~GİRİŞ~

32 6 4
                                        


Cama çarpan yağmur damlaları odanın içinde ki tek sesti. Kimse tek kelam etmiyordu. İçerisi loş bir ışıkla aydınlanmıştı. Boş bakan gözlerim herkesi usulca taradı.

"Ne yani? Şimdi bizi 1 hafta boyunca bu boktan okula mı tıkacaklar?"

Mavi gözlerim usulca karşımda ki Batu'ya döndü. Yüzüne baktım. Bir insan hiç mi suçluluk duygusu hissetmezdi? O hissetmiyordu. Ve ben Efra Gündüz, bu durumlarda ağzımı kapatamayan bir kızdım.

"Ne bekliyorsun gerizekalı? Senin yediğin boklar hepimizi etkiledi sadece seni değil. Bide gelip burda bize boş konuşma."

Batu direk bana dik dik bakarken Cenk ortamı yumuşatmak adına bana döndü.

"Hey! Sarışınım, sence de sana göre biraz ağır laflar değil mi bunlar?"

Ecem kızıl saçlarını geriye atıp, beni savunmak adına konuşmaya başladı.

"Yalan mı? Onun yüzünden bizi de sorumlu tutacaklar."

Tam o anda oturduğumuz odanın kapısı çalındı. Bodrum katında gizli odamızda oturuyorduk her zaman ki gibi. Burayı sadece burada rehber öğretmenliği yapan ablam Güneş ve bizim grup bilirdi.

Alin kalkıp ince parmaklarıyla kapının kulpunu kavrayıp kapıyı açtı. Gelen düşündüğüm gibi Güneş'ti. O da yere oturduğumuz renkli minderlerden birine oturup ortada ki sigara pakedinden bir dal çıkardı. Elini Batu'ya doğru uzattığında Batu okul pantolonunun cebinden çıkardığı altın rengi zippoyu ablama uzattı.

Normalde pek içmeyen ablamın bugün niye içtiğini anlayamamıştım. Sigara onun için ihtiyaç değil canı sıkkın olduğu günlerde derdini azaltma aracıydı.

"Ne oldu?" Diye sordum. Güneş zippo yardımı ile yaktığı sigaradan bir duman çekip usulca nefesini bıraktı.

"Müdür, okulda ilaç bulmuş. Ve bu ilacın normal bir ilaç olmadığını biliyor. Uyuşturucu olduğunu zannediyor."

Gözlerim Batu'ya döndüğünde hâlâ üstüne alınmadan dinlemeye devam etmesi iyice sinirimi bozmuştu. Güneş sigarasından yine derin bir nefes alıp anlatmaya devam etti.

"Uyuşturucu testi için ilacı labatuvara gönderecekmiş." Alayla güldü. "Sonuçlar çıkana kadar ne öğrenciler, ne öğretmenler okuldan çıkamayacak."

Baştan beri tek ağzını açmayan Sinan'ın "siktir" diye fısıldadığını işittim.

"Peki kamera kayıtları? Orda Batu'nun olduğu görülürse hepimiz yanarız ve plan suya düşer." Dedim.

Güneş "Asıl sorun burada başlıyor." Diyip elini üzerindeki siyah sweetin cebine götürdü. İçinden telefonunu alıp açtı ve bize doğru çevirdi. "Biri kamera görüntülerini almış, bizi tehdit ediyor."

Gösterdiği whatsApp konuşmalarında gözlerimi gezdirdim. Cenk'e baktım.

"Numaranın kime ait olduğunu bulabilir misin?"

Cenk "Denemem lâzım," diyerek Güneşin elinden telefonu alıp numarayı kendi telefonuna aktardı.

Birkaç dakika bekledikten sonra "hat isimsiz bir kullanıcıya ait, demek ki sadece bizim için bir hat almış, zeki piç kurusu." Diye soludu.

