anahtarını nasıl unutabilir
merak ediyorum "

" adı üstünde insan hani şu genelde hata yapan şeylere denen ad. Ayrıca benim burada kalmam için ısrar eden sendin. Hayır yani fikrin değiştiyse sölede bilelim "

" seni burada istemesem bırak evi emin ol çevresine bile sokmazdım. Ben sözümün arkasında dururum Masal senin gibi kaçmam. Konuya gelince ortamı yumuşatmaya çalışıyorum ve sen bunu anlayamıyorsun. Bence senin bilmen gereken şey kıt olduğun "

" sensin kıt. Misafirle nasıl konuşuyorsun sen öle. Annen sana hiçmi birşey öğretmedi " dediğimde öle bir baktıki yerin milyonlarca kat dibine girmek istedim. Magmayla temas bile edebilirdim o derece. Koyulaşan gözleri ölüm saçıyordu sanki. Bir kaç saniye sonra nefes almıyo bile olabilirdim. Beni bakışlarıyla da diri diri mezara sokmuştu zaten. Kalp atış ritmim sabah çalan alarm gibi kulağımı deşip geçiyordu. Acaba kapıya olan mesafeyi hesaplasammı diye bile düşünmedim değil. Rüzgar " öğretmedi tamammı öğretmedi. Hem kızım sanane benim annemden ya sanane. Bak seni hem ilk hem son kez uyarıyorum Masal. Hiç bir şekilde hayatıma burnunu sokma. İnan hiç acımadan kırmayı da bilirim " diye öle bir gürlediki tavandaki avize takla atan salıncak gibi sallandı. Yanı bu benim anlatma şeklim. Buradan çıkınca bir doktora görünsem iyi olurdu herhalde. Ben onun hayatıyla ilgili birşey demedim. Karıştırmadım. Niye kızdiki bana. Yok abi ya bu çocukla arkadaşlık beni aşar. Sen bana bırak birkaç bedeni epeyce büyüksün. Arkadaşlık yapcak başka insan kalmadı sanki. Hızla ayağa kalkıp kapıya yöneldim. Ayakkabılarımı ayağıma geçirip kapıyı arkamdan hızla çekerek hatta çarparak çıktım. Nedeni bilmediğim birşey için bana boşyere kızıyordu. Hayır ben sanki ona ne yaptıysam. Burası baya ıssız bir yerdi ve merkezede uzaktı. Bu saatte araba bulmam imkansız gibi bir şeydi. Hele bu üzerimdekiler düşünmeme hiç yardımcı olmuyorlardı. Bildiğin kıçım donmuştu abi. İstanbul'un soğuğu beni benden alırken elerimi birbirine sürtmeye başlamıştım. " hadi Masal bi çözüm bul ve hemen bu lanet olasıca yerden uzaklaş. " düşünürken aynı anda yürüdügüm için yola baya yaklaşmıştım ama araba beklerken bu gidişle soğuktan ölücektim. Kışın habercisi olan hava bedenimi yerle bir ederken hala bir çözüm yolu düşünüyordum. " hadi Masal çalıştır şu saksıyı biraz. " diye söyleniyordum içten içe. Yolun kenarından merkeze gittiğini düşündüğüm tarafa doğru yürümeye başladım. Bi 15 dakikanın ardından uykusuzluk ve soğuğun verdiği etkiyle kendimi yorgun ve bitkin bir halde buldum. Ayaklarım artık dayanamiyacağını gayet güzel belirtmişti bana. Boğazımdaki ağrıda zaten beni tetikliyordu. Soğuk iyice bedenimi sarsarken bilincimi yitimeye başladım. Ve en son hatırladığım şeyse ayaklarımın beni yarı yolda bırakması olmuştu.

