Korku prangalarını bileklerine geçirirken, her adım bedenine katbekat fazla ıstırap çektiriyordu. Dili vücudunun ağırlığıyla pelteleşmişti. Bir çığlık daha atamazken kimden yardım isteyeceğini kestiremiyordu.
Lalisa, duygularının kölesi olmuştu. Böyle olmak istemiyordu. Kalbi ve beyninin kendi aralarında sözleşme imzalayıp, mantığını silmesine izin vermek istemiyordu. Ama oluyordu bir şekilde. Zihni, duygularını körelmiş bir bıçakla kesiyordu. En ufak bir darbede bile kanıyordu.
Ellerinin terini pantolonunun iki yanına sürttü. Ani bir atağa geçmesinden korkuyordu. Hızlı olmalıydı.
''Seni cezalandıracağım, küçük kaltak!''
Kalbinin yerinden çıkıp bir yerlerde amansızca attığına yemin edebilirdi.
Lalisa'ydı o. Duygusuzdu, ne ara korkar olmuştu?
Ayakları ıslak çimlerin üzerinde kaydı. Yüzünde hissettiği soğuk, en büyük darbeyi vurmuştu.
Artık hiçbir şey hissetmiyordu.
Buğulu ses babasından başkası olamaz diye düşündü. Ama aksine bu bir kadının sesiydi.
''Seni buradan kaçıralım, ufaklık.''
*****
''Hey, ona ne olmuş öyle?''
''Bilmiyorum, bulduğumda yüzükoyun yerde yatıyordu.''
''Şuna bir bak, her yerinde morluklar var.''
Lalisa hafifçe hareketlendi.
''Anne, sanırım uyanıyor.''
Başında gördüğü kız ona meraklı gözlerle bakıyordu. Komodinden bir bardak su uzattı. Lalisa soğuktan uyumuş ellerle bardağı tutmayı pek becerememişti. Ve su direkt üzerini boylamıştı.
''Dur sana yardım edeyim.''
Neden buradaydı, şu an kimlerleydi düşünmek bile istemiyordu. Babası burada değildi, bu yeterdi.
''Başka bir iş yoksa, odama çıkıyorum.'' Siyah saçlı kız merdivenlere yöneldi.
''Hayır, Jen. Bu küçük hanıma yardım etmen gerekecek. Üstünü çıkartmalısın.''
Jen, bakışlarını güzel yüzlü kıza çevirdi ve ofladı.
''Banyoya gidiyoruz. Kalkabilecek misin?''
*****
''Lütfen dikkat et, fazla acıyor.'' Kısık ve çatallaşmış sesinin çıkmış olması bile bir mucizeydi.
''Tamam, tamam.''
Siyah ve neredeyse parçalanmış kazağı yavaşça üstünden çıkardı.
''Hey, kızım, içinde iç çamaşır da mı yok?''
Lalisa çıplaklığı önemsemiyordu artık. Fazlasıyla çıplak kaldığı zamanlar olmuştu. O adamın önünde, çıplak bir şekilde saatlerce kalmıştı. Onun önünde geçen her saniyede, ruhunun ağır darbelerle kirlendiğini hisseder olmuştu.
Bir kızın önünde çamaşırsız dursa ne olurdu?
''Ah...sanırım...'' diyeceklerini kestiremiyordu.
Anlatırsa mahvolurdu.
Ruhunun üstüne, sözleriyle bir leke de o atardı. Anlatmadı, sustu.
İlk defa.
JENLISALI AKŞAMLAR OLSUN, EFENDİM.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.