DİLŞA

15 0 0
                                        


Benim adım Dilşa. İsmimin anlamı sevinçli, neşeli. Hakkını vermişim anlamının.. Güçlü olmak için neşeli görünmem lazımdı. O yüden hiç eksik etmem gülümsemelerimi suratımdan. Mezopotamya'nın kalbi Mardin'de doğup, büyüdüm.  Babam telkari ustasıydı. İnanılmaz güzel yüzükler, kolyeler yapardı. Ama birini bile anama hediye etmezdi. Ben derdim; 'Okuyup, çalışınca çok param olacak ben sana alıcam hepsinden.' diye. Okumayı severdim. Bizim burada okumayı sevmeyen yoktur. Kim sevmez ki okumayı? Avukat olucam derdim hep. 

Abim vardı. Baran. Bir de onun küçüklük arkadaşı Mehmet abi. Beni okuldan almaya gelirlerdi hep. Abim hep 'Dilşa'm okuyup, avukat çıkacak' derdi. Mehmet abi de okumamı çok desteklerdi, abim gibi. 'Oku Dilşa, biz beceremedik.' derdi hep. Arada espriler yapar güldürürdü bizi. Anamla babam onu Baran abimden ayırt etmezdi. Bir gün gelmediler. Ben de koşarak eve gittim bir şey mi olmuş diye. Gittiğimde evin kapısı açıktı.Bağırtılar, çığlıklar vardı hep. İçeri girdiğimde Baran abim, Mehmet abim, anamı tutuyolardı. Bayılacak gibiydi. Üzüntüdendi herhalde. Panik yapmıştım onu öyle görünce. Babam ise öfkeli. Derler ya burnundan soluyo diye. Aynı öyleydi. Gördüler beni. Baran abim dedi ki; 'Kapının önünde bekle Dilşa.' Anamı öyle görünce gözyaşlarım akmaya başlamıştı. Kafamı sallayarak çıktım dışarı. [ Dizilerde derler ya 'Odana git' diye, öyle bir şey bekliyordunuz fakat evimiz küçüktü. Oturduğumuz oda da abim ile birlikte kalırdık. Sabah erkenden de yatakları toplardım. Kahvaltıyı hazırlardık anam ile. ]Dışarı çıktım. Gözyaşlarım hala akmaya devam ediyordu. Mehmet abim çıktı. 'Dilşa seni istiyorlar.' Ne dediğini anlamamıştım. Kim, neden istiyordu beni. 'Anlamadım abi ne diye istiyorlar beni' dedim.  Cevap verecekken babam çıktı bir anda öfkeli bir biçimde. 'Hüseyin'in oğlu Cihat ile evleneceksin.' dedi. Anam arkadan bağırmaya devam ediyordu. Gözyaşlarım çoğalmaya başlamıştı. Dudaklarım ise düşmeye. 'Ama okuyacağım ben, avukat olacağım.' dedim. 'Hayır!' diye bağırmak geliyordu içimden. Çığlık çığlığa. Bağırmadım. Karşı çıkamadım. Abim karşı çıktı. 'Benim rızam yoktur. Vermiyorum.' diye. Sesini de yükseltemeye başlamıştı. Babam vurdu abime. İlk defa vurdu. Bir kere bile ne anama, ne bana, ne abime vurmuştu. Bu sefer vurdu işte. Abim; 'Sen içeri gir Dilşa.' diye bağırdı bana. Koştum anamın yanına. Sarıldım. Okşadı saçlarımı. Öptü sonra. 'Korkma kızım.' dedi. Sarılarak ağladık ikimizde. Yarım saat sonra içeriye girdiler. Babamın öfkesi geçmiş gibiydi. Abim ise mutlu. Ama buruk bir mutluluk.  'Evdesin.' dedi babam. Sadece bunu dedi. Anam bu sefer sevinçten öpüyodu saçlarımı. 

