Anka-0

42 5 1
                                        

       Evden hızlıca çıktı. Gözlerindeki yaşları bırakmamak için kendini zor tutuyor fakat olmuyordu, yavaş yavaş göz yaşları yanağından boynuna akıp gidiyordu. Koşmaya başladı, hissettiği duyguları bacaklarına vererek. Bütün bu olanlar onun için ağırdı, fazlaydı. 21 yıldır gece gündüz demeden ailesinden çile çekiyordu. Annesi hep, Anka'nın fikrini bile sormadan kendi başına Anka'yı yönetmeye kalkışmış, her şeyin onun istediği şekilde olması için çalışmıştı. Bu durum da Anka'yı yormuştu, annesinin tahmin edemeyeceği kadar. Annesinin eşi yani babası; o da pisliğin tekiydi. İşi dışında bir şey düşünmez, kibirli,  ona layık olmayan insanların, bir eksikliğini görür görmez onu herkesin içinde rencide ederdi.  İnsanların üzülmesi, ağlaması onu neşelendirir, sevinçten havalara uçururdu. Kısacası babası deliydi.  Son olarak bir kız kardeşi vardı. Kendisi terzi, sevecen ve güler yüzlü bir kızdı. Anka ailesinde bir tek onu severdi. Onunla vakit geçirmek Anka'yı eğlendirir, sanki hayata geri döndürürdü.
       Anka aklından bunları geçirirken bir anda durdu. Etrafına bakındı evden baya uzaklaşmıştı. Bu kadar hızlı uzaklaşabilmesi onu şaşırttı. Kendi kendine gülümsedi, gülümsemeler büyüdü kahkahalara dönüştü. Yere düşmekten son anda kurtulup yanındaki banka bedenini bıraktı. Histerik bir biçimde gülmeye devam ediyordu. Aklından yaşadığı olaylar akıp geçiyordu. Delirmişti, geçmişi gün yüzüne çıkmış onu kendinden uzaklaştırmış, yapayalnız bırakmıştı. Eski  karamsar psikolojik geçmişi kendini tekrarlıyordu. Yine deliriyordu, gülmesi durdu, kaldı, ne yapacağını bilemedi. Duygu hissetmiyordu, işte bu en kötüsüydü. Gözlerindeki dehşet söndü, ışık yok oldu. Ellerini dizlerinin üstüne koyarak sırtını banka sertçe yaslayarak, duygusuz bakışlarıyla önünden geçen insanların arasından, en sevdiği manzaraya doğru bakmaya başladı.

Doğuş Where stories live. Discover now