Aniden güçlü bir çığlık seli koptu ve gökyüzü ateşlerle doldu. Mermiler yığınla yere dökülürken, metallerden çıkan sesler ikilinin kulaklarında uğuldamış, Jeongguk yanan gökyüzüne yuvalarından çıkacak gibi irileşen gözleriyle bakmıştı. Ancak az sonr...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
✿
7 Vontre*, 1800'lerin başıydı.
Jeon Jeongguk, üzerindeki simsiyah kıyafetler ve upuzun pelerini ile gece vakti girdiği gizli dönenmeçten sapmış, siyah, ipli botlarının taş zeminde bıraktığı tok ses eşliğinde telaşla hanedanlığa yol almıştı. Etraf sessiz, gece olabildiğine suskundu ve tek bir çıt dahi muhafızları ayaklandıra bilirdi.
O yüzden dikkatle ilerlemeyi seçti. Hava soğuk, esintili ve rütubet doluydu. Gökyüzünde kara bulutlar dolaşıyor, tehlike çanlarını geceye bahşediyordu. Genç adam yürümeye devam ederken, girdiği karanlık sokaktan ışıklarla aydınlanmış şehir meydanına geldiğinde, sırtını gördüğü bedenle duraksamıştı. Monte ordu generali, uzun bedeniyle şehir meydanında dikiliyordu. Simsiyah giyinmişti ve karanlıkta bir tek sivri kılıcı parlıyordu.
Jeongguk'un elleri pelerini kavrayıp sıkarken, "Topları getirin!" diye bağırdı general. Jeongguk geri sıçrayarak yutkundu. Çok iyi biliyordu ki, onun burada olması hiç hayra alamet değildi.
Az sonra kilolarca top şehir meydanına taşınmaya başladı. Jeongguk, hissettiği korkuyla bir adım attığı esnada, gürültülü sesler nedeniyle ahali ayaklanmış ve ellerinde silahlarla şehir meydanına koşmaya başlamıştı. Artık yağmur hafif atıştırıyordu.
O esnada genç adam, saklandığı delikten olacakları telaşla izliyor, ona güvenmek istiyordu. Daha birkaç gün önce konuşması geçen şeyi gerçeğe dökebilir miydi? Belki de.
"Herkes silahlarını yere bıraksın ve diz çöksün! Tek bir defa söyleyeceğim."
Efes'in hırçın dalgaları generalin sözünü duymamayı seçti. Jeongguk korkuyla ileri atılırken baştan sonra simsiyah giyinmiş general Kim, yavaş adımlarla tam merkeze yürüyerek elini kaldırmış ve eş zamanlı olarak keskin bir çığlık sesi dökülmüştü soluksuz geceye.
Toplardan gelen gürültüler, insanların canına mâl olarak şehri derbeder ederken, o sadece bir kenarda duruyor ve olan biteni sakin yüz ifadesiyle izliyordu. Jeongguk ondan nefret etti. Eline verseler tek seferde parçalara ayırırdı ancak tek yapabildiği gürültüden biraz olsun kopmak için sakin bir köşeye çekilmekti. Şayet öyle de oldu.
Ateşler, mermiler, ağıtlar bir çığ oldu yığıldı sokaklara. Bir ülke canhaşır çığlıklarıyla yere devrildi ve Kim Taehyung, kendi ihtişamlı tahtından olan biteni soğuk bir ifadeyle izledi. Siyah yılanlar koynuna dolup ruhuna işlerken, dudaklarında tehlikeli bir gülümseme belirmişti. Ruhu ekseninden kaysa, nefes alamasa dahi bu devrimi bastırabilmeliydi.
"Durun!"
Ayaklarının altına serilen yoksul köylüyle birlikte korkuyla yerinden sıçrayan ve öfkesini kabarık bir köz misali kalbine saklayan Jeongguk, tam o esnada gizlendiği kuytudan çıkmış, ufak su göllerinin pelerinini ıslatmasını umursamadan botlarıyla zemini döve döve karşısına geçmişti devrimin.
