Bölüm 1 | Priori Incantatem

300 12 31
                                        

Temmuz 1995

Sevgili Rex,

Son derece lüks olmasına rağmen benim gibi hissettirmeyen bir çalışma masasından, dün geceden beri kafamı terk etmeyen bir baş ağrısıyla sana yazıyorum. İyi olduğunu ummak ama olmadığını bilmek bana iyi gelmiyor dostum. Birimiz en azından kendine düzgün bakmalı diye düşünüyorum fakat ikimizde de bu yönde bir hareket yok. O yüzden gerçeğin içinde hayatta kalma savaşımızda sana destek olabilmek için soruyorum.

Öncelikle, elin iyileşti mi?

Umarım biraz düzelmiştir çünkü son mektubunda spordan uzak kalmanın sana iyi gelmediğini düşünmeme sebep oldun. Gardiyanınla ve o cellatla bu kadar içi içe olman beni korkutuyor, sana hala halının altındaki toz parçası gibi davranmıyorlar değil mi? Her neyse, sanırım bu sorunun cevabını pek merak etmiyorum. Leonard'dan bu kez daha ağır bir programla başlamanı istersem bana küsme lütfen. O evde durduğun süre uzadıkça burada nasıl bir halde olduğunu düşünmekten kafamı yastığa koyamıyorum Rex. Ayrıca son mektubuma geç cevap verdiğin de gözümden kaçmış değil, yalnızca şimdilik ölçünü almayı rafa kaldırdım.

Kendine dikkat ediyor olduğunu duymak şu an bana iyi gelebilecek tek şey ama bil bakalım kim bana yine geç cevap yazacak?

Hayırsız bir arkadaş olma yolunda adımların emin ama görmezden gelmek için çabalıyorum çünkü zor bir dönemin tam göbeğindesin dostum. Lakin lütfen cevabını yazarken içimi rahatlatacak birkaç yalancı cümle yaz ki biraz da ben sana bir şeylerden bahsedebileyim.

Geçen mektubunda neredeyse bir ayın ardından beni güldürmeyi başarmıştın fakat tahmin edersin ki uzun sürebilmesi için farklı bir evrende yaşamam lazım. Çünkü ne annemle babamın ne benim halim hal, ne de yan yana otururken kafalarımızın içinde dönen düşünceler.

'Hayat ağlarını örerken tek yapabildiğim oturup güneşin sönüşünü izlemek.' demiştin. Haklılığını hiç bu kadar iyi anlamamıştım Rex. Kendime bile dürüst olamazken bunu onlara nasıl söylerim bilemiyorum. Etrafımda olup bitenleri görmediğimi düşünüyorlar ama ben yalnızca gözlerime örttüklerini zannettikleri o bağı çözmeye çalışan zihnimi durdurmaya çalışıyorum.

İronik, değil mi?

Sana kendini daha düzgün ifade etmeni ve maruz kaldığın psikolojik krizi onların yüzüne vurmanı söylerken benim ağzıma fermuar çekip dilime zincir vurmam. En iyisi sen dediğimi yap, yaptığıma bakma bile.

Ebeveynlerimin evi yıkmaya çalıştıklarını tescilledim sanırım, kavga ederken çarpılan kapıların ve kırılan süslü vazoların haddi hesabı yok. Babamın çalıştığı yeni patronu, annem istemiyor ve onu anlayabiliyorum ama o da babamın neden böyle bir kararı bu kadar çabuk kabullendiğini anlamalı. Ve annem anlamayı denemiyor bile. Niçin babamı koruduğumu sorgulayabilirsin çünkü geçen sefer onun üzerinden ilginç betimlemelerle neredeyse ondan nefret ettiğimi söylemiştim fakat kapı arasından duyulan bir konuşma her şeyi tepetaklak etti. İnsanoğlu ne kadar garip değil mi? Tek bir diyalog onun gibi rezil bir insanı bile anlamamı, içimde ona karşı acıma duygusuyla fidanlar yetiştirmemi sağlamışken şimdi ne ona ne de anneme kızabiliyorum. Sana konuyu net şekilde anlatmak istesem de kapımın ardından gelen bağırışma sesleri gideceğim dar ağacının çanları gibi geliyor kulağıma.

Bu yüzden veda ediyorum. Lütfen kendine dikkat et ve cevabını beklediğimi unutma.

Lanet bir malikanenin sessiz duvarlarından,

biricik dostun, Chimera'n.

Elindeki parşömen kağıdını katlama yerlerinden ona ulaştığı haline çevirdiğinde arkadaşından gelen mektubun onu içine soktuğu karışık ruh halinden kurtulmak yaklaşık bir saatini almıştı genç oğlanın. Ailesinin sürekli tartışması onu tüketiyordu içten içe. Harry bunu farkında olsa da yapabileceği hiçbir yoktu ve olsa dahi bu ettikleri yemine ihanete giriyordu.

NickstickWhere stories live. Discover now