one

25.2K 170 84
                                        

*1-5. bölüm arası ile sonraki bölümler arasında çok büyük farklar var lütfen bunu bilerek başlayın kitaba.*

"kesinlikle kabul etmelisin." kaşlarımı çatıp yanaklarımı şişirdim. kabul etmek istemiyordum. "hayır."

mell yanına duran telefonumu alıp kilidini açtı ve parmaklarını ekranın üzerinde gezdirdi. "o zaman ara ve reddet." bunu yapmak da istemiyordum. sadece hayalet olmak istiyordum. "jules böyle bir fırsatı kaçıramazsın adam sana şirketi için modellik öneriyor. hem belki onu etkilersin ve olmayan aşk hayatın başlar." bir insan benden neden etkilensin ki? ama mell'i daha fazla sinirlendirmek beni üzüyordu bu yüzden kabul edeceğim. "peki, arayıp onlara kabul ettiğimi söyler misin?" sevimli bakışlarımı ona gönderirken sinirle nefesini verdi.

"yirmi yaşındasın ve telefon görüşmesi yapmaktan utanıyorsun." kendin kendine söylenirken parmaklarımla oynamaya başladım. ya model olmayı başaramazsam ve insanlar hakkımda kötü düşünürse? belki tanıdığım biri orada olur ve bana gülerse? görmek istemediğim çok fazla insan yok ama olanlarda oraya gitmez, değil mi? umarım.

-

"isminiz lütfen." gergin olduğum zamanlarda yaptığım gibi yine yanaklarımı şişirdim. "jules edgar, çekimler için gelmiştim." kadın kafasını sallayıp masasında bulunan birkaç kağıda göz attı. "asansörle 4.kata çıkın. oradan sizi yönlendirecekler." kafamla onaylayıp mırıldanarak teşekkür ettim. asansörlere binip üzerinde '4' yazan butona bastım. asansör hissedemeyeceğim bir şekilde yukarı çıkarken ayakkabılarımı inceliyordum. beyaz spor ayakkabısı giymiştim acaba yanlış bir tercih miydi? böyle bir yere geliyorsun ve spor ayakkabı mı giyiyorsun jules, aptal. topuklu ayakkabı giymeliydim ama her türlü çıkaracağım ayakkabımı.

asansörün kapısı açıldığında kapı kapanıp arasında kalmayayım diye hızla çıktım. 4.katın buradan görünen çoğu yeri çekimler için kullanıyor gibi görünüyordu.

elinde dosya ile bana yaklaşan kadını fark ettiğimde ona zorluk olmasın diye ona doğru yürümeye başladım. "bayan edgar değil mi?" kafamı salladım. "beni takip edin lütfen." dediğini yapıp onu takip ettim ve beyaz kapılı bir odaya girdik. "burada makyajın ve saçın yapılacak daha sonra kıyafetini giyip çekimler için stüdyoya gel."

"peki." odadaki oldukça yapay kırmızı saçlı kadın eliyle koltuğu işaret ettiğinde gidip oturdum. pahalı olduğu kutusundan bile belli olan makyaj malzemelerini çıkarıp işini yapmaya başladı.

çok da kısa sürmeyen bir süre sonra stüdyodaydım ve burası soğuktu. herkes birbiriyle konuşuyordu. tanıdığım kimseyi görmemiştim ve kendimi rezil etmemiştim. bu benim için büyük bir başarıydı.

"bay peters da geldiğine göre çekimlere başlayabiliriz." beni karşılayan kadın yanıma gelip konuştuğunda ilk başta korkmuştum. insanlara böyle yaklaşmak kabalıktı. gerçi başka nasıl yaklaşacak aptal jules.

