Jimin;
Yüzüme vuran sıcak güneşin aksine, vücuduma çarpan serin rüzgar ile gözlerimi açtım. Soğuktan bacaklarım donuyor.
"Lanet olsun nerede bu lanet battaniye?"
Kalkıp etrafıma baktığımda sadece gökyüzü ve ağaçlar vardı. Rüyadayımdır herhalde diye geri yatacaktım fakat kafamın sert bir şekilde yere çarpması ve hissettiğim acı ile olayın gerçekliğini fark ettim
"SİKTİR LAN NEREDEYİM BEN??"
Taehyung;
Kafamdaki acı ile gözlerimi araladım. Öldüm ve cennette falan mıyım? Gökyüzü... Ağaçlar... Kuş sesleri... Çığlık... Ne? Çığlık? Çığlık mı?
"Ah tanrım beni cennetine aldığında ilk duyacağım şey bu aptal çığlık mı olacaktı?"
"Ben sana aptal çığlığı göstereceğim mavi kafa!"
Yanımdaki kızın tiz sesi ve üstüme koşmaya başlaması ile yerden kalkıp koşmaya başladım. Kız anında bana yetişmiş ve hem sırtıma vuruyor hem de söyleniyordu.
"Sen kimsin?"
"Neden burdayım ben?"
"Beni mi kaçırdın?"
"Yoksa tacizci falan mıs..."
Sözünü kesen benim aniden ona dönüp kolunu tutmam oldu. Şuan gereğinden fazla yakındık. Yavaşça kafamı kaldırıp gözlerine baktım. Bir süre bakıştık. Kızın kolunu çekmesi ile kendime geldim ve konuştum.
"Sen hiç bu kadar tatlı bir tacizci gördün mü? Ayrıca sen ne biliyorsan ben de o kadar biliyorum yani HİÇBİRŞEY"
"Son hoç bo kodor totlo tocozco gordon mo? Ukala. Yakışıklıymış HAH!"
"Bende seni seviyorum güzelim."
Göz kırparak söyledim ve pişkin pişkin sırıttım.
" İsmim Taehyung bu arada, belki lazım olur."
Hoseok;
"Nerdeyiz? Delireceğim birazdan! Tanrım günahlarım için beni böyle cezalandırıyorsan matametikten kopya çekmek dışında bir çoğundan pişmanım affet beni lütfen. Gerçi o kızla kavga ettiğim ve çantasına yapıştırıcı ve kum döktüğüm için pişman değilim o haketmişti."
Off bu ses ne sabah sabah?
"AHHH!"
Bu ses ile birlikte üstüme düşen beden ve adeta deşilen karnımın acısı ile gözlerimi açtım ve gördüğüm şey ile bağırdım.
"Sen kimsin be bücürük?"
"J-jimin"
Hala karnımda yatarken ağlamaya başladı. Yüzüne bakmayı yeni akıl etmiştim. Pembe saçları ve şirin bir yüzü vardı. Ağlarken birden kalktı ve yandaki ağaca sırtını yaslayıp oturdu. Bacaklarını kendine çekti ve ağlamaya devam etti. Ve sonra dank etti, Yugyeom sende jeton köşeli derken haklıymış. Neredeyiz acaba? Lan bir ıssız bir yerde uyanmadığım kalmıştı amına koyayım... Ağlama sesi daha da şiddetlendiğinde yanına gittim ve oturdum. Başını omzuma yaslayıp yavaşça saçlarını okşadım.
"Şşt sakin ol. Geçecek hepsi tamam mı? Herşey çok güzel olacak. Gideceğiz burdan..."
Usulca başını salladı. O sırada uzaktan ayak sesleri ve tanıdık bir bağırış kulağıma doldu.
"Seni lanet olası herif. Issız bir yerde uyandık ve sen daha ilk dakika beni yanındaki sümüklü ile mi aldattın???"
Jimin başını kaldırdığında ayağı kalktım. Yanına doğru giderken konuştum.
"Ne alakası var amına koyayım? Ben yapar mıyım öyle şey?"
"Benim amım yok Hope... Haa istediğin buydu demek ha? Tamam git. Git bir kadınla evlen boşanıyoruz.
" YA SABIR!"
KOOK;
Yüzüme hangi gavat tükürdü lan? Neyse boşver uyu kook. Bir damla daha ıslaklık hissettim. Elimle sildim ve uyumaya devam ettim.
"Kalksana amına koyayım?"
"Ne var anasını satayım? Bir uyutmadın."
Ve aklıma bir soru geldi. Ben neredeyim? Ne zaman bu gavatın yanına geldim yine?
"Laan karım nerede??"
"Ne bileyim olum bekçisi falan mıyım karının?"
Acaba iyi midir? Acaba burada mı? Burası demişken burası neresi lan? Kim getirdi bizi buraya?
"Jackson çok konuşuyorsun gel başkaları da var mı diye bakalım."
Yürümeye başlamıştık. Bir saattir falan yürüyor olmalıydık. Hava kararmaya başlamıştı bile. İleriden bağırış sesleri gelmeye başladığında oraya doğru koşmaya başladık.
Görüş alanıma Ji eun ve çok güzel, zayıf, ince bacaklı bir kız girdi. Kız Eun'ın üstünde Eun'nın elleri kızın saçlarında yuvarlanıyorlardı. Gidip üstündeki kızı kucaklayıp onları ayırdım. Jackson ise bize doğru koşan karımı tuttu. Bu kızın yüzü bana tanıdık gelmişti sanki. Büyük gözleri çok büyüleyiciydi... Her neyse dedim ve düşündüklerimin saçmalığını farkedip unutmaya karar verdim.
"Çok süzdün yakışıklı ismi Lalisa ya senin?"
"Gguk, yani jeongguk ama kısaca gguk ya da kook derler."
Memnun oldum diyerek sıkmam için elini uzattığında elini tutup öptüm.
"Ben de." Dedim.
Arkadaşlar bilmeniz gereken birşey var lütfen sevmediğiniz shipler var diye okumayı bırakmayın sonda ters köşe yapacağız çünkü ;)
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ÖLÜM ADASI -kpop-
FanfictionGirişi var çıkışı yok. Jimin; Yüzüme vuran sıcak güneşin aksine, vücuduma çarpan serin rüzgar ile gözlerimi açtım. Soğuktan bacaklarım donuyor. "Lanet olsun nerede bu lanet battaniye?" Kalkıp etrafıma baktığımda sadece gökyüzü ve ağaçlar vardı. Rü...
