Cama vuran yağmur damlarının akışını izlerken daldığım düşüncelerden miniğimin ayaklarının parkede çıkardığı sesle çıkmıştım.
Zaten benim karanlıkta kaybolmayışımın en yegane sebebi değil miydi bu bu minik ayakların, minik ellerin ve zeytin gözlerin sahibi olan kendisi küçük ama yüreği dünyadan büyük olan küçük adam .
"Anne"
Minik dudaklarını oynatarak söylediği bu kelime yüzüme küçük de olsa bir tebessüm oturmasını sağlamıştı.
Şimdilik sadece bir kaç kelimeden başka söyleyemiyor olsa da beni anlar gibi bakması ve koynuma girmesi bana tüm yalnızlığımı unutturuyordu .
"Birtanem , ne oldu?"
Zeytin gözlerini kıpırdatıp minik parmaklarıyla yağmuru göstermişti,anlamıştım minik dünyasına akan bu su damlalarına anlam vermemiş olsa gerek kaşlarını çatmış bi şekilde bakıyordu pencereye.
Yüzüme tebessüm koyarak ;
"Bunun adı yağmur" dediğimde tekrar etmesi ve tam söyleyememesi beni güldürmüştü
"Yamur"
"Evet minik adam yağmur."
Eğlenceli dakikalarımız bölen bir zil sesi olmuştu, kucağımdaki miniğimi koltuğa koyduktan sonra kapıya yönelmiştim merak edip geleceğini bildiğim için uyarma gereği duymamıştım.
Kapıyı açtığımda ev sahibimi görmek beni şaşırmamıştı zira işten ayrılmam sebebiyle veremediğim kira dolayısıyla bu ara çok sık görüşüyorduk
"Merhaba Ahu hanım"
Meymenetsiz suratına karşı yüzümü buruşturmamak için çok çaba sarfetmiştim bu kısa süre içinde
"Buyrun İhsan bey, biliyorum kira için geldiniz ama bakın daha bir iş bulabilmiş değilim iş bulduğum an ilk iş kirayı ödemek olacak."
Bu konuşmayı en az 4 kez tekrar etmiş olmanın rahatlığıyla söylemiştim.
"Biliyorum biliyorum tekrar etme.
Bak kızım ben yaşlıyım tek gelirim kira sabrettim sabrettim ama olmuyor pazartesiye kadar evi boşalt şu sabi hatrına 2 hafta verdim yoksa beklemenin anlamı yok"
Sözlerindeki haklılık payı sebebiyle omuzlarım düşmüştü.
"Peki İhsan bey en kısa sürede boşaltırım evi"
Elini kalkıp geçiştirdi bu cümlelerimi
"Haydi haydi kalın sağlıcakla"
Kapıyı örtüp miniğimi kucağıma aldığımda bir süredir aklımda olan düşünceler tekrar nüksetmişti.
"Evet Ege bey sanırım babaya gidiyoruz"
"Baba?"
"Evet minik adama baba,en azından kira ödemeyiz ha"
...
Oldukça yoğun geçen Son 1 haftadan sonra ailemden kalan son yadigarın için de olmak kendimi rahatlamış hissettirmişti.
Egeyi odasında uyuttuktan sonra alışverişe çıkmaya karar vermiştim, montumu giyip anahtarlarımı aldıktan sonra son kez miniğimi kontrol etmek için odasına yönelmiştim ki kapının sesini duymuştum.
Ege'nin uyanmaması için tekrar kapıya doğru koşturup acaleyle kapıyı araladığımda geçen senelerde sonra olgunlaşıp büyüyen ve bir genç kız olan Elife bakmıştım.
"Ahu abla,dönmüşsün!"
Büyük bir sevinçle söylediği sözler bu sözler mutlu olmamı sağlamıştı en azından beni bekleyen ve hala hatırlamaya değer bulan bir kişi vardı.
"Elif, ne kadar güzelleşmişsin"
Utanan yanaklarına bakıp yüzümdeki gülümsemeyi büyütmüştüm.
"Alışverişe gidiyordum gel hadi bana eşlik et "
"Olur abla bende zaten uzun zaman sonra eve birilerinin girdiğini görünce bir kontrol edeyim demiştim"
Birlikte merdivenlerden inip mahallenin bakkalına doğru uzanan yokuşu çıkmaya başladığımızda çekinen ama içinde belli bir merak olan sesini duymuştum.