***

Gözlerim hafif aralandığında başımda hiç tanımadığım bir adam duruyordu. Oldukça yakışıklı bir görünüşe sahipti. Hatta tam anlamıyla taştı. Yemyeşil gözleri vardı. Saçları kumral yada açık kahveydi galiba yanı şu durumda tam seçemiyordum. Saçları dağılmıştı. Üzerinde gri  bir tişörtü , siyah deri ceketi ve siyah bacaklarını saran bir pantolonu vardı. Siyah botlarıyla tam bir şaheser gibi duruyordu tepemde. Omuzları genişti ve bu halimle bile kaslarının baya gelişmiş olduğunu fark edebiliyordum. " iyimisin " diye sorduğunda kalkmaya çalıştım fakat açıkçası başarılı olamadım. Hızla kolumu destek verircesine tutup " yat istersen baya kötü görünüyorsun. Şuan hastanedeyiz. Seni yolun kenarında bayılmış bir halde buldum. Yakınlarından birini aramamı istermisin ? " dediğinde. " bayılmıymışmıyım. Ah tabi ya. EE şey bir arkadaşımı arasam iyi olur. " dedim. Arka cebinden telefonunu çıkarıp bana verdi. Hızla Buket'in numarasını çevirip başıma gelenlerin Rüzgarsız olan kısmını anlattım. Hemen yanıma geleceğini söyledi. Yarım saate kadar gelecekti muhtemelen. Telefonu bana yardım eden çocuğa uzatmadan önce saate baktım. Saat sabahın yedisiydi. Ben aramasam yarım saat sonra uyanıcaktı ama yinede onu rahatsız etmek istememiştim. Başka çarem yoktu ve o benim en yakın  arkadaşımdı. Kendimde biraz daha güç bulunca yattığım yerden doğrulup oturur pozisyona geçtim. Elimdeki telefonu uzatıp mahçupça " herşey için çok teşekkür ederim " dedim. " önemli değil. EE arkadaşın geliyormu " dedi. " evet geliyor " dediğimde " o zaman ben kaçayım. Sana tekrardan geçmiş olsun " deyip odadan çıktı. Belki beni yol kenarında bulmuş olmasa şuan ölü olabilirdim. Aklıma böyle şeyleri takmamaya çalışarak gözlerimi kapattım. Boğazım yanıyordu ve kolumdaki serum rahat haraket etmemi engelliyordu. Gözlerim hala uykuya çok açtı ve beynim artık uyuma emri ver ayağının altını öpem nolur diye yalvarıyordu. İç sesim ; ' valla bugünki yaşadıklarından sonra Bülent Ersoy'un göz farını senin geleceğinden parlak görmeye başladım ' diye ahıt yakıyordu. Benim tek sorunum ise kolumu oynatamamamdı. Valla bana uluşça bir alkış. Hayır can sıkıntısından iyice delirmeye başlamıştım. Doktor bey odaya girdiğinde " Masal hanım niye kendinizi yoruyorsunuzki " dedi.

" valla haklısınız doktor bey. Ben otururken bile yoruluyorum. "

