Ablam Aslı, ablamın Rus arkadaşı Valeria ve annem Derya ile birlikte bir masada oturuyorduk. Ablam ve Valeria hepimize mojito almaya gitmişlerdi.
Annem, hemen yan masamızdaki çocuğu uzun bir zamandır 'nasıl bir damat olur?' diye inceliyordu.
"Kış, bu çocuk hangi dili konuşuyor?"
"İngilizce değil, Rusça değil, Fransızca ve Almanca olabilir. Dinlemedim."
"Bir dinle bakayım, merak ettim." dedi annem. Ve ben de annemin büyük emrinin ardından, çocuğun telefon konuşmasını dinledim.
Çocuk tam konuşmasını bitirirken annemle birbirimize baktık. "Fransız!"
"Anne bağırmaz mısın?"
"Kış, nasıl bağırmayayım! Çocuk hayalimdeki damat resmen! Ablan bulamadı, bari sen hayalimdeki damada beni kavuştur be yavrum."
Annem bunu hafif yüksek bir sesle söylemişti, yanımızdaki masalar bizi dinleseler kolaylıkla anlayabilirlerdi konuşmalarımızı.
Fransız çocuk, bize döndü ve gülümsedi. Gülümsedi dediğime bakmayın, resmen kahkaha atmamak için ağzını falan kapatmıştı yani.
Kısık sesle anneme bağırdım. "Anne çocuk bize güldü!"
"Kış! Çocuk Türkçe mi biliyor?"
"Anne! Çocuk Türkçe biliyor!"
"Kim Türkçe biliyor?" diye araya girdi canım ablam, Aslı.
"Müstakbel damadım."
"Anne saçmalama!" dedim, galiba biraz sesli demiş olacağım ki bütün masalar bize döndü. Ah, Fransızım dahil.
Herkes garip bakışlar atıyordu ama Fransızcığım gülümsüyordu. Annemin ve benim bakışlarım onun olduğu masaya doğru dönünce Valeria ve ablam da o masaya doğru döndü.
"Bunda tam bad boy tipi var anne." Ablam, yüzünü çocuğu pek onaylamadığını belirtir şekilde buruşturdu.
Valeria ablam yarım yamalak telaffuzuyla sohbete dahil oldu. "Yo yo, gayet yakışıklı bence."
"Evet evet Valeria doğru söylüyor, damat adayım çok yakışıklı. Hem de Fransız!" Ah, bu ufak bağrış yüzünden yine herkes bize döndü. "Tam hayalimdeki damat! Aslı'dan hayalimdekini değil, ancak kabuslarımda gördüğüm damat adaylarını görebiliyorum. Bari senin sayende hayalimdeki damat adaylarını göreyim yavrum."
Annem cümlesini tamamladı ve çocuk Sunset Bar'dan çıkmak için ayaklandı. Açıkçası ben de yan masamda onları duyduğumu bildikleri halde benim hakkımda konuşan bir topluluğun yanından giderdim. Niye durayım ki?
Çocuk ayağa kalktı ve annemden hiç beklemeyeceğimiz bir cümle... Yapma işte şunu anne ya!
————————————————————
YOU ARE READING
Mojito {Yarı Texting}
Teen FictionSadece bir Mojito... Bir otel düşünün. Buraya en az 10 senedir geliyorsunuz. Her yeri avucunuzun içi gibi bildiğiniz, burada büyüdüğünüz bir yer. Ben Kış, yanımda oturan ÇOK yakışıklı bir çocuk var. Konuşmasından anladığım kadarıyla Fransız. Yukarı...
