Lily, evde çocuğunun başında endişeli bir şekilde oturuyordu. Bir süredir evde sıkışmış haldeydiler. Voldemort'un kehaneti öğrendiğinden beri evlerinde kalıyor, oğullarını korumak için yapıyorlardı ama çok yıpranmışlardı. Sadece birbirlerinin bir de çok yakın arkadaşlarının yüzünü görüyorlardı. Eh, mutsuz değillerdi, yüz yıl daha sadece birbirlerinin yüzlerini görseler sorun olmazdı ama çocukları hep bu hayatta yaşasın istemiyorlardı. Bunu bir şekilde sona erdirmeleriydi.
James, Lily'nin arkasından sarıldı ve burnunu saçlarına gömdü. Kokusu James'i cennete gibi hissettiriyordu. Saçları sonsuza kadar koklayacağı tek şey olsa memnun bile olurdu. Yüzü göreceği son şey olsaydı dünyanın en mutlu insanı olurdu. Yüzünü çekip Lily'i çevirdi ve ellerini kavradı, elleri sanki birbirleri için yaratılmıştı. Ellerini bırakıp yüzünü avuçladı. Bu yüz gördüğü en güzel, en kusursuz yüzdü...
Lily, James'e yaklaşıp ensesinden tuttu ve öpmeye başladı. Tutkulu ve sert bir öpücüktü. Hep beraber olmalarına rağmen yine de birbirlerine özlem duyuyorlardı. Ayrıldıklarında Lily James'e baktı ve soru sordu. "Bana nasıl aşık olduğunu anlatsana, sevgilim."
James'in soruyla gözleri parıldadı. "Bence geçmiş anılarımızı birbirimize anlatmalıyız. Ve ben bununla başlayacağım."
*************************
1 Eylül günü her zaman olduğu gibi Hogwarts Ekspresi öğrencileri bekliyor, aileleri de onları uğurlamaya gelmiş dışarıda bekliyorlardı. Bazı aileler çocukları ilk yıllarına başlayacağı için heyecanlıydı. Potter'lar da bu aileler arasındaydı.
James Potter, 11 yaşına basmıştı ve Hogwarts'ta ilk yılına başlayacaktı. Tüm yaz boyunca evde bu konudan başka bir şey konuşulmamıştı, okulla ilgili neredeyse her şeyi ailesine sorarak öğrenmişti. Ama elinde değildi, her zaman bu anı beklemişti o, tıpkı diğer çocuklar gibi.
Ve işte şimdi zaman gelmişti. Annesine sımsıkı sarılmış, onlara veda ediyordu. Çok uzun süre onları göremeyecekti, özleyeceğine emindi. Babasına sarıldıktan sonra çekildi, gitmek için yeltenmişti, annesi onu durdurup "Git ve bizi gururlandır oğlum, sen istediğin her şeyi yapabilecek birisin, seni seviyoruz."
James gözleri dolu bir şekilde trene bindi ve arkasına dönüp son kez baktı Fleamont ve Euphemia Potter'a. El salladı ve kompartıman bulmak için içlere ilerlemeye başladı. Yürürken çok dalgın hissettiği bir anda omzuna biri sert bir şekilde çarptı. James bunu beklemediği için sarsıldı ama düşmedi. Kendine gelip kafasını kaldırdığında ona mahçupça bakan zümrüt yeşili gözlerle karşılaştı.
Kızıl saçları neredeyse kalçasına ulaşıyordu, teni pembe ve beyaz arasında gidip geliyordu ve gözlerinin altında küçük çiller vardı. Ama kesinlikle en dikkat çekici yani içinde kızıl ateş parlıyor gibi görünen yeşil gözleriydi. James kızı çok şirin bulmuştu. Kız ona çekingen bir gülümseme verdi. "Kusura bakma, birini arıyordum ve seni görmedim." James kızın konuşması üzerine sonunda kendine geldi ve elini 'önemsiz' şeklinde salladı. "Ben de dalgındım, ikimiz de suçluyuz burada. Ben de özür dilerim."
Kız gülümsedi ve bembeyaz dişleri yüzüne yakışır bir şekilde belirdi. "Ben Lily Evans, tanıştığımıza memnun oldum." Elini uzatmıştı. James hemen havadaki ele karşılık verdi. "Ben de James Potter, ben de memnun oldum." Bu tatlı tanışma birinin bağırışıyla kesildi.