" Masal hanım bu aralar kendinize dikkat etseniz iyi olur baya bi yıp.. " sözünü kesen bendim. " doktor bey doğruyu söyleyin kaç ay ömrüm kaldı. Üç , iki , bir yada okadar bilemi yok. Yoksa ben katarakt mı olcam bir daha göremiyecekmiyim. Ayzaymırmı olucam. Kanse.. " bu seferde doktor bey benim sözümü kesmişti. " ay yeter be kızım. Felaket tellalı gibisin. Yeminle seni alan adam yandı yahu. Mesleğimden soğuttun iki dakikada. Bi susta ben konuşayım. " dedi. Ah pis tıpı kazandın diye bir yerlerin kalkmış senin. Ne varya bende kazanıcam inşallah. Ozaman görüşelim doktor amica ozaman. " Neredeyse havale geçirecekmişsin. Eyer havale geçirseydin sakat bile kalabilirdin. " dediği an " bide bana felakat tellalı diyosun. Sende pek insanın içini açıcak şeyler söylemiyorsun doktor amca " dediğimde " en iyisi gelen yakınınla konuşayım ben " diyip yanımdan ayrıldı. Ardındansa odaya elinde poşetle , üzerinde gecelikle Buket girmişti. Direk bana sarılıp " iyimisin canım ? Bir şeyin yok dimi ? Ay sana birşey olucak diye çok korktum ya. Masal ağzına sıçıcam ama sen turp gibisin. Arabayı nasıl kullanıcağımı şaşırdım ben. Farkettiysen kıyafetlerimi bile değiştirmedim. Oha puflarımı bile çıkarmamışım " derken bir yandanda ayaklarına bakıyordu. Benimse mutluluktan gözlerim dolmuştu. Ne kadarda çok seviyordu beni. Aynı benim onun çok sevmem gibi. " gel buraya şapşal " diyip ona sıkıca sarıldım. " Masal ben doktorunla görüşücem ordanda çıkışını yaptırcam. Sende o ara hazırlan " deyip elindeki poşeti bana attı. " tamam " diyip serumu yerinden söktüm ve üzerimi değiştirdim. Rüzgar'ın kıyafetlerini de poşete koyup dışarı çıktım. Buket'te bana doğru geliyordu zaten. " Masal sen ne ara bu kadar hasta ettin kendini gulüm ya ve neden üzerinde en başta erkek kıyafeti vardı" diye sordu. " Rüzgar kendi kıyafetlerini verdi giymem için de. Senin kıyafetlerin onun arabasında alıcam ben bugün. " dedim. Hım gibi bir ses çıkardı. " bütün herşeyi detayıyla birlikte istiyorum " dediğinde " Berk eliyle yanağımı okşadı gibi birşey yaptı. " dediğimde  yoldan gözlerini alıp bana baktı. Evet biz şuanda arabadaydık. Ne kadar hızlıyız hesaplayın artık. Söylemiş olan gözleriyle " ne dedin sen. Oha ya neler olmuş. Masal nasıl hissettin ? " dediğinde " Malmısın kızım yola bak. dediğime pişman ettirme " dedim. " ama sende anlatmıyon. Merak ettim ne yapayım. "   derken bir yandanda yola döndermişti kafasını. " ama bir şey söyleyimmi Masal. Galiba siz gittikten sonra Berki dövmüşler. Hatta bi kızın aynı senin gibi kafası yarılmış. Harbi siz niye eve gittinizki ? " dediğinde nefes alıp almadığından şüphe ettim. " Buket önce bir nefes yahu. Bak Berki döven zaten Rüzgar. Kafası yarılan kızda benim ve yaranda Rüzgar. Zaten beni sonra hastaneye götürmüş Rüzgar. Hastaneden çıktıktan sonra da eli çok kötü olduğu için pasuman yapıcaktım. Ondan dolayı eve gittik. Gitmişkende karnımızı doyurduk. Biraz sohbet ettik. Sonra o beni hiç kimsenin bir kere bile girmediği müzik odasına götürdü. Beraber Cem Adria'nın - seni kaybettim şarkısını söyledik. Ruhumun rahatladığını hissettim. Sonra konu babamdan açıldı. Kendimi tutamadım ve ağlamaya başladım. Sonra o beni göğsüne yatırdı ve kolarını belime sardı. Tabi bende kollarımı ona sardım. Sonra bilmediğim bir nedenden dolayı bana kızdı. Ama öle böle değil. Ne yalan söyliyim korktum yani. Bende dayanamadım çektim gittim. Sonrada soğuktan dolayı yığılıp kalmışım. Gözlerimi açtığımda hastanedeydim ve başımda taş kelimesine anlamını yitittircek bir çocuk vardı. Beni o bulup hastaneye getirmiş. Zaten sonrada onun telefonundan seni aradım. " dedim. " Masal sen bu çocuğa karşı birşeyler hissediyor gibisin sanki " dediğinde sinirle ona bağırdım " saçmalamay Buket ya. O mal herifin  nesini seviyim ben ya. O öküz sevgiyi hakediyor sanki. Hem aşk , sevgi bu kadar kolay birşey mi. Aşık olmak herşeyden vazgeçmektir. İnsanlar nasıl bunu bu kadar kolay hale getiriyor. Bir çocukla göz göze gelirsin. Sohbet edersin sonra o gün içinde hemen ben aşık oldum. Aşık falan olduğu yok. Çocuk bir daha tınlamasa aman boşver diyip geçiyolar.  Bu kadar kolay olmamalı. Bir ayrılık acımiyacak kadar basit olmamalı. O kalp ordan buraya uçmamalı. Tek bi kişide sabit kalsın ve o kişide basit olmasın. Ne kadardır tanıyorumda birşeyler hissediyim ona karşı. Hem o en son kişi bile olamaz. " dedim. Evet olamazdı. Yanlış tanımlamıştım belkide. Durduk yere suçsuzken bana bağıramazdı. Ben ona dostça yaklaşmışken bunu yapmamalıdı. Ben her önüne gelenle samimi olan bir insan değildim. Zaten bundan sonrada bir daha konuşmazdık herhalde. Çünkü o yaptığını aklımdan atamıyordum. Adını dahi bilmediğim çocuk olmasa onun yüzünden ölebilirdim. Nasıl bir vicdandı bu ya. Oysa hiç öle gözükmüyordu. İlaç almıştı ne biliyim yanında olmuştu. Vicdanı olduğunu düşünmüştüm. İnsan hiç mi merak etmezdi. Esip gürledikten sonra geride kalanı hiçmi düşünmezdi. " Masal ben özür dilerim. Ya valla sadece senin için dedim. Hanı bu Berk seni sevmiyorya. Allah'ın malı tabi orası ayrı. Belki dedim belki Berk dışında birini seversen mutlu olabilirsin " dediğinde ona samimice gülümsedim. Hiç bilmezmiydim. O benim her zaman iyiliğimi istemişti. Zaten dediklerindende pişmandı. " asıl ben özür dilerim. Abartım galiba. " dediğimde " hayır mal. Hemen de suçu kendi üzerine alıyorsun. Suçlu benim " dedi çocuk gibi konuşarak. Çok tatlı oluyordu kerata. " ya buket benim yerime kıyafetleri sen alsan. Rüzgarla muhattap olmak istemiyorum. "

