"............. ölüyorum"
yataktan sıçrayarak uyandım. ellerimi saçımı geri itmek için yüzüme uzattığımda elime gelen ıslaklıkla ağladığımı anladım.
neden ağlıyordum? rüyamda ölen çocuk için neden ağlıyordum.
yataktan çıkıp banyoya girdim. üstümü çıkarmadan soğuk suyun altına attım kendimi. yavaşça yere çöküp düşünmeye başladım.
kimdi o çocuk?nasıl olmuş da rüyama girmişti.
soğuk suyun altında titremeye başlayınca suyu kapatıp çıktım. üstümü değiştirip balkona çıktım.
bir rüya beni nasıl bu kadar etkileyebilmişti. altı üstü bir rüya kook hiç bir şey olduğu yok.
yatağa uzandım. her gözümü kapattığımda çocuğun yüzü gözümün önüne geliyordu. lanet! bu sefer gözlerimi açmadım ve çocuğu incelemeye başladım.
pembe saçlıydı. ışıldayan gözleri , minik bir burnu, kırmızı dudakları yanağındaki ve burnundaki beni. burnunun ucundaki bene kadar her şeyi hatırlıyordum.
o, o çok güzeldi. belki de melekti. bu yüzden rüyama girmişti.
sabaha kadar rüyamdaki çocuğu düşündüm. ilk başta gülüşünü ışıldayan gözlerini sonradan bir anda gözlerindeki ışığın solması aklıma geldi.
"..........ölüyorum" ne demek istemişti.
hazırlanıp işe gitmek için evden çıktım. uykusuzluk ve üstüne rüyanın eklendiği halsizlikle bugün nasıl çalışacaktım. işe giderken geçtiğim yolda kalabalık görünce merakla o tarafa doğru gittim.
'nasıl ölmüş' ' ay gencecik yaşında gitti' 'zavallı çocuk' dediklerini duydum. kim ölmüştü ki.
insanların arasında geçip evden çıkarılan çocuğu görmek için etrafa bakındım. bir kadın sedyenin başında ağlıyordu.
çocuğun üstündeki örtüyü kaldırmasıyla gördüğüm pembe saçlar kalbimin üstüne bir ağırlık çökmesine sebep oldu.
hadi ama kook. o çocuk olduğunu nereden çıkardın sadece o pembe saçlı değil ya. derin bir nefes alıp sedyeye doğru yaklaştım.
kadının bakışları bana döndüğünde şaşkınlıkla kalakaldı. bakışlarımı ondan çekip çocuğa çevirdiğimde dudaklarımın arasından hıçkırık kaçtı.
oydu. b-bu oydu. rüyama giren çocuk.
sedyenin başında yığılıp ağlamaya başladım. bu nasıl olurdu. hayır hayır . kesin başka bir rüyadaydım bu gerçek olamazdı.
beni yerden kaldırmaya çalışanlara küfür edip itikledim. çocuğun yüzünü avuçlarımın arasına aldım. yüzüne yaklaştım. gözyaşlarımın yüzüne düşmesine aldırmayarak incelemeye başladım.
her şeyi rüyamdaki ile aynıydı. alnına alnıma yasladım. hıçkırıklarım çoğaldı. neler oluyordu böyle. neden kalbim acıyordu. bir daha onu göremeyecektim.
öldüğü için morarmış dudaklarına baktım halbuki akşam kıpkırmızıydı. gözümden akan bir yaş onun gözünün üstüne damladı.
yavaşça aşağıya kaymaya başlayınca onu izlemeye başladım. dudaklarının arasına gelince kayboldu. dudaklarımı dilimle ıslattım. yavaşça dudaklarına yaklaşıp onu öptüm.
ellerimi yüzünde gezdirdim ellerini tuttum. üşüyor muydu? buz gibiydi.
"üşüyor" dememle arkamdan gelen bir kaç hıçkırık duydum.
üstümdeki ceketi çıkarıp üstüne örttüm. görevliler kollarımdan tutup beni ondan ayırmaya çalıştığında bağırmaya başladım.
"bırak görmüyor musun üşümüş o" bağrışmalar duydum ama bağıran kişilere dönmedim son son gözlerimi ona diktim.
koluma giren iğneyi hissettim.
kalbim neden bu kadar acıyorsun?
nasıl ölürsün ben daha senin kare gülüşünü görmemişken...
19.08.2019
cennete gidecekmiş iki gözümün çiçeği...