"Lily, Lily! Ben de her yerde seni arıyordum. Birden nereye kayboldun!" Karşıdan gelen siyah ve uzun saçlı, büyük burunlu çocuktan geliyordu ses. Lily hızla sesin geldiği yöne baktı ve yüzü yumuşakken daha da yumuşadı, sevgi parıltıları belirdi gözlerinde. James rahatsız hissettiğini fark etti, ama neden böyle hissetsindi ki? Karşısındaki kızıl tabii ki de başkası ile arkadaş olacaktı, ona neydi? "Severus, ben çantamda eksik bir şey var mı diye bakarken birden yok oldun. Ben de seni arıyordum" Lily bunları derken James'in adının Severus olduğunu öğrendiği çocuğa iyice yaklaştı ve kolunu onun koluna geçirdi. Birden bir şey hatırlamış gibi James'e döndü ve Severus'u dürttü.
"Severus, James Potter ile tanış. Onunla seni ararken tanıştım. James, bu Severus Snape, benim küçüklük dostum." Lily onları tanıştırdıktan sonra ikisinin yüzüne bakmaya başladı. James hala rahatsız hissetse de dışına yansıtmayarak gülümsedi. İkisinin yanına yaklaştı ve elini uzattı. "Memnun oldum, Snape." Severus gülümsemedi ama yine de elini tutup sıktı. Oldukça isteksiz görünüyordu. "Ben de memnun oldum, Potter." Elleri ayrılınca Severus hemen Lily'i yönlendirdi. "Burada dikilmeye devam edersek oturacak yer kalmayacak, gidelim." Lily rahatsız bir şekilde arkasına baktı ve James'e seslendi. "Sen de gelmek ister misin?" James kabul edecek olduysa da Severus ona rahatsızca bakınca vazgeçti. "Benim gidecek yerim var, Hogwarts'ta görüşürüz." dedi ve arkasını dönüp onlardan terse yürümeye başladı.
Aslında gidecek hiçbir yeri yoktu, arkadaş bulduğu için sevinmişti ama Severus olandan hoşlanmamıştı ve eh, onun da Severus'tan hoşlandığı söyleyemezdi. Lily onu çekse de Severus aynı güçte itmişti. İçinde Lily'nin Severus ile olmasına karşı problemi vardı ve bunu anlamlandırmıyordu. Bunları düşünerek yürürken etrafına bakınıyordu. Sonunda boş bir kompartıman bulduğunu düşünerek kapıyı açtı ama içeride bir çocuk oturuyordu. Açık kumral saçları, yuvarlak mavi gözleri vardı ve çelimsiz bedene sahipti. Kapının açıldığını duyunca gözleri hızlıca kapıya kaydı. James daha fazla boş kompartıman aramak istemiyordu. O yüzden çocuğun gözlerine bakarak "Ben de sana katılabilir miyim?" diye sordu. Kumral çocuk hızlıca onayladı ve eliyle karşı koltuğu işaret etti. "Tabii ki katılabilirsin."
James aldığı cevaptan memnun bir şekilde karşı koltuğa yerleşti ve kendini tanıttı. Kumral çocuk da kendi ismin Remus olduğunu söyledi ve konuşmaya başladılar. James çocuğu çekimser ama aynı anda sıcakkanlı bulmuştu ve şimdiden onu çokça sevmişti. 'İyi bir ikili oluruz' diye geçirdi içinden.
Remus ona babasıyla yaşadığı komik bir olayı anlatırken kapı tıklatırdı ve içeriye iki çocuk girdi. Birisinin koyu kumral uzun saçları ve gri gözleri vardı, diğerinin sarı saçları toplu bir vücudu vardı, yanağında az önce yediği belli olan yemekten kalma kırıntılar vardı. Koyu kumral olan öylece dikildiklerinin farkına vardı ve konuşmaya başladı. "Biz boş kompartıman ararken karşılaştık ve sadece burada yer var gibi, katılabilir miyiz?" Remus ve James onlara gülümsediler ve ikisi de yanında iyice yer açmak için yana kaydı. Koyu saçlı olan James'in yanına, sarışın olan Remus'un yanına ve o kompartımanda efsanevi arkadaşlık başladı. Başlarına neler geleceğinden habersiz mutlu bir şekilde kaynaştılar orada...
Not: Jily çiftini çok seviyorum ve bu one shot ficlerini sizinle paylaşmak istedim. Bu one shot'ın 3 ya da 4 Part sürecek. Başka fikirleriniz varsa söyleyebilirsiniz
Bir sonraki bölüme kadar, Nox!
YOU ARE READING
Jily One Shots ♥️
FanfictionLily ve James her zaman Harry'nin anne ve babası olarak anıldı, ama onların hikayesi neydi? İlk ne zaman aşık oldular, nasıl evlendiler, nasıl eğlendiler, nasıl sevgili oldular? Lily ve James'in hikayelerinin güzel detaylarına benimle tanıklık edin...