" tamam bebeğim tamam. Ben isterim sen sıkma canını " dedi içten bir tebessüm ederek. Eve varmıştık. Hızla Buket'in odasına gittik. Telefonumu alıp annemi aradım. Annemle konuştuktan sonra Buket formalarını giyerken bende yardımcılarının hazırladığı kahvaltıyı yaptım. Oda oturacağı sırada " hadi kalıyoruz sende ben üzerimi giyerken bizde atıştırırsın " dedim. En başta ıh mıh etsede sonra kabul etti. Hızla çıktık ve bizim eve gittik. Ben hızla odama çıkarken aynı hızda Buket'te mutfağa saldırdı. Kimin kankası be. Hızla formalarımı giydim. Etek boyumu dizimin üstünün üstünün üstüne getirip giymiştim. Siyah opak çoraplarımı ve yünlü kapsonlumuda giydikten sonra  çantama gerekli kitap ve defterleri koydum. Aynanın karşısına geçip saçlarımı düzleştirdim ve aşşağı ya indim. Buket yiyecekleri fondiplerken " hadi geç kalıyoruz " diye bağırdım. Hızla gelip kabanını giydi tabi bende kabanımı giymiştim. Havalar bir anda nasıl bu kadar değişmişti hala anlamış değildim. Botlarımızı giyip çıktığımızda şapka takmadığım için baya bir pişman olmuştum. Bu nedenle hızla arabaya bindim. Okula geldiğimizde Berki kalorifer dibinde tek bulunca yanına gittim. Zaten Buket'te ne yaptığımı farkettiki hemen sınıfa gitti. Berk'in karşısına geçtiğimde " şey ..... Eee sen iyimisin ? " diye şüpheyle sorduğumda samimi bir şekilde " iyiyim de asıl sen iyimisin başın kötü olmuş. " demesini gerçekten beklemiyordum ama dedi. Hemde derken yarama dokunuyordu. " şey ben iyiyim. Dün için özür dilerim. "

" sen neden diliyorsunki ? Bütün suç o Rüzgar piçinin " dediğinde kaşlarım çatıldı.

" düzgün konuş " dediğimde bu dediğime şaşırmıştı. Açıkçası tanımadığı bir insan konusunda böle davranması kanıma dokunmuştu. Rüzgar'a ne kadar kızgın olsamda bu tarz laflara dayanamıyordum. " efendim "

" diyorumki ayıp değilmi " 

" gerçekler kızım bunlar o kadın olmasaydı şimdi " dedi ve sustu. Şimdi ne. Hayır yanı ne. Devamını beklercesine bakıp " şimdi " dedim. " boşver " diyerek kestirip attı. " neyse ozaman ben gidiyim " deyip hızla yanından ayrıldım. Yere bakarak hem düßünüyor hemde yürüyordum.O kadın dediği Rüzgar'ın annesi oluyor galiba. Ay iyice allak bullak oldu kafam. Peki şimdiden sonrası ne. Şuan valla annemin ne hissettiğini anladım. Bende hep birşey söyliycem diyip. Ay ama söyleyemem derdim. Şuan valla yaptığından utandım. Bu sabah annemlede konuşmuştum. Ela'nın elbisesini kuru temizlemeciden alıcakmış. Bende dedim gitmişken benim yerimede bağ.. Düşüncelerimi bölen çarptığım sert bir bedendi. Kafamı kaldırdığımda o kişinin aslında bir sümsük olduğunu görünce hemen onun önünden geçip yürümeye başladım. Tabi oda benim peşimden geliyordu. Hani biz aynı sınıfta okuyoruzya. Sınıfa gircekse niye sınıfa ters tarafa doğru gitmişti. Aman sanki bananeyse be. Rüzgar Betül'e " kalk "dediğinde Betül " hayır kalkmıyorum. Git kendine başka bir yer bul. " dedi. Rüzgar kaşlarını öylemi der gibi kaldırıp " sen bana emir mi veriyorsun. Sen ve benim dediğimi yapmamak. Kaşınma bence.  " dediğinde Betül'ünde etkilendiğini gördüm. Ben bile tırsım tırsım sinmiştim yerime. Betüle birşey söylettirmeden " tamam Betül hadi kalk. Lütfen " dedim. Betüle zarar gelmesini hiçbir zaman istemezdim ve Rüzgar tehlikeliydi. O karanlığın oğluydu. Betül'e gözlerimlede işaret verince yanımdan kalktı. Tam diğer sıraya geçeceğinde Betül'ün kolunu tuttu ve kulağına birşey fısıldadı. Pür dikkat onları inceliyordum. Buketin rengi sanki çekilmiş gibiydi. Yerine oturdu. Rüzgar yanıma oturduktan sonra kulağıma eğilip " o eteğin boyu ne. Sen biryerlerini göstermeye meraklı kızlardan değildin. " dediğinde iyice tepem attı. " sanane ya benim etek boyumdan. Sanane benden SANANE " diye son kelimeyi vurguladım. " nerden geliyor bu özgüven "

" ebeninkinden "

" ileri gidiyorsun. ! Bence sınırları aşma "

" senden korkmuyorum. Seni soy ismine güvenen ego yığını "

" MASAL " diye gürlediğinde kendimi susturmam gerekirken içimdeki öfkeyi kustum. Bu sefer bağıran bir tek o değildi. 