Ecem alayla gülüp "okuldan atılmamız an meselesidir." Dedi Batu'ya bakarak sinirle.

Olayı en baştan almak gerekirse, ben, Ecem, Cenk, Alin, Batu ve Sinan'ın oluştuğu bir arkadaş grubumuz vardı. Lisenin ilk 2 senesi herkesin ki gibi normal geçerken isimsiz kişilerden notlar almaya başladık. Notlar bize bazen bir mekan bazen bir ipucu veriyordu. Sonra birkaç not sonucunda bizden bazı şeyler istenmeye başladı. Tabi ki de yapmayacaktık, ama Sinan'ın babasının şirketinin aniden batması olayı tamamen değiştirdi. Ve bunda o isimsiz kişinin parmağının olduğunu anlamamız gelen notlardan uzun sürmedi. Sonra onun istediği şeyleri zorunlu olduğumuz için yapmaya başladık. İlk küçük şeyler yapsak da sonradan kanımıza özel güçler enjekte edilmeye başladı. Ve işler giderek büyüyerek bu duruma geldi.

Bu ilaç isteği aniden gelirdi. O yüzden yanımızda mutlaka 2 paket toz güç bulundururduk. En az 5 dakika dayanabilirdik, ilaçsız. Uyuşturucu gibiydi birnevi. Eğer 5 dakika içinde ilaç almazsak krize girip titremeye ve kendimizde olmadan bazı şeyler yapmaya başlıyorduk. İlaçlar bize notlar aracılığıyla geliyordu. Eğer yanlış birşey yapmaya kalkarsak veyahut bu görevleri yerine getirmezsek, ilaç alamayacağımız yazıyordu notlarda.

Ve bu ilacı ablam Güneş'te kullanıyordu.

Durum şuydu ki; Batu'nun ilaç zamanı gelmişti ama 5 dakikası olmasına ramen kamera gören biryerde ilaç kullanmıştı. Ve içinde hâlâ ilaç bulunan pakedi orada bırakmıştı.

Öğle arası bittiğinde sınıfa çıkmak için odadan çıktık. Güneş kendi odasına giderken biz; Cenk, Ecem ve ben 12-C sınıfına yani kendi sınıfımıza gidiyorduk.

Sinan, Alin ve Batu ise 12-A sınıfındalardı.

Cenk bir kolunu omzuma atıp beni kendine çekti ve kulağıma sakin bir sesle "yan tarafımızda ki esmer çocuğa bak" diye fısıldadı.

Göz ucuyla çaktırmadan çocuğa baktığımda onunda gözlerinin bizim üzerimizde olduğunu gördüm. Sonra elini cebine atıp telefonunu çıkardı ve birini arayarak koridordan uzaklaştı.

Cenk'e "bu neydi şimdi?" Diye sordum.

Cenk alayla "yine çok aptalsın sarışınım. Farketmedin mi çocuk sürekli bizim grubu gözetliyor. Büyük ihtimalle notları gönderen kişiyle aracı." Dedi.

Şokla ona dönüp "O zaman onu takip etmemiz gerekmez mi?" Diye sordum.

Cenk sesli bir şekilde gülüp "sarışın dediğimde kızıyorsun." Dedi.

Omzuna vurup "ben sarışın falan değilim." Diye vurguladım sinirle.

"Tabi ya bunlarda boyaydı demi?" Dedi saçlarımla oynarken. Bu sırada sınıftan içeri girmiştik.

Ecem hiçbir şeyden haberi olmayan erkek arkadaşı Murat'ın yanına otururken biz Cenk'le pencere kenarında ki son sıraya geçmiştik.

Bu sırada telefonuma bildirim sesi gelmişti. Açtığımda tanımadığım bir numara olduğunu farkettim.

0553***
Cenk denilen o yavşakla yakın olman canımı sıkmaya başladı.

🍷

Cehennem ÇiçeğiStories to obsess over. Discover now