-

saat kaçtı bilmiyorum ama çok yorulmuştum. evan peters ile beraber çekileceğimizi düşünmüştüm ama öyle olmamıştı. mell olsaydı çıldırırdı herhalde çünkü onla el sıkışmamıştım bile.

koyu kahverengi kabanımı da giyip saçlarımı düzelttim daha sonra çantamı ve telefonumu masanın üzerinden aldım. telefonumu açıp saati kontrol ettiğimde akşam 9'a yaklaştığını gördüm. harika! metroya bu saatlerde binmekten nefret ediyordum çünkü çok kalabalık oluyorlardı ve benim aklımda milyonlarca ölüm senaryosu oluşuyordu. taksiye binebilirdim belki. hayır ya katilse?

"bayan edgar daha çıkmadınız mı?" kulaklarıma dolan erkek sesiyle kafamı geldiği tarafa döndürdüm. beklediğim kişi değildi. ama neden evan peters'ı beklediğimi de bilmiyordum belki de etkisi altında kalmıştım. "ah şuan çıkmak için hazırlanıyorum." kafasını sallayıp ağzını açtı. "isterseniz sizi bırakabilirim." kötü biri olabilirdi. beni kaçırıp organlarımı alabilirdi. onunla şuan bu odada tek bulunmam bile tehlikeliydi ama mell bana paranoyaklığı aşmamı söylemişti ve bende öyle yapacaktım.

"olur." onla beraber otoparka kadar yürümüştüm. fırsatı varken beni asansörde taciz edebilirdi ama etmemişti belki arkadaş olabilirdik. arabasına daha yaklaşmamamıza rağmen arabasının kilidini açtı. "bu arada ben adam todd." o benim ismimi biliyordu bir daha söylememe gerek yoktu sanırım. ama kibarlık yapmam gerekiyordu.

"jules." bir anda uzattığı eli ile korksam da sonradan bende elimi uzatıp onla el sıkıştım.

arabaya bindiğimizde bana adresimi sormuştu. biraz karmaşık da olsa evime yakın bir yerin adresini vermiştim. gerçek adresimi öğrenmesi sakıncalı olabilirdi.

telefonumu çıkarıp mesajlar uygulamasına girdim ve mell'in ismini buldum.

jules:todd'la tanıştım.
beni eve bırakacak

melanie💕💖:peki
gelirken çin yemeği almamı ister misin?

jules: olur ama acılı olmasın

melanie💕💖: bye

telefonumun kilidini kapatıp kucağıma koyduğumda todd'un direksiyondaki parmaklarına baktım. bence erkeklerin parmakları oldukça ilginç ve güzeldi. todd'un ince parmakları vardı. bu onu rahatsız edebileceği düşüncesiyle bakışlarımı önüme yöneltmiştim.

"bana numaranı verebilir misin? belki bir ihtiyacın olursa diye." ona mell'in numarasını verebilirdim çünkü mell benden daha güvenliydi. genelde böyle yapardım.

"tabii." bardak tutacağına koyduğu telefonunu alıp kilidini açarak bana verdi. rehbere girip mell'in numarasını yazdım ve kendi ismimle kaydettim. beni garip biri sanmasın diye emoji koymamıştım ama emoji kullanmak isterdim çok tatlı duruyorlar.

telefonu geri verdiğimde gülümsüyordu. "geldik." ilk başta başka bir adres verdiğimi unuttuğum için garipsemiştim ama bunu belli etmeden anladığımda teşekkür edip çantamı alarak arabadan indim.

arabasının tamamen uzaklaştığından emin olana kadar onu izleyip evime doğru yürüdüm.

"hey jules!" mell'in sesini duyduğumda ona gülümseyip sarıldım. "jules senin numaranı verdi." kafasını sallayıp apartmanın kapısını açtı.

bilmiyorum çok uzun bir
bölüm yazdım umarım
güzel bir kitap olur çünkü güzel
hayallerim var kitapla alakalı.

jules karakterini yapabildiğim kadar
paranoyak ve çocuksu yapmaya çalışıyorum bu yüzden garip davranışları olabilir.

iyi okumalar~!


daddy Stories to obsess over. Discover now