Bedeni şehir meydanın tam ortasında, topların ve mermiler tam hedef noktasındayken, elini havaya kaldırdı ve tekrar etti. "Durun artık! Bu kadar yeter!" Eş zamanlı olarak gürültü dolu bir şimşek gökyüzüne yükseldi.
Ancak duran olmadı. Bu kan, asla durulmayacaktı.
Hemen sonra topun gürültülü sesi doldurdu sokağı ve geriye atıldı cılız beden. Jeongguk'un korkuyla titreyen kalbi parçalara ayrılırken, keskin çığlığıyla birlikte son anda bir kol beline sarılmış ve bedenini hedeflerden alarak yere sermişti. Cılız bedeni taş zemine çarpıldığında, göğsü hızla inip kalkmaya ve nefesleri çoğalmaya başlamıştı. Kemikleri kırılmış gibi acıyor ve boğazından yükselen hırlamaları durduramıyordu.
Jeongguk o ana kadar anlamamıştı gözlerindeki ıslaklığın ne olduğunu. Ağlıyordu. Bu dehşet, bu acı onun için bile yenilip yutulamazdı.
Biraz daha kendine geldiğinde alnında hissettiği kemikli parmaklar saçlarını kenara iteklemiş ve o, kirpiklerini zorlukla kırpıştırıp gözlerini aralamıştı. Soluk kahveleri gördüğü yüzle irileşirken, korkuyla atan kalbinin buz tuttuğunu ve soluksuz kaldığını hissetti. Titrek bir nefes eşliğinde gerilediğinde alnındaki parmaklar daha yumşak bir hal almıştı.
Efes'in gözdesi, Monte ordu generali Kim Taehyung, tam üzerindeydi. Koyu kahve gözleri üzerinde dolaşıyor ve herhangi bir hasar olup olmadığını kontrol ediyordu. Bakışları detaycı ve bir o kadar da dikkatliydi.
"Senin burada ne işin var?"
Nefes nefese dudaklarından dökülen soruya Jeongguk cevap vermek için dudaklarını araladı ancak az sonra bakışları arasındaki köprüyü yıkan bir hezeyan düştü geceye.
Aniden güçlü bir çığlık seli koptu ve gökyüzü ateşlerle doldu. Mermiler yığınla yere dökülürken, metallerden çıkan sesler ikilinin kulaklarında uğuldamış, Jeongguk yanan gökyüzüne yuvalarından çıkacak gibi irileşen gözleriyle bakmıştı. Ancak az sonra olayın mahiyetini anlayarak korkuyla ellerini kaldırmak istediğinde, hiç beklemediği bir şey oldu.
Kim Taehyung'un bedeni , üzerine örtülerek onu korumaya almıştı.
"Geri çekiliyoruz," demişti o esnada devrimin lideri. Toplar herkesi helak etmiş, onlarca beden serilmişti sokaklara.
"Kaybettik, geri çekiliyoruz. Herkes Kim Taehyung'un önünde diz çöksün."
Binlerce ülkenin arasından bir ülkede, o ülkenin en kızgın şehrinin en kanlı gecesinde bir şehir bir adamın ayakları altına serildi. Herkes diz çöktü ve o, dizlerindeki başı nazikçe yere koyarak ayağa kalktı.
Yüzünde başarı dolu bir ifade, dudaklarında tehlikeli bir gülüş.
Efes, Monte generali Kim Taehyung'un toplarla uyguladığı plan sayesinde 7 Vontre devrimi başarısız olmuştu.
×
Ateşler, mermiler, ağıtlar, Gece olacak, Hepsi yağacak. Bir şehir, bir adamın elinde nefessiz kalacak, Çığlığını bir adama adayacak. Ateşler, mermiler,ağıtlar Bir gece ansızın, Hepsi susacak. Saniyede beş kurşun, Kalbine damlayacak.
•
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
«kurgu dahilinde kullanılacak her isim, olay ve makam kendime aittir. kullanılacak nadir tarihi isimler sadece isim itibariyle mevcut olacak, kurguyla hiçbir ilgi ve alakası bulunmayacaktır.»