1740 Güney Afrika/Ümit burnu yakınları
Fırtına denizin dalgalarını yükseltiyor.Denizi sinirlendiriyordu.Deniz her seferinde gemiyi daha da sarsıyor.Insanların endişeyle koşturmasına neden oluyordu.
"Kaptan.Ne yapmayı düşünüyorsunuz?"
Geminin kaptanı bir az duraksamış.Ellerini uzun sakallarına atmıştı.Şapkasını çıkartarak geminin en uç noktasına geçmiş ve elindeki dürbünüyle bir arayış içerisine girmişti.
"DOĞUYA GIDIYORUZ!"diye bağırdı ve gemiyi süren yardımcı kaptanı iterek yerini aldı fakat ona doğru koşarak başka birisi gelmişti.
"DAVY AMACIN NE?ORASI KAYALAR ILE DOLU."Kaptan yanındaki bedeni umursamadan yoluna devam etti fakat şu kelimeleri söylemişti.Fısıldayarak."ve lanetli."
Kaptanın yanındaki adam mürettebata indi ve bir kayık aldı.Davy.Yani dostu delirmiş olmalıydı hepsini öldürecekti.
Adam kayığı suya attı ve içine girdi rüzgar delicesine kayığı sallıyor fakat denizci bunun ile başa çıkabiliyordu.
Davy'in Hollandalı'sı ise ölüme yüzüyordu.
Mızrağı andıran kayaların üzerine gidiyordu.Sisli ve fırtınalı havada.
Davy gözü dönmüşcesine gemisini sürüyor.Gemideki diğer korsanlar gemiyi delen ilk kayaya kadar ölümün eşiğine geldiklerini fark etmiyorlardı.
Gemi ilk kez sarsıldı ve davy ustaca bu sarsılmayı engelledi fakat ikinci,üçüncü ve dördüncü,gemi artık su alıyor alt kattaki içkiler ve toplar gemiyi hemen patlata da bilecek kadar tehlikeli hale geliyordu.
Davy kendi kendine bağırdı"NE OLURSA OLSUN ÜMIT BURNUNU GEÇECEĞIM." demesine kalmamış ve gemisi kendini suyun dibinde bulmuştu.
Kaçan denizcinin sonu da bundan farklı olmamıştı.
Yıl 1840 Hollanda
Koreli kadın oğlunu göğüsüne yatırmış saçlarını okşuyordu.Oğlu henüz 14 yaşındaydı.Kadının küçük gözlerinin aksine oğlunun mavi ve iri gözleri vardı.
Kadın oğluna Korece konuştu."당신의 아버지는 전설을 해결하기 위해 바다로 갔다."
(dangsin-ui abeojineun jeonseol-eul haegyeolhagi wihae badalo gassda.)-"baban efsaneyi çözmek için denizlere açıldı."
Oğlan annesinin gözlerine baktı ve doğduğu yerin dili ile cevap verdi."Babam...O öldü."Annesi oğlunun dudaklarını kapattı."Baban ölmedi.Sadece denizin ruhunu ziyarete gitti."
"Denizin ruhu mu?" Diye sordu çocuk .Annesi oğlunun yanaklarını iki yandan sardı ve gözlerini ona dikti."Davy Jones'un yanına gitti."
"Anne bu bir efsane."Annesini başını onaylamazca salladı oğluna karşı ve derin bir nefes alarak sırt üstü döndü yattıkları yatakta ellerini karnında birleştirdi ve ağzını araladı."Denizlerdeki efsaneler gerçektir Taehyung."Çocuk şaşkınca annesini dinliyordu.Annesi tavana bakarak dolan gözlerini oğlundan gizlemeye çalışıyordu fakat oğlu annesini çoktan fark etmişti.Küçük ellerini annesinin yanaklarına sürdü ve akan yaşları sildi.Annesi oğlunun elini tutup derin bir öpücük kondurdu.
"Babamı bulacağım.Sana söz veriyorum onu getireceğim."Annesi heyecanla oğluna tekrar döndü ."Hayır.Taehyung senin de babanın yaşadığını yaşamanı istemiyorum."
"Babamla beraber döneceğiz."Kadın gülümseyerek toy oğlunu sarmaladı."Hadi uyu artık.Saat geç oldu."Oğlan gözlerini yumum annesine sokuldu annesinin gitmesini istemez gibi."Bu akşam burada kalır mısın ?"
Kadın bir kahkaha patlattı nazikce ince sesiyle.Taehyung ona kaşlarını çatarak bir bakış attı."Seni anne kuzusu .Kalırım tabikide."Taehyung annesine daha fazla sokuldu ,annesi de onu daha fazla sarmaladı."Anne kuzusu değilim."
BINABASA MO ANG
Soul Of Sea
FanfictionTaehyung annesinin ölümü üzerine lanetli bir gemide esir kalan babasını aramak üzere Nora Grey ile yola çıkar fakat Taehyung'un planında lanetli geminin kaptanına aşık olmak yoktur.