Akşam oldu. Sofrayı hazırladık anamla. Mehmet abim de kaldı yemeye. Herkes kendi içinde huzurluydu. Yedik yemeğimizi. Kaldırdık sofrayı. Anam bulaşıkları toplarken, ben de kahve yaptım erkeklere. İçeri götürdüm, verdim kahveleri babam gile. Geri anamın yanına döndüm yardım etmeye.  Sonra yatakları hazırlayacaktık. Mehmet abimde bizde kalıcakmış. Onlara bir odayı hazırladık. Anamların odasında da anamla ben yattım. Yatmadan anamla konuştuk. Sessizce. Duyulur belki sesimiz diye. Babamın dükkanı zarara uğramış, anam öyle dedi. Babam pek bir şey anlatmazdı dükkan hakkında. Dükkanın sahibi Hüseyin amca da 'Boşalt.' demiş. Yapamazdı, senelerini vermişti babam o dükkana. 'Cihatla senin Dilşa'yı evlendirelim anca o zaman gerek kalmaz çıkmana.' demiş Hüseyin amca, bizim buralarda böyledir çünkü. Bunun için dünyaya geliyoruz sanki. Babam hep isterdi okumamı, abim becerememiş ama benim arkamdaydı. Elinde ne var ne yok birleştirmiş ama zararı karşılayamamış. Çıkmış ağzından 'Tamam.' kelimesi. Anama da anlatmış olan biteni. 'Gidelim, göçelim artık bu şehirden.' demiş anam. Ama babam olmaz dercesine bakmış. Nasıl hal oldu, ne yaptılar bilmiyoruz ama şu an anama sarılarak uyuyordum ya bana her şeye bedeldi. Sabah oldu. Hemen yatakları topladım. Kahvaltıyı hazırladık. Sonra abilerim beni okula bıraktılar. 

14 yaşındaydım. Ortaokul son sınıf. Ondan sonra lise. Avukat olmama yaklaşmıştım sanki. Derslerim de çok iyiydi. 

Gene bir gün abimler gelmemişleri beni almaya. Eve gittim. Girdim içeri. Baktım herkes suskun. Anam dokunsam ağlayacaktı. Abimin içinde buruk bir acı. Babamın ise sesi çıkmıyor. Eğildim, oturdum anamın yanına. Kulağına doğru; 'Ne oldu ana, neden böylesiniz?' dedim. Anam döndü, gözlerimin içine baktı, babam o anda 'Üstünü değiştir Dilşa akşama misafirimiz gelecek.' dedi. Ama kimin geleceğini demedi. Gittim değiştirdim üstümü. Akşam oldu.Kapı çaldı. Kapıyı açmaya gitti, açtım. Mehmet abim, anası ve babası vardı. Elinde de bir çiçek. Girdiler içeriye. Mehmet abim gülümseyerek bana verdi çiçeği. Bende anlamamıştım ne olduğunu ama aldım elinden çiçeği. Oturdular babamların yanına. Sonra anam kalktı, 'Gel, biz kahve yapalım' dedi. 'Tamam.' dedim. Kahveleri yaptık. İçeri götürdüm. Sonra Mehmet abimin babası Rüştü amca dedi ki; 'Allah'ın emri peygamberin kavliyle kızın Dilşa'yı oğlum Mehmet'e istiyorum.' Başımdan aşağı kaynar sular dökülüyordu sanki. Anama baktım, ağlamaya başladı. Baran abim üzüntülü. 'Ben avukat olacaktım, baba.' dedim. Babam bana baktı, 'Verdik gitti.' dedi. Gözlerim sulandı. Anam sanki nefret püskürtmüş gibi baktı Mehmet abime. Abi diyorum ama o artık sözlümdü. Yüzükleri taktı Rüştü amca 'Hadi hayırlı olsun.' diyerek. Hiçbir şey diyemedim. Biraz oturduktan sonra gittiler. Yatakları hazırlamaya koyulduk. 'Dilşa bu akşam benim yanımda yatacak.' dedi anam. Babam ses bile çıkarmadan sadece kafa salladı. Yatakları yaptım. Anamın yanına gittim. Ağlıyordu. Bende ağlamaya başladım. 'Abimdi o benim. Baran abimden ayırmadınız siz onu. Nasıl olur böyle?'. Anam bir yandan göz yaşlarını silerken, ''Seni isteyecekleri gün Mehmet konuşmuş babanla. Dükkanın bütün zararını kapatmaya karşı seni istemiş. Baran karşı çıkmış 'olmaz' diye, Mehmet 'okuturum ben onu' demiş. Baban da onaylamış.'' dedi. 'Ama okutacağına inanmıyorum.' dedi.  Kimse inanmıyordu okutacağına. Anamla ağlaya ağlaya uyuduk. Saçlarımı okşadı. Öptü. 

Sonra ne mi oldu. Mehmet ile bir aya kalmaz evlendik. İmam nikahı ile. Okulumu bitirmemi bile beklemedi. Bir sene sonra oğlumu kucağıma aldım. Avukat olmamı isteyen Mehmet abimdi. Ama şu an onun oğlunu büyüttüğüm, Mehmet. 

CEYLANStories to obsess over. Discover now