Merhaba Günlüğüm

143 9 3
                                        


                                                                     28.10.2020

     

    Bugün seninle benim için çok önemli olan bir anı paylaşmak istiyorum. Bilirsin ben seni bir günlük gibi değilde daha ziyade en derin duygularımı ve içimi yazarak boşaltıp, özel anlarımı paylaşabileceğim bir sırdaşım gibi görüyorum. Zaten bu gibi anları yada yaşadığım duyguları konuşarak dertleşebileceğim bir arkadaşa'da sahip değilim..
Bilirsin ki abim 16 yıl önce kaybolmuş yani ben 1 yaşında iken annem ile babam onu yıllarca aramalarına rağmen bir iz dahi bulamamışlar, bugün ailemle birlikte onunla en son gittiğimiz yere gittik.
Ormanlık alanı gibi dursa da ağaçların ve piknik alanlarınında bulunduğu büyük bir park ve ben en son buraya abimin kaybolduğu gün gelmişim. Yani annemler buraya abim burda kayboluşundan yıllar sonra ilk kez geliyorlar.
Babam, ben babamın İlk defa ağlarken uzun uzun zannımca abimin geçtiği yerlere dalıp gidişini izledim. Ağlarken yüzündeki yılların vermiş olduğu çizikler daha da belirginleşiyor, o an anladım işte meğer babamın yüzündeki çizikler geçip giden yıllardan değil de abimin bıraktığını düşündüğüm derin acılardan oluştuğunu. Annem ise gözlerindeki mahrurluğu, yorgunluğu, puslu olan gözündeki yaşları bırakmamaya çabalıyor, oysa o damlaların özgürlüğünü verse ellerine akıp gitseler allara bürünmüş yanaklarından nasıl rahatlar kim bilir.. acıyı gözyaşlarına teslim etmek daha kolay aslında, kalbe zincirlemek daha zoru  yüreğine akar durur bir kor misali..
İçim kanar durur derler ya hani, işte annem tam olarak bunu yaşatıyor kalbine.
Benim bildiğim erkekler yapar bunu göstermek istemedikleri gözyaşlarının acısını kalbe mühürlerler, oysa benim gördüğüm tam tersi babam salıvermiş gözyaşlarını annem ise mühürlemiş acısını derinlere..
Ben ise bu acıların büyüklüğünü ilk defa görmenin vermiş olduğu üzüntü ve hüzün hissi ile tutuyordum ellerini ben varım artık dercesine, oysa ne çok isterdim abimin bu yükü omuzlamasını. Ben pek iyi değilim galiba acıları hafifletmek konusunda, bu yükün altında kalıp onlara yetemem korkusu sarıyordu minik kalbimi içten içe, tüm bunları düşünürken bir damla ıslattı yanaklarımı..
Babam anlamış olacak ki bana döndü yüzünü, buğulu gözlerle baktı gözlerime o ana kadar hiç görmediğim derin bir boşluk gördüm babamın gözlerinde zifir'i karanlıktı oralar, korktum ilk defa içindeki ezilmiş ve dermansız olan acıdan.. Sonra sıkı sıkı sarıldım babama boşluğu doldurmak istercesine.
Yüzümü aldı ellerinin içine

      " Üzdükmü seni de Gözümün Nuru? "

      " Nasıl üzülmem babacığım, kahrediyor beni sizin bu haliniz.. "

Babam anneme " Eflal'im bari hissetmesin bu sızıyı hanım, dağılmayalım kızımızın yanında " dedi
Annem ise onaylarcasına hafif başını salladı sadece.

~~~

Akşam yemeğinde herkez kendine gelmişti, ve annem çatalını tabağın kenarına bırakıp bize döndü.

     " Bayram yaklaşıyor bey, ablamlara gitsek, hem Eflal'ime de değişiklik olur hiç görmedi teyzesini bir tanısın akrabalarını."
Babamın bildiğim kadarıyla ailesi yoktu çöpsüz üzüm misali yurtlarda büyümüş, kurslarda eğitim görmüştü bu nedenle bayramlarımızı memleketlerine gitmeyen komşularımızla geçirirdik.

    " Olur tabi hanım sende özlemişsindir ablanı " dedi babam.

Anlaşılan bize Muğla yolları göründü...

Ne dersin Sevgili Günlüğüm, burda noktalayalım mı artık?

Hararet'i HüzünStories to obsess over. Discover now