Yıl 1999 aylardan Aralık yılbaşına cok az bir zaman var. Televizyonda gazetelerde ve cevremdeki herkesin dilinde tek bir kelime Milenyum. Daha beş yaşında bir çocuk oldugumdan ne olduğuna bir türlü anlam veremiyor sürekli buyuklerime bunu sorup duruyorum. Yeni Bin yil yeni Millat yeni Yıl gibi çeşitli cevaplar alırken aklimda tek bir soru filizleniyor ,buna kim karar veriyor? Tıpkı bu dünyadaki dier tüm tanımlamalar kurallar sinirlar yasaklar gelenekler terimler kabul görmüş zaman dilimleri ve dinlere kimin karar verdigini bunlarin kimin dayatmasi uydurması veya icadi oldugunu kestiremedigimiz gibi. Gerçekten bütün bunlar karar veren kim ? Veya ne ? Kacimiz yemek yerken kullandığımız kaşığa Kaşık ismini vereni biliyor? Kacimiz yasadigimiz yere ev diyeni veya yasayabilicegimiz sınırları belirleyen seye devlet diyeni biliyor? Veya kacimiz bizi yaratip İnsan diyenin kim olduğunu gerçekten biliyor? Burda kulladigim isim ve tanımlamalarin hepsi tabiki diğer diller ve kültürler içinde geçerli.
Okula başladığım günü unutmam, annem öğretmenini iyi dinle anlattıklarını öğren arkadaşlar edin ve iyi gecin demişti. Açıkçası okula baslamadan zaten okumayi ve yazmayı öğrenmiştim ve buna neden mecbur oldugumu kestiremiyordum. Sonraları yavas ve agir bir sekilde benimsedigim bir düzen ve otorite kontrol araci olucagini bilemezdim. İnsanlık tarih boyunca hep bir sistem üzre yaşamış ve bunu dayatmistir.Nesilleri kendi koydugu kurallara göre sekillendirip kendi uygun gördüğü bilgi ve birikimi asilamistir. Devletler kurulmuş devletler yıkılmıştır ancak Dayatma her zamanki gibi kalmıştır. Sadece içeriği bazi değişikliklere uğramıştır okadar. Nitekim İnsan olmanin gereği kontrol edilmeyi ve yönetilmeyi kabullenmeyi içerir. Tabi birde yönetmeyi.Peki kendinden hiçbir üstünlüğü bulunmayan fiziksel olarak ayni oldugunuz türünuzun size dayattiklarini neden kabullenmek zorundasiniz? Damarlarinda akan kanin renginin bile aynı oldugu varliklarin sizi yönetmesine neden izin verirsiniz. Bunu basit bir örnekle açıklayalım, diyelim ki hickimsenin olmadigi bir agacin altinda oturuyor sunuz ve sizin gibi baska bir insan gelip size burda oturma yoksa ölürsün diyor. Onun dedigine inanmıyor ve oturmaya devam ediyor sunuz. Ardından bir baskasi daha geliyor ve bir başkası ve bir baskasi daha,bunu soyliyenlerin hepsi biraraya toplanmaya başlıyor ve sizde bukadar insan aynı seyi soyluyorsa dogrudur fikri ile oradan kalkıyorsunuz. Ve söz gelimi ölümden kurtuluyorsunuz. Buna biz halk arasında sürü psikolojisi diyoruz. Ziraa acik sekilde etkili ve asilmasi zor olan insan genlerinde dahi temelleri bulunan illet bir durum. Bazıları buna Demokraside diyor! Bu örnegi okurken bazilarinizin kafasina takilan bir soru olmalı bu fikri ortaya ilk atan kimdi ve ikinci kisiyi sürü psikolojisi olmaksizin nasıl ikna edebildi? Bunada acikca cevap vermek gerekirse Fikir Aşılama deniyor. Bir başkasının fikrini kendi fikrinizmiscesine benimseme benimsetme olayı. İste İnsanoğlunu idarenin anahtarı budur. Ve insanoğlu aslinda bukadar basit ve acizdir. En azindan %99,9 u. Gunumuzde ise bunu yapmanın baslica noktası zorunlu egitim çağı ki fikir asilamak icin fevkalade müsait bir zaman ve ortamdır. Asilanan fikirlerin kime ait olduguna gelicek olursak bunu dier bölümler de detaylica acikliyicagim.
Bu anlatımların cogu psikolojik ve felsefik olmakla beraber insanin biyolojik yapisida yatsinamaz gercekler icermekte. Pirimat türevi bir ırk olduğu bilinen (böyle anlatilan) insanlar genetik olarak yeryüzündeki bütün canlılar la akrabadirlar. Örneğin Sivri sineklerle gen dizlimimizin %78 i ayni olmakla birlikte kalan %22 lik kismi onu sinek bizi insan yapıyor. Ayni örnekleri binlerce farkli tür icin verebiliriz. Tek bir mideye kalbe ve beyne sahibiz. Genel anlamda ortalama 70 yıl kadar yaşıyoruz. Öğrenme temelli bir gelisim gösteriyoruz doğuştan bir bilgi veya içgüdüsel bir duzlemde yönlendirmeye sahip degiliz. Ve lakin doğuştan bizden avntajli olan dier bütün türlerden daha üst bir noktadayız.Bunu bir basari olarak görmekten uzak olduğumuzu düşünüyorum çünkü sadece bilinen türler ile kiyasliyabiliyoruz.
Bir dier noktamiz ki bana göre en önemlisi Duygularimiz . Bir diger ismi ile durumlara göre değişiklik gösteren mantik ve oto kontrol dışı gelisen davranis ve düşüncelerimiz. İste bizi dier canlilardan ayiran genlerden daha önemli olan ezici farkımız. Yani bizi insan yapan Duygularimiz. Bilinenin aksine beyin nekadar büyükse okadar islevsel değildir. Beyinle orantılı şekilde zeki olamazsınız. Zira memeliler arasinda bedene göre en büyük beyne sahip olan filler konuşamıyor ve hâlâ dört ayak üstünde yürüyorlar. Zira yine bizim beynimizin bukadar islevsel bir kompleks haline gelmesini saglayan seyin yine duygularimiz olduğu kanaatindeyim çünkü duygulara karsilik gelen hormonlarin vücut üstünde sağladığı değişimler hakikatten hayret verici. Özetle İnsanoğlu ogrenebilen ve unutabilen Yonetmeye ve yönetilmeye müsait Duygu tabanlı bir zekâya sahip ayni zamanda sürü psikolojisi gösteren bir pirimat topluluğu diyebiliriz.Bu genellemeler ışığında sizde az çok kendinizi ve ozelliklerinizi bildiginizden daha fazla ayrıntıya girmiyicem en azından şimdilik!
YOU ARE READING
The Search Of EnKingu
Mystery / Thrillerİnsanlığın İnsan Oğlu olmadığının ve binlerce yıllık kandirilisinin saflik derecesindeki aptalliginin hikayesi. Bu konuyu yazmadan once 8 ayri denemem olmasına rağmen her zaman bir eksiklik oldugunu hissetmiş ve yeniden farkli bir bakis acisiyla bas...
