"Gece kalk!" Ecenin sesini duymamla yataktan yere düştüm . Ranzanın üstünde yatmanın dezavantajlarından biriside buydu işte.
"Sen hala yatıyor musun.. hih yere mi düştün?" canım ikizim yere düştüğümü görünce yine dayanamamıştı. Yanıma gelip beni kaldırdığı gibi duşa sokması bir oldu. Tabii yine söyleniyordu.
"Of yine geç kaldık Nazife cadısı kesecek bizi!!" Ecenin laflarını dinlerken bir yandan da duştan çıkmaya çalışıyordum. Nazife Hanımdan hiç hoşlanmazdım. Kaldığımız yurdun müdiresiydi kendisi. Buradaki en eski kızlardan olduğumuz için biz alışmıştık onun azarlarını dinlemeye ama yeni gelen kızlar buna dayanamıyorlardı. Her ne kadar gaddar görünse de Nazife Hanımda bazen iyi kalpli olabiliyordu. Ama bazen yani daha çok nadiren.
Duştan çıktıktan sonra kurulanıp okul eteğimle gömleğimi giydim. Siyah pileli etek ve beyaz gömlekti bizim okulun üniforması. Asla başka kıyafet giymemize izin vermiyorlardı ama az da olsa makyaj yapabiliyorduk.
Ben giyinirken Ece de maskarasını sürüyordu. Eceden sonra hemen bende biraz süslendim ve ikizimden önce odamızdan çıktım. Çıkışa doğru Nazife'ye yakalanmamak için yavaşça gizlenerek ilerlemeye başladım. Tam zafere ulaşacakken Ece "Gece" diye bağırınca arkama baktım ve Nazifeyi gördüm. "Ece koş" diye bağırmamla birlikte yurdun çıkışına doğru koşmaya başladık. Nazifeyse arkamızdan Rüstem amcaya bağırıyordu. "Tut onları Rüstem yine geç kaldılar okula!"
İkizimle büyük bir ustalıkla Rüstem amcayı atlattık ve gelen ilk otobüse bindik. Eeee ne de olsa 17 yıllık tecrübemiz vardı. Rüstem amca hiçbir zaman bizi yakalayamamıştı. Yakalayamayacaktı da...!
Okulun önüne gelince otobüsten indik. Okuldan içeriye gelince direk müdür yardımcısının odasına doğru yöneldik. Merdivenleri çıkarken karşı duvarda tik tak diye ses çıkaran saat dikkatimi çekti. Koridordaki tek ses oydu çünkü. Eceyi durdurdum ve birinci dersin bitmesine 20 dakika kaldığını girmemize gerek olmadığını söyledim. Oda beni onayladı ve kantine gittik.
Sabah kahvaltıyı da kaçırdığımız için hemen bir şeyler alıp kantindeki masalardan bir tanesine oturduk. Yemeği yerken düşüncelerim eskilere doğru yol almıştı. Biz 89 günlükken yurda bırakılmıştık. Yüklü bir miktar parayla ama. Bu parayı elbette bize vermiyorlardı fakat bizi özel okula yazdırmışlardı. Harçlıklarımızı da düzenli bir şekilde veriyorlardı. Para sıkıntısı çekmiyorduk çok şükür. Anne babamızdansa nefret ederdik. Bizi bıraktıkları için. Bu yüzdende onları şimdiye kadar hiç aramaya kalkışmadık.
Düşüncelerimden çalan zille birlikte ayrıldım. Zaten birkaç dakika sonrada bizim tayfa gelmişti. Ece, Ben, Uzay, Çağla, Poyraz, Rüzgar. Uzay benim kardeşim gibi gördüğüm arkadaşımdı. Çağla Uzayın sevgilisi. Poyraz benim canım ve Rüzgarda Ecenin odunu.
Kantinde oturma düzenimizse benim sağımda poyraz solumda uzay, uzayın yanında çağla, onun yanında ece ve poyrazla ecenin arasında da rüzgar oturuyordu. Biz poyrazla 2 yıldır çıkıyorduk ve çok mutluyduk . Ecenin rüzgarla henüz 7 ay olmuştu. Uzaysa çağlayla daha 2 aylıktı. Çorap değiştirir gibi sevgili değiştiriyordu.
Herkes kendi aleminde sevgilisiyle oynaşırken kantine okulun başarılı kısmı girdi. Burak, Hakan, Zeynep ve İrem. Onların doksandan aşağı notları yok. Güya arkadaşlar fakat birbirlerinin kuyularını kazdıklarından emindim.
Masamızın yanından geçerlerken ikizimle göz göze geldik. Biraz eğlenmekten zarar gelmezdi. Ece Zeynep'e çelme taktı ve Zeynep yanından geçen birisine tutundu. Tutunduğu kişinin bizim sınıfın sonuncusu Necati olduğunu fark ettiğin de olacakları yanlış anlamış olmalıydı ki kaçmaya çalışmıştı. Necati ise tüm iyi niyetiyle Zeynep yere düşmesin diye onu sıkı sıkı tutuyordu. Ece kahkaha atarken kantindeki herkes fısıldaşmaya başlamıştı bile. Sıra bendeydi artık. "Zeyneple Necati çıkıyormuş arkadaşlar ama bunu bizden saklamışlar bence bir öpücüğü hak ediyor Necati hadi öp öp öp !" Herkes öp öp diye bağırırken İrem daha fazla durmadı ve saçıma yapıştı. Zeynep ise Eceyi dövmeye çalışıyordu. Sadece çalışıyordu çünkü ece tekvando biliyordu ve hiç şansı yoktu. Bu yüzden İrem bana saldırmış olmalıydı ben tekvando bilmiyorum çünkü. Zamanında ece tekvandoya gitmek isterken ben jimnastiğe gitmiştim ve ülkelerle yarışmıştım ama kolumu sakatladığım için elenmiştim.
YOU ARE READING
Son..
Mystery / ThrillerUmut uyanık insanların rüyasıdır... Herşey bir kavgayla başladı.. Nereden bilecektik ki o bodrumda kendi kanlarımızı temizleyeceğimizi... Nereden bilebilirdik ki hata yaptığımızı... Hep umut ettik Hep yeniden denedik. Hep yenildik. -SON-