" ne Masal ya ne Masal " dediğimde ayağa kalkmıştım ve bütün sınıf bize bakıyordu. Rüzgar sınıfa göz gezdirip " hepiniz dışarı çıkın " diye bağırdı. Çocuğun nasıl bir etkisi varsa bütün sınıfta sadece üçümüz kalmıştık. Rüzgar Buketin çıkmadığını görünce ona doğru yöneldi. Önüne geçtim ve ellerimi göğsüne koyup onu durdurmaya çalıştım. Tabi bir yandanda Buket'e  bağırıyordum. " Buket lütfen çık. Beni seviyorsan çık " dediğimde sınıftan çıktı ve bir tek ben ve Rüzgar kaldık. Üzerine yürümeye başlayınca bende geri geri gitmeye başladım. Bu lanet olasıca hoca neredeydi. Sırtım duvara çarpınca Rüzgar ile duvar arasında sıkışıp kalmıştım. Açıkçası korkmuyor değildim. Kolarını iki yana kaldırıp yanımdan duvara koydu. Gözlerimin içine bakarak. " özgüvenine ne oldu ? " diye fısıldadı kulağıma. Ona oranla benim sesim şiddetli çıkmıştı. " Rüzgar bırak beni "

" bırakmassam "

Git gide yakınlaşıryordu sanki. Nefesini nefesimde hissediyordum.

" bıraktırırım " dedim fakat çok imkânsız görünüyordu.

" hala yapmadığına göre halinden memnunsun " dedi çarpık çarpık sırıtırken. Ellerimi göğüslerine koyup onu ittirmeye çalıştım fakat bir gram dahi oynamadı.

" Rüzgar hayvan gibisin ya bırakta geçiyim "

" senden güçlü olduğumu kabul ediyorsun yani "

" Allah'ın bildiğini kuldan saklamaya gerek yok "

Komik bulduğunu gösterir gibi güldü. " ya Masal nasıl bi anda benim düşüncelerimi değiştirebiliyorsun ? " dediğinde bildiğin " he " dedim.

" etek diyorum. Kısa diyorum. Uzat diyorum "

" bende sanane diyorum. Bak Rüzgar kafan esince öle  gelip bana karışamazsın. Dünki gibi hiçbirşey yapmadığım halde bana kızamazsın. Anladınmı " dediğimde sesim kırıldığımı belli eden tondaydı. Eyer o çocuk beni bulamasaydı öle bilirdim. Ama o beni umursamamıştı bile.

" Bilmediğin şeyler var masal. Sana durduk yere bağırmadım. Sen hiçbir zaman neden bağırdığımı bilemiyeceksin. Dün senin peşinden geldim ama seni bulamadım. Belkide biraz geç gittiğim için bulamadım. He bide karışırım. Benim canım karışmak istiyorsa karışırım. Peki sen bunu anladınmı. " dedi. Ne yani gelmişmiydi. Aman gelse nolurki sanki. " ya Rüzgar başlıcam ama canına he. Karışamazsın bana ya karışamazsın " dedim.

" bak çirkin beni zorlama. Dediğimi yapan biri olduğumu az çok öğrenmiş olmalısın "

" iyi bende dediğini yaptıramadıkların arasına gireyim ozaman. Bu kadar bencil olma. "

" Masal sabrımın sınırlarını geçmeni pek tavsiye etmem "

" senin tavsiyelerine ihtiyacım yok. Çık önümden "

" MASAL. ! "

sesi fazlasıyla uyarı doluydu. Sabrı artık taşmak üzereydi. Son raddeye gelmişti ve ağzımdan çıkıcak kelime sabrını bitirebilirdi. Açıkçası ondan korkuyordum. Kahve gibi huzur veren gözleri uçurum gibi bakıyordu. Üzerimde etki kurmasından nefret ediyordum.

" Rüzgar neden bunu yapıyorsun " sesim fısıltı gibi çıkmıştı. Elleri tişörtümün altına kaydı. Hafifçe kaldırıp eteğimin kıvrılmış olan tarafını geri indirdi. Eteğimi düzeltip tişörtümüde indirdi.

" böle daha tatlı oluyorsun " dediğinde kalbimin atım ritmi değişmişti sanki. Hızla onu ittirip kapaya doğru hızla yürümeye başladım. Rüzgar kolumdan tutup beni kendine çekti. Bir eli belime inerken diğer eli hala kolumdaydı.

" benden kaçma Masal. " diye kulağıma fısıldadı. Sesinin tonu bile harikaydı. Nefes alış verişim hızlanırken " ka-kaçmıyorum " dedim.
" kaçıyorsun "

" özür dilerim " dediğimde ne kadar saçma birşey söylediğimi düşündüm. Heyecandan ne yaptığımı bilemiyordum resmen ya.

" sana bağırdığımda eyer seni kırdıysam beni affet. İçimdeki fırtına dinmiyor Masal " dedi. Ne fırtınasından bahsediyordu. Rüzgar , Rüzgar benden kısmi anlamda özürmü dilemişti.

