"Min sakın kaçma kapıyı açıp geliyorum."
Min'i uyardım ve odadan çıktım ancak sözümü asla dinlemeyen ve ben önce hızla odadan çıkan minik bebeğime gözlerimi devirdim.
Gerçekten asla söz dinlemiyordu.
Merdivenleri bitirdiğimde Min kapının koluna uzanmaya çalışıyordu.Gülümsedim ve yanına gidip kucağıma aldım , kapıyı açmasına yardım ettim.
Kapının önünde gülümseyerek bekleyen Jimini görünce gözlerim yuvasından fırlamıştı.
Min de benim gibi şaşırmış olacak ki çığlık attı ve babasının kucağına atladı.Jimin de kahkaha attı ve oğluna sarılıp kapıyı kapatarak içeriye girdi.
Kendime geldiğimde mutlulukla Jimine baktım.
"Baba seni çok özyedim."
"Bende seni çok özledim oğlum."
Gülümseyerek babasına bakan Min'in dolgun yanaklarına öpücükler kondurdu Jimin.
Daha sonra kolunu açtı ve gözleriyle gelmemi işaret etti.Hızla gitti ve ellerimi beline dolayarak kafamı boynuna gömdüm.
Sessizce fısıldadım.
"Seni çok özledim."
Boynuna minik bir öpücük bıraktığımda yüzlerimizi eşitledim.Jimin eğilerek Min'i yere bıraktığında Min koltuğa oturdu ve arabasıyla oynamaya başladı.
Jiminde ellerini belime dolayarak beni kendine çekti.
"Bebeğim."
Kafasını boynuma gömdüğü için boğuk çıkan sesine karşı gülümsedim ve hm'ladım.
"Dayanamadım."
Yüzlerimizi eşitledim ve gülümsedim.Alnını alnıma dayadı ve gülümseyişime karşılık verdi.Daha sonra kollarımı boynundan çektim ve onu koltuğa ittim.
Yorgun olmalıydı.
Koltuğa oturduğunda Min arabasını bıraktı ve babasının dizine kafasını koydu.Jimin kafasını geriye attı ve Min'in kumral saçlarını okşadı.Yanına oturdum ve alnındaki siyah tutamları geriye ittim.
"Aç mısın?"
Gözlerini açmadan başını iki yana salladı.Saçlarını okşarken Min'e baktım.Bugün çok koşturduğu için yorulmuş ve uyumuştu.
Koltuktan kalktım ve Min'i kucağıma alarak odasındaki yatağına yatırdım.
Alnına bir öpücük bıraktım ve başında biraz dalmasını bekledim.O sırada Jiminde elinde bavuluyla odaya çıkmıştı.Bir süre daha bekleyip odadan çıktım.
Jimin'in yanına odaya gittiğimde Jimin üstünü çıkartıyordu.Eşofmanını giyerken durdu ve bana döndü.
"Bebeğim kahve yapar mısın?"
Gülümsedim ve başımla onaylayarak aşağı indim.Mutfağa girdim ve kahve makinasını çalıştırdım.
Tezgahın önündeki sandalyelerden birine oturdum.Dirseklerimi tezgaha yasladım yüzümü avucumun arasına alarak beklemeye başladım.
Kahveleri hazırladığımda Jimin aşağı indi.Yanıma geldi ve yanımdaki sandalyeye oturdu.
Kahvesini dudaklarıyla buluşturup tekrar tezgaha bıraktıktan sonra uzanıp dudaklarına uzun bir öpücük bıraktım.
Ayrılacağım sırada sandalyemi yaklaştırıp beni kolları arasına aldı.Yine en huzurlu olduğum yere gelmiştim.Onunla bir bütün olmak kadar harika bir duygu yoktu.
