Karanlıktaki Ben - Giriş

112 14 22
                                        

Yıl 1998... Soğuk bir kış gecesi.

"Ya karnındakından kurtulursun ya da bu hayata sana ve bebeğine dar ederim! Anladınmı beni" diğe bağırarak 40 yaşlarındakı bir adam karısının saçlarından tutub onu yere savurdu. Kadının yüzündeki morluklar onun zaten sıklıkla dövüldüğünün işaretiydi. Kim böyle biriyle evlenmek ister ki? Gerçekden sevmişdimi bu adamı, zavallı kadın? Ya o da mı bu hayatın kurbanıydı. Şimdi bu hayata bir kurban dahamı doğurucaktı? Ya daha kötüsü hiç kurban bilemi olamayacatı? Ya şansı varsa? Belki annesi gibi olmayacaktı. Hayatı daha güzel olucak, belki bir üniversite bitiricekti,belki de sevdiyi biriyle evlenip mutlu bir hayat yaşıyıcaktı. Yerde acılar içinde kıvranan annenin aklından sadece bu sorular geçiyordu.

Tüm gücünü toplayıp ayağa kalktı zavallı kadın. Beklenilmez bir haraketle kararlı bir şekilde kocasının önüne dikildi. Anne belki de daha doğmamış bebeğine yapıcağı son iyliyi yapıyordu. Adam şaşkın bir şekilde karısının ne yapmaya çalışdığını anlamak istercesine bir adım geri atdı ve elindeki içkiden bir yudum alıp sert bir şekilde karısına baktı.

Cesaretini toplamaya çalışan kadın zorlukla konuşmaya çalışıyordu. Bebeğini hiss edermişcesine karınına dokunarak "bu son şansımız bebeğim" dedi içten-içe.

Kadın soğukkanlılıkla "dediğini yapıcam, bebeğimden ayrılıcam, ama ben de senden bir şey istiyorum "dedi. Adam ne istiyorsun dercesine kadına baktı.

"Ona bir şans ver. Yaşaması için bir şans ver. Doğurdukdan sonra bırakıcam bir yere, başkası sahip çıksın. Belki bir şansı olur? "diye yalvarırcasına kocasına baktı. Adam ikna olmuş gibi gözüküyordu.

O gece bir söz verdi ikisi de bir-birine sadece 9 ay, 9 aydan sonra kadın kendi bebeğini bırakıcak ve kocasıyla bu kötü hatıraları olan İstanbuldan ayrılıcaklardı...

O kadar kolaymıydı gerçekten? Kendi canından birini terk edip gitmek o kadar kolaymıydı? Anne kendi evladı için büyük bir şey başardığını düşünüyordu. Gerçekten de büyükmü bir şey başarmışdı? Bir anne evladı için başka bir şey yapamazmıydı gerçekten? O kadarmı çok seviyordu kocasını, ya da o kadarmı çok korkuyordu ondan? Peki ya babaları,neden ona vermek yerine sokağın ortasına bıraksın ki bir anne kendi evladını?

9 ay sonra....

"Sizden özür dilerim" dedi göz yaşlarını tutamayarak o 9 ayda 10 yaş yaşlanmış anne.

Küçük bir oyuncak ayı bıraktı o gün "belki bir gün, hatıra" diyerek...

Küçük bir oyuncak ayı bıraktı o gün "belki bir gün, hatıra" diyerek

Ops! Esta imagem não segue nossas diretrizes de conteúdo. Para continuar a publicação, tente removê-la ou carregar outra.







Heeey guys, ilk kitabımm. Yazı yazmayı çok seven biriyim ve burda karakterlerin arasında canlıymış gibi o sahneleri yaşayarak yazmak çok ama çok başka bir şey.

İnşAllahh severek ve beğenerek okuyacağınız bir kitap olur. Yorumlarınız ve oylarınız çok önemli :) şimdiden her kese teşekkür ediyorumm. İyi okumalarr.♥️✌🏻

Karanlıktaki BenHistórias para pegar e não largar. Descubra agora