" bırak o fırtınada ellerini tutayım Rüzgar. Bırak seni savurmasına izin verme. Anlat derdine ortak olayım. Anlatki sırtındaki yükü paylaşayım. " dedim. Bu sefer onun kulağına fısıldayan bendim. Gözlerine yükleyemediğim bir anlamla bakıyordu. Öyle bir bakıyordu ki insanın nefesi kesiliyordu. Öyle bir bakıyordu ki insan eriyip bitiyordu. Neydi bu. " Masal sana bir şey itiraf etmem gerekirse bu beni gerçekten etkilemiş olan olur. Bu ölmek isteyen birini tekrar hayata getirmek gibi birşey. Onca şeye rağmen hala iyiliğimi istiyorsun. Ben bugün yüzüme bakmassın diye düşünürken sen bana yardım etmeye çalışıyordum . Dün başına ne geldiğini , hangi hastanede kaldığını , hangi doktorun seninle ilgilendiğini biliyorum. Benim yüzümden çekip gittiğinde iliklerine kadar donduğunu biliyorum. ölme noktasına geldiğini biliyorum." dedi. Ne yani benim için bunları araştırmış mıydı yada araştırtmışmıydı. Rüzgarın beklenmedik şeyler yapması kafamı karıştırıyordu.

" şey ben gidiyim " dediğimde ellerinden kurtulmuştum. Hızla dışarı çıktığımda Buket'in kolidorun başında beni beklediğini gördüm hızla yanıma gelip " ne oldu " diye sordu tabi ben o sıra derin derin nefes almakla uğraşıyordum. " anlatıcam ama önce dışarı çıkalım " dedim. Kafasıyla onayladığında merdivenlere yönelmiştik. Arkama dönüp baktığımda Rüzgar'ında dışarı yeni çıktığını gördüm. Hızla kafamı çevirip merdivenleri birer ikişer inmeye başladım. Dışarıda bir banka geçtiğimizde Bukete herşeyi anlattım. Ağzı açık beni dinlemişti. " kızım Masal varya sizin aranızda birşey olucak demedi deme "

" Ya sen malmısın Yoksan tipinmi öle gösteriyor. Ben anlamıyorum ki sen bu düşüncelere nasıl kapılıyorsun. Doğruyu şöyle dün barda sendemi kafayı vurdun "

" Ya Masal asıl sen salakmısın. Kızım çocuk sana senden etkilendiğini söylemiş. Benden kaçma demiş. Seni önemsediği için neler yapmış. Hele sen dün ne hale gelmiştin onun yüzünden bugünse hemencik affediyorsun. Kızım ben senin Merveyle bir yıl küs kaldığını bilirim. Sen inat bir kızdın maşallah çocuk sana her dediğini yaptırıyor. " dediğinde bu sefer ben ağzı açık onu dinledim. Harbi bana ne olmuştu böle.

" Ne olursa olsun Buket onunla ikimiz biz olamayız. Anlıyomusun olamayız "
" bu laflarını gelecekte yuttururum. Her şeyi zaman gösterir canım. "

" Zamanın göstereceği tek şey arkadaş olmamız olabilir. "

" hıhı canım hıhı "

" of seninle de iki muhabbet edilmiyor ya. Asıl sen söle Rüzgar senin kulağına ne dedi "

" seninle sonra görüşücez dedi. Ay bende çok korktum ya. "

" valla benim oturduğum yerden bakınca gayet korkmuştun "

" yok be kızım abartıyorsun. Zaten senin şansına derste boştu. İkinci derste boş. Hulki hoca hastaymış. "

" e süper. Ozaman ben bir annemle konuşayım "

" iyi hadi ben seni kantinde bekliyorum " diyip okula girdi. Bende telefonumu çıkarıp annemi aradım.

" Alo annecim "

" Alo kızım. Ben iyiyim. Sesin iyi geldiğine göre sende iyisin.Ben eve geldim. Elanın elbisesinide kuru temizlemeden aldım.  Asiy'e teyzende iyi. Bende şimdi iş bakıyorum bu nedenle sorucağın bütün soruları cevapladım bay bay "

" ne işi anne ya. Anne. Anne. Aaaa yüzüme kapatmış "

Bu annem neden iş arıyorki ya. Neyse sabaha öğrenirim. Ayağa kalkıp kantine gittim. Buket'in yanına oturmadan " aşkitoşkuşum ben kahve alıp sınıfa çıkıcam. Malum tıp kazanmak kolay değil test çözcem. Bide matematikte anlamadığım yer var Mahmut hocayı boşta bulursam ders anlattırıcam " dedim. Kafasını olumlu anlamda sallayıp  " tamam canım ben buralardayım " dedi. Kahvemi aldım ve sınıfa çıktım. İçeriye ilk girdiğimde boş sanmıştım fakat cam kenarındaki arka sırada uyuyan Rüzgar'ı görene kadar. Yavaşça yanına gidip şöyle bir inceledim. Elini yanağının altına koymuş öylece uyuyordu. Yüzü benden tarafa dönüktü. Aslında bebek kadar masumdu uyurken. Bir kızı fena şekilde etkileye bilecek şekilde bir yüzü vardı. Yüz hatları belliydi. Kirpikleri uzundu. Saçları gözlerinin tonundandı ve dağınıktı. Açıkçası dağınık hali hiç fena değildi. Cam açıktı ve esiyordu. Zaten havalar soğuktu. Şurda iki dakika dışarı çıktık valla götüm başım donmuştu. Hasta olmasın diye üzerine hafifçe eğilerek camı kapatmaya çalıştım. Fakat boyum yetmiyordu. Biraz daha Rüzgar'a yaklaşmıştım. Tam camı kapatacağım sırada bir anda belimden tutup beni kendine çekti. Neye uğradığımı anlayamadığım için benim ellerimde onun göğüslerine düşmüştü. Resmen şuan o sıraya uzanmıştı bende ona. Vallahi kalbimin atış ritmi değişmişti. Öle bir bakıyordu ki insan kendinden geçiyordu. Ben bu kadar yakışıklı olduğunu daha yeni farkettiğime göre kesin ben de eskiden bi kataraktlık vardı. Ben onun gözlerine bakarken o benim dudaklarıma bakıyordu. " ee.... şey ben. Hasta olma diye şey etcektim " dediğimde hala dudaklarıma bakıyordu " ney etcektin "

