Bölüm bir: « twitter yazarı SonSenpai »

547 42 165
                                        

-2016 yılı, aralık ayına geri dönüş, Chaeyoung'ın bakış açısından-

Chaeyoung, elinde çevirip duruyordu telefonunu. Yapacağı şeyin nelere sebep olabileceğini düşünüyordu. Eğer üyeler bunu öğrenirse onu dışlayabilirdi. Onu sevmeyebilirlerdi.  Ama Mina öğrenirse.. Chaeyoung onun yüzüne bakamazdı.

Nefes verdi yavaşça. Bunu elinden geldiğinde gizli tutacaktı. Twitter hesabının varlığından üyelerin haberi olmayacaktı. Olmamalıydı.

Hesaba isim bulmaya çalıştı. Son Chaeyoung aşırı bariz olurdu, bunu istemezdi tabii ki. Sonra, Senpai kelimesi geldi aklına. Saçma olabilirdi ama insanların twitterda onu Senpai olarak bilmesi daha iyi olurdu.

Hesabını açtıktan sonra kapak fotoğrafına üyelerle olan resmini koymuştu. Profiline ne koyacağını düşünürken geçen hafta fansign'de çekilen ve çok sevdiği Michaeng fotoğrafını koymaya karar verdi.

Michaeng. İsimlerini birlikte düşünmek ona garip geliyordu. Sanki Mina'nın onu sevme ihtimali varmış gibi hissettiriyordu. Umut veriyordu ve Chaeyoung'ın umutları onun Mina'dan sonra en büyük ilham kaynağıydı.

Chaeyoung, hesabını açar açmaz yaptığı Michaeng kurgularını paylaşmaya başlamıştı. Chaeyoung'ın bir vampir ve Mina'nın da vampir avcısı olduğu kurgusu çok tutmuştu. Çizimleriyle birlikte paylaşıyordu kurgularını ve artık hesabının takipçi sayısı binlerle ifade ediliyordu.

Yılbaşı gecesi geldiğinde, yurtlarının balkonunda yalnız başına oturuyordu Chaeyoung. Momo ve Sana sarhoş olmuştu, Tzuyu uyanık kalamayıp koltuğa sızmıştı ve Dahyun, Jihyo ve Nayeon da Momo ve Sana ile uğraşıyordu.

Mina ortada yoktu. Yüksek ihtimalle odasındaydı.

Jeongyeon yavaşça araladı balkonun kapısını. Chaeyoung ona döndü yavaşça, dolmuş gözlerini saklamaya çalışmadan. Jeongyeon, onu gördükten sonra elindeki kahveleri masaya bırakıp sarıldı küçüğüne. Onu üzgün görmeye dayanamıyordu. Özellikle yılbaşı gibi bir günde.

"Chaeyoung-ah, noldu?" Dedi yavaşça. Elleri saçlarını okşuyordu yavaşça, Chaeyoung kafasını göğsüne yasladı. "Biliyorsun, unnie. Canım yanıyor." Dedi titreyen sesiyle, canının acıdığını gizlemek zorundaydı gruptan, onları da üzmemek için. Jeongyeon ise hep onun yanındaydı, onun omzunda ağlıyordu geceleri.

En azından yanında birisi vardı. Her şeyini bilen birisi vardı.

"Bazen sadece.. Minari beni görsün istiyorum. Benim onu gördüğüm gibi bir kez görse beni bu kadar acı çekmem unnie, bu kadar ağlamam geceleri. Kendimi teselli etmeye çalışmam yazdığım hikayelerle. Her gün, kendi kendime acaba Minari'nin sevgilisi var mıdır diye düşünmekten kafayı yiyorum, acaba onun sevgisine layık olan kişi kimdir? Park Jimin ile gerçekten aralarında bir şey var mıdır? Bunları düşünmekten kafayı yiyorum unnie, kafam almıyor."

Jeongyeon iç çekti yavaşça. "Biliyorum Chaeyoungie. Keşke elimden gelen bir şey olsa." Chaeyoung, kafasını kaldırdı. "Bir şey yapamazsın unnie, beni sevmesini sağlayamazsın, biliyorum. Sen.. neden geldin buraya?" Meraklı bakışlarla sordu Chaeyoung. Jeongyeon, Nayeon'un içip sarhoş olabileceği bir ortamda onun yanı başından ayrılmazdı.

"Bilirsin işte, her zamanki Nayeon, beni öpmeye çalışınca sıvıştım aradan. Hem, seni merak ettim. Yarım saattir ses seda çıkmıyor senden." Chaeyoung başını salladı yavaşça, sandalyesine oturup Jeongyeon'un getirdiği kupayı eline aldı.

"Biliyorsun unnie, düşünüyordum." Chaeyoung, sözlerini kafasında tartıyordu. "Bu yılın.. hayatımdaki en iyi yıl olmasını istiyorum. Hem üyelerle birlikte hem de bilirsin.. Minari ile. Bu yıl, Michaeng'in yılı olsun istiyorum. Olmayacağını biliyorum işte, ama istiyorum. Bu yıl bitmeden gözlerinin içine bakıp onu sevdiğimi söylemek istiyorum unnie."

Fanfiction writer|MichaengStories to obsess over. Discover now