12.08.2012
Sevgili Günlük,
Bugün buraya her zamanki o sıkıcı, sıradan günlerimden birini yazmayı o kadar çok isterdim ki... Yazmak bana hep iyi gelirdi. İçimde tutup da kimseye söyleyemediğim ne varsa sana dökmek beni hafifletirdi. Kimse beni anlamazken sen anlıyordun. En azından yargılamadan dinliyordun...
Ama bu gece farklı. Bu gece hayatım kendi ellerimden kuş olup uçacakmış gibi hissediyorum. Henüz 15 yaşındayım. 15! Bu yaşta öz annem ve babam tarafından evlendirilmek istenmem hangi kitaba sığar? Hangi vicdana sığar?
Babam, 'Senin iyiliğin için,' dedi.
15 yaşındayım baba! İyilik dediğin bu mu?
Galiba hayatımın dönüm noktası tam burası sevgili günlük. Uçurumun kenarı tam burası...
-Zeynep
Zeynep, olduğu odanın kapısı aniden açılınca günlüğünü hızla yastığının altına sokuşturup yorganı üzerine çekti. Gelen annesiydi. Ona arkasını dönüp yatarak, konuşmak istemediğini belli etmeye çalıştı. Ama annesi gitmek yerine gelip yatağın kenarına oturdu ve usulca saçlarını okşamaya başladı. Zeynep'in gözleri dolarken, ağlamamak için alt dudağını dişlerinin arasına hapsetti.
Canı çok yanıyordu...
"Annem..." diye mırıldandı annesi, şefkat dolu bir sesle. Zeynep'in kalbi paramparça olmuştu. 'Sen benim annemsin, beni nasıl ateşe atarsın?' diye veryansın etti içinden. Her seferinde
Bütün çocuklarımı aynı seviyorum, diyen o klasik annelerin aksine, Benim Zeynep'imin yeri çok ayrı diyen annesiydi bu.
"Kızım, ben senin kötülüğünü ister miyim hiç? Neden anlamak istemiyorsun? Çocuk kendi akrabamız, huyunu suyunu biliyoruz. Hem yurt dışına gidersin, orada rahat edersin. Okulu kazanamadın diye baban düz liseye göndermem diye diretiyor. Ne yapacaksın bu evde? Git, kurtul kızım." Zeynep daha fazla dayanamadı, gözünden kopan yaşlara mani olamadı. Yastığa ardı ardına düşen yaşlar kılıfı sırılsıklam etmişti.
"15 yaşındayım anne..." diye fısıldadı acı içinde. Sesindeki o çaresizlik odayı doldurdu.
"Hemen evlen demiyoruz ki sarı papatyam. Üç yıl sözlü kalacaksınız. Baktınız anlaşamıyorsunuz, biter bu iş. Biz seni hemen evlendirmek istemiyoruz ki, reşit olunca-" Hırsla yattığı yerden annesine döndü Zeynep. Her şey o kadar saçmaydı ki, aklı almıyordu.
"Sevmediğim bir adamla nasıl evleneyim anne? Hem neden ablam değil de ben!" Ablası Ceylan, kendisinden iki yaş büyüktü. Esmerdi, kaşı gözü kalemle çizilmiş gibiydi. Yüzünde kusur aramak isteseniz bile asla bulamayacağınız bir güzelliği vardı. Zeynep ise onun tam zıttıydı sarışın, mavi gözlü, kumral saçlıydı. O da güzeldi elbette ama hiçbir zaman ablası kadar dikkat çekici olmamıştı.
"Zahide teyzen seni görmüş kızım. Çok güzeldi diyor senin için, huyunu da çok beğenmiş. Oğlu da mahalledeki o düğünde görmüş seni."Bahsettiği kadını en son birkaç ay önce marketten çıkarken görmüştü Zeynep. Kadın o gün ona o kadar dikkatli bakıp, öyle tuhaf bir ilgiyle konuşmuştu ki Zeynep bile şaşırmıştı. Demek sebebi buydu.
"Cuma günü gelsinler kızım. İstemezsen hayır dersin." Başını iki yana salladı Zeynep. İstemiyordu.
"Reddetme Zeynep. İstemediğin hiçbir şey olmayacak, inan bana."Gözyaşlarının arasından annesine baktı.
ESTÁS LEYENDO
GİRDAP [Gerçek Hayat Hikayesi]
No FicciónTamamiyle gerçek bir hayat hikâyesidir... On beş yaşında omuzlarına yüklenen ağır bir nişan tepsisi... Zeynep o tepsiyi devirip kendi hayatını seçtiğini sanırken, aslında karanlık bir girdabın tam ortasına düştüğünden habersizdi. Bir yanda bütün...
![GİRDAP [Gerçek Hayat Hikayesi]](https://img.wattpad.com/cover/251645035-64-k170039.jpg)