he is back.

102 1 0
                                        


Masanın üzerinde duran elimi kaldırıp yüzük parmağıma tekrar baktı. Bu hareketi defalarca kez yapmasına rağmen her seferinde aynı şekilde gülümsüyordu. Nişanlanmış olmamıza hala inanamıyor gibiydi.

"Umarım düğün için fazla beklemezsiniz," dedi müstakbel kayınvalidem çatalındaki et parçasını ağzına götürürken. "Bir an önce sizi gelinlikle ve damatlıkla görmek istiyorum."

Annesinin söylediklerinin üzerine dönüp bana baktı. "Biz de uzatmadan düğünü yapmayı düşünüyoruz."

Gözlerinin içine bakarak gülümsedim ve kafamı sallayarak onay verdim. "Kesinlikle. Bu yaza yetiştirmek istiyoruz."

"Öyleyse hazırlıklara bir an önce başlamalısınız," dedi babası bizi gururla süzerek. "Mary sana yardım edecektir, Alexis."

"Güzel gelinime tabi ki yardım edeceğim," dedi annesi. "Yeter ki onlar mutlu olsunlar. Düğün işini tamamen bana yıkmalarına bile razıyım."

Bunları söylerken Bayan Adams tamamen samimiydi. Oğluyla bir ilişkiye başladığımız günden itibaren bana o kadar sıcakkanlı ve iyi davranıyordu ki, ona minnettardım. Babası bile kişiliği itibariyle katı biri olmasına rağmen beni gelini olarak görüyor, bu aile sıcaklığını bana yaşatıyorlardı.

"Hiç olur mu öyle şey," diyerek araya girdim. "Brian ve ben sizi yormak istemiyoruz. Sade ve küçük bir düğün planlıyoruz."

"Bunları sonra daha ayrıntılı konuşuruz çocuklar. Dediğim gibi, önemli olan tek şey beraber mutlu olmanız. Düğün çok da önemli değil."

Masadaki herkes kafasını sallayarak Bayan Adams'a katıldığını belli etti ve yemeğimizi yemeye devam ettik.

Gecenin ilerleyen kısmında bol kahkahalı sohbetler etmiş ve tatlılarımızı da yemiştik. Brian ve ailesiyle konuşurken zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Gözüm bir anlığına saate kaydığında geç olduğunu fark ettim. Kısa süreli bir sessizlik olunca bunu fırsat bilip Brian'a  "Bizimkiler merak etmiştir, artık kalkalım mı?" diye sordum ve lafımı ikiletmedi. Annesi ve babasıyla vedalaştıktan sonra mekandan ayrılıp arabaya bindik.

Yol boyunca Brian düğünden bahsedip durdu. Ne kadar heyecanlı olduğunu görebiliyordum. Ben de heyecanlı hissediyordum ama onun kadar değildi. Zaten genelde böyle olurdu. Brian'ın heyecanı, sevgisi benimkine göre hep daha ağır basardı. Onu dünyalardan çok seviyordum ama yine de dönüp baktığımda onun beni kat ve kat daha fazla sevdiğini görebiliyordum.

O kendini kaybetmiş bir şekilde düğünde çalacak Ed Sheeran şarkılarını seçerken bu haline güldüm. Düğün hazırlıklarıyla uğraşmanın yorucu olacağını düşünüyordum. Bunu dile getirdiğimde "Merak etme sevgilim, ben hep yanında olacağım," diyerek beni rahatlatmıştı.

Evime ulaştığımızda arabayı durdurdu ve beni tıpkı her an incinebilecek bir bebekmişim gibi nazikçe dudaklarımdan öptü. Ona aynı şekilde karşılık verirken aslında hiç ayrılmak istemiyordum. Koca bir geceyi onunla geçirmek o kadar güzel bir fikirdi ki. Böyle gecelerde ikimiz de tüm stresimizi atıyor ve sarılarak uykuya dalıyorduk. Tüm dünyaya değer bir histi. Ne yazık ki biraz daha beklememiz gerekiyordu. Ne de olsa evlenince her gecemiz böyle geçecekti.

"Seni seviyorum," dedim arabadan inmeden önce.

"Seni her şeyden çok seviyorum," diyerek bana karşılık verdi ve arabadan indim. Evin kapısından girmeden önce dönüp ona bir kez daha bakıp el salladım. O da el salladı ve içeri girip evimde güvende olduğumdan emin olunca motoru çalıştırıp gözden kayboldu.

Kapıdaki korumalara selam verip havuzun kenarındaki yolu geçtim. Annem beni verandada bekliyordu. Babam ise çoktan uyumuş olmalıydı.

Topuklu ayakkabılarımın sesini duyunca geldiğimi fark etti ve ayaklandı. "Nerede kaldın Alexis?"

"Brian'ın ailesiyle yemekteydik." dedim ceketimi çıkarıp bir kenara koyarken. "Çok güzel bir gece geçirdim."

"Keşke mesaj atıp haber verseydin," dedi tatlı bir kızgınlık içinde. "Seni merak ettim."

Yanağına bir öpücük kondurdum ve önümdeki koltuğa yayıldım. "Özür dilerim tatlım, bir daha mutlaka haber vereceğim."

O da karşımdaki koltuğa geçti ve dedikodu pozisyonunu aldı. "Neler yaptınız?"

"Söyledim ya işte, beraber yemek yedik ve biraz düğün işini konuştuk."

"Brian'ın ailesi ne diyor? Düğünü hemen yapmanıza bir itirazları var mı?"

"Hayır anne," dedim sondaki e harfini uzatarak. Brian'ın ailesinin beni ne kadar sevdiğini biliyor ama hala bu tür sorular soruyordu. "Hiçbir itirazları olmadı. Onlar da bir an önce evlenmemizi istiyor."

"Buna sevindim," dedi. Sesinin huzursuz çıktığını fark edince kaşlarım hafifçe çatıldı. "Mutluluğunuzu bozacak bir şey olmasından korkuyorum."

Bunları söyledikten sonra bir sıkıntının olduğundan iyice emin oldum. Düğün konusu açılınca havalara uçması gereken annem, şu an böyle davranıyordu.

"Sorun nedir?" dedim merak içinde. Düğünümüzü ertelememizi gerektirecek bir şey mi olmuştu yoksa?

"Aslında söyleyip canını sıkmak istemiyorum ama söylemem gerekiyor."

"Saçmalama anne," dedim. "Ne olduysa söylemelisin."

"Trisha Malik," diye mırıldandı sıkıntıyla. "Teyzen onu dün müzayede gecesinde görmüş."

"Ee?"

"Sohbet ederlerken bir yerden konu açılınca söylemiş."

"Neyi?" dedim sinirle. Lafı dolandırmaya devam etmesinden sıkılmıştım.

"Zayn geri dönmüş."

prisoner|malik.Where stories live. Discover now