Efra Güney
Hani herksin belirli günlerde belirli acıları depreşir ya işte o günlerden birini yaşıyorum bugün 17 Nisan yüzümün gülmesi gereken bugün benim kabusum olmuştu .Annemi bugün kaybettim belkide onu ben öldürdüm ki babamda bu düşüncede .Benim doğumum annemin ölümüne sebep oldu şimdi mezarlığa doğru gidiyorum hiç kokusunu içine çekemediğim , bir kere olsun sarılamadığım annemin yanına her zaman olduğu gibi baş ucuna oturdum. Soğuk mermerde elimi dolaştırdım"anne " dedim çoktan gözlerim dolmuştu "şimdi yanımda olsan olmaz mıydı"gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile"belki babam beni severdi belki bana kızım derdi derdi anne niye beni bırakıp gittin" gözyaşlarım sel olmuştu birden yakamdan kaldırılmam bir oldu" seni pis yılan ne işin var burada" ağızımdan tek kelime çıkmıyordu çünkü alışmıştım babamdan böyle hakaretler duymaya " baba ben annemi............." sus konuşma o pis ellerinde annenin kanı var bide hatırasını mı ? pisleteceksin hemen defol buradan hemen" birden bağırdım "annemi ben öldürmedim diye "babamda" onu sen öldürdün sen olmasan şuan efsunum yaşayacaktı"dedi"annem burada olsaydı bana böyle davranman dayanamazdı"dedim " ama yok Efra kimin yüzünden senin şimdi buradan defol git heme" göz yaşalarım içinden oradan ayrıldım koşmak bana iyi geliyordu sanki koşarsam hayatın bana yüklediği bu yükten kurtuluyormuş gibi hissediyordum .Eve nefes nefese geldiğimde bana bakan ihsan abiye küçük bir baş selamıyla eve girdim.Hizmetlimiz Esma abla yemek hazırlıyordu direk odama çıktım sessizliğimi ,üzüntümü ve mutluluğumu paylaştığım tek yere odama mutluluk bana ne kadarda yabancı bir kelime mutluluk ben doğduğumda elimden alınmıştı.Kapımın çalınmasıyla toparlandım "gel" dedim Esma abla içeri girdi "Efra hanım yemek hazır" ben yine hanım olduysam babam gelmişti demek evde saçma sapan kurallarımız vardı mesela Esma ablayla fazla yakınlık kurma Esma abla bana seslenirken adımın yanına bir takım unvanlar getirmek zorunda bu evde babamın egosunu tatmin edecek her şey kuraldı ama ben bu kurallara uymazdım " Esma abla sana kaç kere bana hanım deme dedim " "ama kızım biliyorsun büyük bey öyle istiyor hadi in aşağıya seni bekliyor "ikinci en saçma kural ne olursa olsun yemekler birlikte yenecek aslında mutlu insanlar için yada gerçekten aile olan insanlar için gayet normal ama bizim için değil. Beni kimsenin hayatında istemediği ama o yemek masasında yeri olan ama o masaya her oturduğun da nefret dolu gözlerin hapsinde kalan insan için hiç normal değil .Yataktan kalktım elimi yüzümü yıkadım ve aşağıya indim masaya doğru yürürken birden gözüme bavul takıldı babamın klasik iş seyahatleri acaba bu sefer kaç gün kaç ay sürecek babam işine aşık bir adam evde bir kızı varmış yokmuş önemli değil beni görünce masaya oturmam için işaret yaptı bende oturdum söze başladı "ben bugün iş için İtalyaya gidiyorum ne kadar kalacağım beli değil zaten hastanede çalışmaya başlayacaksın 2, 3 haftaya ihsan burada zaten bir şeye ihtiyacın olursa ondan iste." dedi "tamam hiç yapmadığın şey değil gidebilirsin" dedim " Efra beni deli etme" ona dönüp " baba bir şey merakediyorum benden nefret etiğini söylüyorsun ama benim iyiliğimi düşünüyorsun annemin ölümüyle beni şuçluyorsun ama benim ne kendi hayatımı kurmama izin veriyor nede yanından ayrılmama şimdi bana söyle neden bana bunu yapıyorsun baba neden "dedim kızgın gözlerle bana döndü " Efra sen unutun galiba sen bir Güneysin sen benim kızımsın başına iş açman benim adımı lekeler anlıyor musun şimdi o kalktığın sandalyeye geri oturuyor ve yemeğini yiyorsun " ben ne zaman o sandalyeden kalkmıştım ki yine sözünü dinleyip oturdum masaya aniden ayağa kalktı " Esma paltomu getir çıkmam lazım paltosu geldiğinde bavulunu alıp gitti ben yine koskoca yemek masasında tek başımaydım ben Efra Güney yanlızlığı ruhuma işleyip onunla dost oldum yanlızlık bana hayata tek başına savrulan bir fidan olduğumu yediğim rüzgarla karşı dayanıklı olmam gerektiğini anlatı.