" şey işte ya şey. Of ne diyorum ben ya. Sen bi şöyle bakmasana. "

" nasıl bakmiyim "

" ee...şey bo-boşver ya. Şey ben hasta olma diye camı şey etcektim. Yani kapatcaktım. "

" sen beni düşündün yani "

" kim ? Ben mi ? Yok canım. İnsanlıktan şey etcektim ben. "

" şu şeyler ney gerçekten merak ediyorum "

" valla ikimiz bu pozisyondayken bende ne dediğimi pek bilmiyorum " deyip üzerinden kalkmaya çalıştığımda belimdeki ellerini dahada sıkılaştırdı.

" şey beni bıraksan diyorum "

" neden ? Sağlıklı düşünemiyormusun ?  " dediğinde ellerimle göğsüne yavaş yumruklar indirdim.

" salak salak konuşma ya. Bırak hadi beni "

" peki "  deyip beni bıraktığında hızla ayağa kalktım. Üzerimi düzeltip sırama oturduğumda oda gelip yanıma oturmuştu. " sen uyumiycakmıydın ? "

" cık. Uykum kaçtı. "

" ee...şey böle boş boş oturcakmısın "

" boş boş oturcağımı da nerden çıkardın "

" hiç de ne yapıcaksın "

" seni izliycem " dedi çarpık çarpık sırıtırken.

" espiri anlayışına hayranım "

" bir tek onamı "

" egoistlik yapmasan " dedim ona sırıtırken.

" genimde var "

" hay genine "

" efendim "

" diyorumki oyalama beni ders çalışıcam "

" hangi dersi "

" matematik "

" geçen sana ders anlatcaktımda anlatamamıştımya şimdi anlatcam "

" anlatır mısın gerçekten "

İçten bir şekilde gülümseyip " evet " dedi." tamam ozaman " deyip konu anlatımlı test kitabı çıkardım.

***

Tam yarım saattir bana ders anlatıyordu. " hadi bakalım bunuda sen çöz " dediğinde gösterdiği soruyu çözmeye başladım. Ben çözerken oda beni izlediği için konsantrasyonumu toplayamıyordum. Tam soruya odaklandığımda saçlarımla oynamaya başladı. Parmağına dolayıp bukle bukle yapmaya çalışıyordu. Daha fazla dayanamayıp " aaa Rüzgar konsantrasyonumu bozuyorsun ya " dedim. " sen şuna çözemiyorum desene "

" sen çözdüysen ben hayde hayde çözerim bi kere "

" dedi az önce benden ders dinleyen kız "

" böle kafama kakçağını bilseydim anlattırmazdım "

" hiç öyle bir şeyin girişiminde bulunmadım "

" dedi az önce öyle bir girişimde bulunan çocuk "

" laf çalıyorsun ama " dediğinde tam cevap verecekken tenefüs zili çaldı.  " neyse ben Buket'i bulucam. Ders anlattığın için çok teşekkür ederim. "

" etme"

