GİRİŞ

71 5 18
                                        


15 Nisan 2012...

Saatle akşam üzeri 7'yi gösterirken, bir baba henüz 12 yaşındaki kızıyla işlek bir caddede yürüyordu. Günleri oldukça güzel geçmiş, uzun zamandır erteledikleri şeyleri bir bir yapmışlardı. Ama ne yazıktır ki, hesaba katmadıkları bir şey vardı, ölüm

Elbet bir gün herkesi pençesine alacak olan ölüm, o gün belki de hayatının en mutlu günlerinden birini geçiriyor olan Kaan Yıldız'ın kapısını çalacaktı. Girdikleri kırtasiyeden henüz çıkmışlardı ki,

''Baba!'' Diye seslendi babasıyla son anlarını yaşayan Helin. Az sonra olacakalardan herkes gibi o da habersizdi. Ama ne yazık ki, ölüm her yerdeydi.

''Tuğçe'm.'' diye cevap verdi babası. ''Tatlı alabilir miyiz?'' diye sordu Helin hevesle.

''Tabii kızım. Sen burada bekle, ben alıp geliyorum.'' 

Küçük Helin sevinçle el çırptı. Hayatta anne ve babasından sonra en sevdiği şey tatlıydı. Tabii ki çok mutlu olmuştu!

Kaan Yıldız, yolun karşısındaki pastaneye girdi. Helin heyecanla onu bekliyordu. Yaklaşık 5 dakika sonra, babasının pastaneden çıktığını gördü küçük Helin. Heyecanla babasına el salladı. Babası da aynı heyecan ve mutlulukla ona karşılık verdi. Küçük kızı, onun her şeyden çok sevdiği tek kişiydi. Karısı ise...

Yıllardır onu aldattığının farkındaydı. Her ne kadar bilmiyormuş gibi davransa ve Helin'e belli etmemeye çalışsa da, en yakın zamanda ondan ayrılmayı düşünüyordu. 

Yolun karşısına geçmeden önce yolu kontrol etti. Yol bomboştu. Karşıya geçmek için bir adım attı. Sonra bir adım daha. 

Yolu henüz yarılamıştı ki, bomboş olan yolda önce yüksek bir korna sesi, sonra tekerleklerin acı çığlığı, en sonunda ise bir şeye sertçe çarpma sesi duyuldu. Çok geçti...

Kaan Yıldız'ın kızına aldığı tatlılarla dolu olan poşet yolun karşısına savruldu. Helin ise donup kalmıştı. En sonunda kendini toparlayabildiğinde ise,

''Baba!'' diye bağırıp yolun ortasına atladı. 

Çok geçti, her şey bitmişti.

Kaan Yıldız ölmüş, Helin Yıldız yıkılmış, İdil Yıldız ise hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmişti.

Helin çok ağlamıştı, dakikalarca, saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca, yıllarca...

8 Eylül 2016...

Helin, bakışlarını ''Eleman Aranıyor!'' yazısından çekerken, kafenin kapısını iterek içeriye girdi. Kasaya yaklaşarak yaka kartında 'Rüzgar' yazan uzun boylu gence bakarak,

''Merhaba. İş ilanı için gelmiştim de.'' diye kibarca sordu.Genç ise refleks olarak elini ensesine götürdü. Karşısındaki bu güzel kıza nasıl davranması gerektiğini tam olarak kestirememişti. Kendisine itiraf edemese de, bu kızla beraber çalışabilmek için o anda yanıp tutuşmaya başlamıştı.

''Burak kızı görse kesin dibi düşerdi!'' diye geçirdi içinden. Daha sonra,

''Buyrun ben yardımcı olayım.'' derken genç kıza eliyle tezgahın arkasını işaret etti. Helin ise, tereddüt etmeden tezgahın arkasına geçip içeriye girdi. Genç, üzerinde 'Sadece Personel!' yazan kapıyı Helin için açarken, Helin'in geçmesi için kapıyı tuttu. Helin ise ona kısaca teşekkür ederek içeriye girdi. 

Kırık AynaStories to obsess over. Discover now