Alkan Atahan
Bugün yine erken kalkmıştım her zaman saat 7 olmadan kalkarım ilk iş bir duşa girdim ve üstümü giyinip aşağıya indim hayata ki tek varlığım dedem ve babamdan bana miras kalan şirket dedem her zamanki heybetiyle masanın başında oturuyordu beni görüne "Günaydın oğlum " dedi bende "Günaydın dede ben kahvaltı yapmıyacağım sana afiyet olsun ben şirkete gidiyorum "dedim " Alkan oğlum bende uğrarım bugün " ona başımı salayıp çıktım evde dedem olmasa bu hayata olmazdım ben annemin beni doğurup babamdan boşanması hata beni babama satması bunu üzerine de hayatan ikinci darbeyi almam babamın ben 7 yaşındayken trafik kazasında ölmesi benim hayatımın altüst olamasına yetmişti dedem olmasa ben napardım dedem benim hayataki tek varlığımdı babam ünlü mimarlardan biriydi bende onun izinde gidip mimar oldum ve bana bıraktığı şirketin başına geçtim arabama bindim ve şirkete doğru yol aldım birden telefonum çaldı en yakın dostum kardeşim dediğim cenk arıyordu" efendim " dedim" Alkan geliyorsun demi akşamki düğüne " "sana da günaydın cenk ayrıca ne işim var benim düğünde şirket adına sen git" "oğlum ya Hamit bey bizim en iyi müşterimiz seninde gelmen gerek"sıkıntıyla nefes verdim "tamam "dedim aslında doğru söylüyordu cenk hamit bey bizim en önemli müşterilerimizdendi ama ben kalabalık ortam sevmezdim ki cenk telefondan bana seslendi " Alkan orada mısın? "" buradayım cenk kapat hadi şirkete konuşuruz "dedim ve telefonu kapatım 15 dk içinde şirketeydim sekreterim Sena bana " günaydın Alkan bey haftalık programınızı masanıza bıraktı saat 11 de Hakan beylerle toplantınız var" "tamam Sena bana sade bir Türk kahvesi yap "dedim ve içeriye girdim masam oturmamla kapımın açılması bir oldu " cenk kapı çalma diye bir nezaket kuralı var kardeşim görüyorum ki senin bu "kuraldan haberin yok "uff oğlumya ne olacak bu arada ne giyeyim sence "elindeki iki takım elbiseyi bana gösteriyordu ona gerçek mi? diye bakıyordum bunca dert arasında hemde "sen ciddi misin? "dedim bana bakıp " o kadar mı kötüler ya o zaman beni yenisini almam lazım "ona şaşkın gözler baktım " cenk ne şaçmalıyorsun Allah için saat 11 Hakan beyle toplantımız var sen bana ne giysem diye soruyorsun "dedim ve içeriye dedem girdi kapıya "kapıyı çalarak girin diye "yazı yazacağım dedem cenke dönüp " nasılsın cenk "diye sordu cenkte " iyiyim Mümtaz amca senin bu iş kolik yeğninle uğraşıyorum Mümtaz amca sence bu mu? yoksa bu mu? "diye elindeki takım elbiseleri gösteriyordu dedemde " kesinlikle sağdaki dedi " hayretle onlara bakıyordum cenk takım elbiseyi alıp üzerine tutu etrafa bakarak ayna arıyordu" Alkan burada neden ayna yok kardeşim yada dur al telefonu fotoğrafım çek bakayım ben "sinirle " Allahım ben sana neyaptım da bana bu cezayı layık gördün cenk burası iş yeri deneme kabini değil ayrıca bende senin fotoğrafçın değilim" dedim ve elinde tutuğu telefonu itekledim "yine uyuzluğun üstünde" cenk bakıp ayağa kalktım "tamam be ben gidiyorum Mümtaz Amca hadi görüşürüz" dedi ve çıktı dedem bana bakıp güldü salak Cenk yüzünden napacağımı şaşırdım "dede ne içersin" diye sordum "yok oğlum ben almayayım zaten gidiyorum ben sen işine bak"" tamam dede dikkat et kusura bakma senle fazla ilgilenmedim" bana gülüp "önemli değil oğlum seni görmeye geldim malum yüzünü gören cennetlik Cenk 'in dediği gibi biraz işkoliksin" dedi ve arkasından kapıyı kapatıp çıktı şok içindeydim dedem bana laf mı? Sokmuştu saatime aktım toplantıya 15 dk kalmıştı hemen sunum dosyalarını alıp çıktım odamdan
VOCÊ ESTÁ LENDO
EFKAN'NIN GÜNEŞİ
Ficção AdolescenteEfra "Burası neresi Alkan " " Bura benim bataklığım Efra"efra şaşkın gözlerle etrafı süzerken Alkan tekrar söze başladı "hepimiz bir bataklıkta yaşıyoruz ama bazılarımız yıldıza bakıyor" " benim bataklıkta baktığım yıldızım olur musun? ...