"Zaten neden gittiğini de bir türlü anlayamadık ki sahi neden gittin Ahu abla ? Sen gittikten sonra herkes dağıldı hele de Agah abi yı-"
Uzun zaman sonra adını bir başka ağızdan duymak hücrelerimin bükülmesine sebep olmuştu hızla sözünü keserek;
"Kimseye bir şey söylemediler mi"
Yüzünde beliren şaşkınlıkla;
"hayır hatta adını bile anmak istemedi kimse be abla, ama ben seni unutmadım valla bak hatta Agah abinin nişanlandığını duyduğumda bile o kadar sinirlendim ki sanki siz hiç ayrılmayacaksınız gibi gelirdi hep siz bana masal kahram-"
Sanki hayattaki tüm bağım kopmuştu 'nişanlanmak' kelimesini duyduğumda .
Ne yani gerçekten hayatını yoluna koyabilmiş bir de üstüne nişanlanmış mıydı?
Ege gelmişti aklıma..
Şimdi ben nasıl diyecektim ona baban evleniyor diye ya da nasıl o na gidip bizim bir oğlumuz var derdim, zaten hayatını yeterince berbat etmemişmiydim.
Elifin sesiyle kendime geldim
"Ahu abla senin haberin yokmuydu"
Zoraki bir şekilde başımı hayır anlamında sallamıştım
Sonunda ulaştığım bakkala girip kendimde olmayarak aldığım bir kaç ürünün parasını ödeyip poşetleri elime alarak çıktım. Eve nasıl gelmiştim Elifle ne ara vedalaşmıştık bilmiyordum.
Gitmem mi gerekiyordu tekrar?
Eve girdiğimde Egenin yeni uyandığı belli olan sevimli suratına bakarak öpücük attım miniğime.
Hızlı bir şekilde yaptığımız yemeği yiyip, Egeyle oyun oynayıp, ortalığı topladıktan sonra son 2 haftada en az benim kadar yorulduğundan olsa gerek uykusu gelen küçük adama masal okuyarak tekrar uyumasını sağladığımda bende rahatsız bir uykuya dalmıştım.
Sonraki gün geldiğimi duyan ve sırf dedikodu için gelen komşularımı ağırlıyorum sorulan sorular genelde Ege üzerineydi çünkü onlar da anlam veremiyordu ayrılabildiğimize.
Agah'ın hayatını daha fazla mahvetmemek için bir yalan daha atmıştım ortaya; evlendim demiştim sanki yapabilirmişim gibi. Kocamın yurt dışında olduğunu da söylemiştim.
Sonunda boşalan odaya döndüğümde Egenin ilk defa bu kadar kalabalığa girdiğinden olsa gerek şaşkın suratına bakıp kucağıma almıştım
"Minik adam şaşkın adam mı oldu"
Utangaç bir gülümseme bahşetmişti bana can'ım
"Alışacağız birtanem alışacağız burda yaşamaya."
...
Ertesi gün
ilahi bakış açısı
Her zaman güzel kahkalara şahit olan kahvaltı masası bugün gergindi yaşlı kadın düşüyordu sabah komşularından duyduğu onlar için dedikodu fakat kendisi için duymanın en zor olduğu kelimeleri oğluna nasıl söyleyeceğini.
Yanağına konan öpücükle daldığı düşüncelerden çıktı.
Herkesin sofraya oturduğunu görünce yavaşca çayları koymaya başladı bu sırada gözleri kahvaltısını yapan oğluna kaydı yine eskiye mi dönüyorlardı?
"Oğlum?"
Genç adam annesine döndü, niye gergindi ki annesi ?
"Buyur annem"
Yaşlı kadın uzatmak istemedi
"Ahu dönmüş, sabah komşulardan duydum"
Genç adam duyduğu sözlerden sonra kaskatı kesilmişti dönmüş müydü yani geçen onca süreden sonra "ne zaman" diye sordu zoraki bir şekilde. "Bilmiyorum ama.."
"Ama?"
"Evlenmiş bir de çocuğu olmuş diyorlar"
Genç adam kalktı usulca masadan sahi kalkabilmiş miydi? nasıl çıkmıştı evden? nerdeydi şimdi ?
Akşam olduğunda önünde durduğu eve baktı usulca son 2 yılda olduğu gibi,tek bir fark vardı şimdi ışıklar yanıyordu.
Orda bir aile mi vardı şimdi?..
