Bu şarkı aşka yazıldı...
Kalbimde ismin kazındı...
İyileşmem, vermem acımı.
Senden bir tek bu kaldı...
"Ailem olursunuz."
Dışarıda kıyamet kopuyordu ama o dünden beri olduğu gibi yine Neco'nun söylediklerini düşünüyordu.
"Ben seni de, çocuğunu da sahiplenirim Fatoş." Odasının içinde dört dönerken eliyle şakaklarına baskı yapıyordu. Sanki bu şekilde onun sesini ve bunları söylerken içine işleyen bakışlarını aklından çıkarabilecekti. Çaresiz bir denemeydi onunki sadece. Çünkü Neco'nun gözlerini, o gözlerindeki umut parıltısını, aşkının karşılıksız olduğunu düşündüğü için kendini belli eden kırılganlığını aklından çıkarmanın bir yolu yok gibiydi. "Ailem olursunuz."
Ya sesine yansıyan masumiyet? Eğer Fatoş isteğini kabul ederse dünyanın en mutlu erkeği olacağını hissettiren o derin istek? Ve eğer kabul etmezse de kırık dökük hayatının daha dibe batacağı endişesi?
O değil miydi, "Belki benim de bir şansım olur," diyen? Fatoş'u ve bebeğini bir şans olarak görüyordu muhtemelen. Onlara sahip çıkarak kendi ailesini kuracaktı ve sevdiği kadınla bir ömür boyu mutlu olacaktı.
Neco'nun hayalleri güzeldi. Güzeldi ama Fatoş böyle bir şeye hiç ihtimal vermemişti ki. O, bu zoraki evliliği bitirip bir an önce çocukluk aşkıyla evlenmek istiyordu. Üstelik karnındaki bebeğin babası oydu. Doğru olan, yapması gereken ve planladığı buydu. Neco bir sürprizdi. Hayatının orta yerine düşen bir bombaydı.
Peki ya Boz? O da her an patlamaya hazır bir bomba değil miydi? Öfkesine her zaman yenik düşen, ne kendini ne sevdiklerini düşünmeden tehlikeli adımlar atan biriydi. Bildi bileli böyleydi. Kötülüğünden değil ama bu, Fatoş'u yorduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Her hareketinden şüphelendiği yetmezmiş gibi bir de karnındaki bebeğin kendisinden olduğundan şüphe duymuştu.
Fatoş'u kıran, ondan iten asıl şey buydu işte. Güvensizlik. Hayaller kurduğu adam ona koşulsuz güvenmiyordu. Sürekli bir şeyleri kanıtlama derdindeydi ve Fatoş'un içinde bir şeyler kopmuştu. Gözlerine bakıp da o soruyu sorduğu an hissettiği hayal kırıklığını aşamıyordu bir türlü.
Ne yapacağını bilmeyerek alnına dökülen birkaç parça saç telini eliyle geriye sıvazlayarak iç çekti. Artık sadece kendisini düşünemezdi. Düşünmesi gereken bir de bebeği vardı. Eli usulca karnına giderken, onun varlığına alışamadığını hissetti. Karnını hafifçe okşarken bunu da ilk defa yapıyordu. Evde biri anlayacak diye ödü koptuğu için dikkat etmek zorundaydı.
"Ne?" diye bir çığlık koptu dışarıdan.
O daha ne olduğunu anlayamadan Hasan abisinin sesi duyuldu. "Ramo iyi mi? Doğruyu söyle lan, iyi mi kardeşim?"
Fatoş'un eli karnının üzerinde dondu kaldı. Abisine bir şey olmuştu. Bu sesler hayra alamet değildi. Odasından fırlayarak dışarıya çıktı.
"Abi?" dedi endişe dolu sesiyle, yanına vardığında. "Bir şey mi olmuş abime?" Bu sefer bağırarak sormuştu. Kalbi deli gibi çarparken sakin olması imkansızdı.
Bu sabaha karşı polis mahalleye baskın yaptığında Ramo mahalleden kaçmış, onun yerine Boz yakalanmıştı. Boz'u, Ramo'ya ulaşmak için götürmüşlerdi ama diğerlerini ellerinde bir gerekçe olmadığı için alamamışlardı. Ama onlara da sıranın gelmesi yakındı. İşler umdukları gibi gitmezse erkek sinek kalmayacak gibiydi mahallede.
YOU ARE READING
VEDA | NECFAT
General FictionÖnce "Ailem olursunuz," deyip umut vermiş, sonra da hiçbir şey olmamış gibi öylece gitmişti. Üstelik bir veda bile etmeden. #necfat