" peki " diyip sınıftan çıktım. Kantine doğru ilerlerken. Berk'e çarpmıştım. " ee...şey ben özür dilerim. " dediğimde gülümseyerek " önemli değil " dedi. Bende gülümseyip gideceğim sırada Rüzgar'ın sesini duydum. " MASAL ! " diye bağırmıştı. Sesi sinirli geliyordu. Ya ben gene ne yaptım. Arkamı döndüğümde sınıfın  kapısında Berk'e sert bir biçimde bakıyordu. Sanarsın Berki öldürcek. Hızla Rüzgar'a doğru gideceğim sırada Berk birden bileğimden tuttu. " burada kal " dediğinde " Berk bıraksana Rüzgar'ın yanına gidi.. " dememe kalmadan Berk'in suratına sert bir yumruk indi. Rüzgar Berk'in üzerine çıkmış yumruklarını indirirken " senin o elini kırarım piç kurusu " diye bağırıyordu. Rüzgar'ın dün gece yaptıkları aklıma geldikçe çıldırıyor gibiydim. Çocuğu ne hale getirmişti. Hızla kollarından onu çekiştirmeye çalıştım. Ama nafileydi. Onların gruptan çocuklar gelip Rüzgar'ı zar zor durdurmuşlardı. Berk'in grubuda Berki toplamıştı. Rüzgar'ın elleri kanlıydı. Bu olanlara inanamıyordum. " Rüzgar sen ne yaptın " dedim. Gördüklerim inanılacak gibi değildi. Rüzgar " bırakın lan " diye bağırdığında bütün adamları bi anda Rüzgar'ı bırakmıştı. Adamları dediğim grubundaki arkadaşları oluyor. Rüzgar bi anda bileğinden tutup beni sürüklemeye başlayınca neye uğradığımı şaşırdım. Hızlı bir şekilde okuldan çıkıyorduk. Neye uğradığımı şaşırmış vazityetteydim. O kadar sinirli gözüküyordu ki ağzımı açmaya korkuyordum. Arabasının yanına geldiğimizde kapısını açıp beni bildiğin içine fırlattı. Derin derin nefes almaya çalışıyordum. Şuan gerçekten fena derecede korkmuştum. Gözlerinden adeta ateş çıkıyordu. Bu hali beni oldukça korkutmiştu. Direksiyonun başına geçtiğinde hızla arabayı sürmeye başladı. Bildiğin fişek gibi uçuyorduk. Her an kaza yapabilirdik. " HAYIR BEN ANLAMIYORUM SEN ONUNLA NE KONUŞABİLİRSİNKİ YANİ NE KONUŞABİLİRSİN. BİRDE KOLUNU TUTUYOR ŞEREFSİZ PİÇ. HAYIR O ELİNİ İLLAKİ BİYERİNEMİ SOKMAMMI GEREK. !!! " diye bağızdığında daha feci sinmiştim yerime. Cidden neydi onu bu derece kızdıran. Onun yanına geliceğim sırada Berk'in buna engel olmasımı. Her dediği olmak zorunda sanki. " Rüzgar bi sakin olurmusun lütfen. Yalvarıyorum sakin ol "

" ne sakin olmasından bahsediyorsun kızım sen. Ben sana Berkle konuşmiycaksın demedimmi. "

" ya ben senin her dediğini yapmak zorunda mıyım. Rüzgar kendine gel ya kendine gel. Konuşup konuşmamam seni niye bu kadar ilgilendiriyor. Bak araba kullanıyorsun lütfen sakin ol. "  

" Masal ! Beni çıldırtma. Konuşmiycaksın dedim sana. Bir daha konuştuğunu görmiycem. Sinirlerini tepeme getirme. "

" sen kim ile konuştuğuma karışamazsın. Asıl sen benim sinirlerimi tepeme getirme. Sen kim sin oğlum he. Sen kimsin ? "

" ebeninkiyim Masal. Ya şu bi sikim olmayan Berk ile ne bok yemeye konuşuyorsun. Konuşmiycaksın. Karışırım kimse bile olsam KARIŞIRIM !!! " diye son kelimeyi vurgulamıştı. Git gide gaza daha çok yükleniyordu ve artık korkumda başka bir boyuta geçmişti.

" Rüzgar lütfen sakin ol ve durdur şu arabayı. Korkuyorum. " dediğimde kendini sakinleştirmeye çalışıyordu. Fakat pek tesir etmiyordu sanırım çünkü Rüzgar gitgide dahada sinirlenmişti. " Rüzgar , Rüzgar lütfen dur. Dur ne olur dur  ben çok korkuyorum. " dediğimde beni duymuyor gibiydi. Gittiğimiz yerin sonu uçurumdu ve Rüzgar kendinde değildi. En son söylediğim şey " Rüzgarrrrrr " diye bağırmam olmuştu sanırım.

Uzun bir bölümle sizlerleyim sevgili okurlarım. Sizden ricam vote vermeniz. Sizin verdiğiniz voteler beni gerçekten çok mutlu ediyor. Hepinizi çok ama çok öpüyorum ve bölümle ilgili yorumlarınızı bekliyorum.

Continue Reading

You'll Also Like

696K 38.6K 63
Siz: Selamünaleyküm beyefendi Hayırlı Doktor Kısmet: Aleykümselam, kimsiniz? Siz: Teravihte annenizin numaranızı verip, doktor oğlum diye övdüğü kişi...
418K 20.7K 54
Acemice yazılmış kitap . Yazım yanlışları olabilir. MANTIK ARAMAYIN. Amaç sadece eğlenmek size diyolar ki bebekken karışmışsınız WHAT THE FUCKKKK
6M 526K 101
enes: sizinkiler kısa oluyormuş doğru mu? zixuan: gel göstereyim 2018-2019
10M 541K 78
On sekizinci yaş gününde tanımadığı numaradan gelen mesaja cevap veren bir garip genç kızın hikayesi. Mesajı atanın kim olduğunu ve neler yaşanacağın...
Wattpad App - Unlock exclusive features