Herkese merhaba sürekli yeni kitaplar yazasım geliyor ama sonra sıkılıp taslağa alıyorum umarım bu da öyle olmaz sosnsks
Medya: Adem Akalay (Nick Bateman)
^
Adem Akalay:
İstanbul öyle bir şehirdi ki siz farkında olmasanız bile kuralları, oyunları, intikamları ve aldatışları vardı bunlardan herhangi birine uğramamanız olağanüstü bir durumdu. İstanbul da üç insan tipi vardı ve siz bu üçünden birine yaptıklarınız veya yapamadıklarınız ile ister istemez giriyordunuz. Ya hiç bir şey yapamamış sadece yaşayan ve bir gün ölümünü bekleyen, ya hayatın da sadece bir, iki kez kendisi için veya başkaları için iyi, kötü bir şey yapabilmiş veya yaptıklarıyla kendisini iyi birisi ya da kötü birisi olarak tanıtmış veya ilk seviye ve orta seviye insanların çoğu zaman onları konuştuğu sevdiği veyahut korktuğu kişi olurdunuz. İstanbul size bunu kendiliğinden yapardı size sadece bu üçü arasından seçim yapmak kalırdı ki çoğu zaman seçim hakkınız bile olmazdı.
Ben kesinlikle üçüncü kategoriye giriyordum ama insanların benim hakkımda düşünceleri değişiyordu kimileri benim iyi birisi olduğumu söylüyor kimileri ise benim pisliğin teki olduğumu düşünüyordu. İki taraflı olmayı seviyordum bu iki yüzlülük değildi kesinlikle sadece bulunduğun yere göre kendini belli etmekti.
Karşımda duran kız birazdan ya ilk sınıf olmaya devam edecek yada adama son kurşunu sıkarak orta sınıf olacaktı.
Ama yirmi dakikadır parmakları tetiğe gidip geri çekiyordu görünüşe göre ilk sınıf olmaya devam edecekti sıkkınlık ile nefesimi verip iki kez elimi birbirine çarptım.
"Hadi ama akşama kadar sürecek mi?" Kız titreyen ellerine hakim olmaya çalıştı ve derin bir nefes alıp titreyen sesiyle konuştu.
"Y- yapamam korkuyorum." Dediğim gibi ilk sınıf olmaya devam edecekti.
"Ver o zaman silahı " bakışlarını karşısında ki adamdan ayırıp bana baktı. Tehditvari bakışlarımı anlamış olacak ki başını iki yana sallayıp adama geri döndü.
"Hayır tamam bu sefer eminim yapacağım." Parmaklarını tekrar tetiğe götürüp bir şeyler mırıldandı. Adamın ağızı bantlı olmasına rağmen ses çıkarması kızın kafasının karışmasına neden oluyordu. Arkamı dönüp ciğerlerimi hava ile doldurduktan sonra geri bıraktım yapamayacaktı işte boşa zaman kaybı
O sırada silah sesi bütün depoyu sardı. Şaşkınlıkla önüme dönüp kıza baktım yapmıştı parmaklarının arasında ki o soğuk tetiğe basıp birinin hayatına son vermişti babasının yaşaması için
Birinin yaşaması için bir diğerinin ölmesi komikti fakat hayatın kuralı buydu her zaman diğerlerinden güçlü olman gerekirdi yoksa ezilirdin.
Şaşkınlığımı atlatıp baş parmağımla alnımdan süzülen teri sildim ve kızın yanına gittim. Kız elleri titreye titreye silahı fırlattı ve bana baktı "Başardın, babanın hayatı için bir başkasını öldürdün artık orta sınıfsın" kaşlarını çatıp bana baktı anlamamıştı kurumuş dudaklarını ıslatıp konuştu. "İstediğini yaptım babamı bırakacak mısın?"
"Bırakamam." Kaşlarını daha çok çatıp yanıma yaklaştı beş dakika önce ki o korkak kız gitmiş yerine çatık kaşlarıyla sinirli birisi gelmişti. "Ne demek bırakamam? Ben senin yüzünden birisini öldürdüm." Dudaklarımda ki alaycı gülüş daha da büyüdü. "İşte bu yüzden bırakamam çünkü az önce babanı öldürdün üzgünüm bunu biraz geç söylüyorum ama" kız duyduklarının şokuyla ifadesizce baktı bir süre
"Nasıl yani sen bana tuzak mı kurdun?" Dudaklarının arasından zorlukla çıkan kelimeler karşısında alay ile başımı sağa sola yatırdım. "Yani öyle de diyebiliriz." Bana inanmayıp adamın yanına çöktü ve yüzünde ki maskeyi çıkarttı fakat gördüklerinin doğruluğu ile bu sefer daha da kötü oldu ve gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Ah dramatik aile anları beni en çok eğlendiren şeylerdi.
Öfkeyle fırlattığı silahı alıp bana doğrulttu gerçekten silahtan anlamıyordu boş olduğunu çözememişti onun bu hali beni daha da keyiflendirdi.
Silahı bu sefer hiç tereddütsüz sıkmıştı fakat içi boştu. Alaycı bir kahkaha atıp yanına gittim ve elinde ki silahı aldım.
"Ne sen beni salak mı sandın sana dolu silah verir miyim?" Sinir ile karnıma bir yumruk geçirdi bir saniyeliğine nefesim kesilse de çabucak kendimi geldim ve bu sefer hiç sırıtmıyordum aksine bakışlarım da ölüm vardı. "Henüz yaşıyorken git yoksa babanın yanında olursun." Dişlerimin arasından konuşmama rağmen hiç etkilenmemişti şuan gerçekten sinirli olmalıydı.
Kolunu benden kurtardı ve babasına bir süre baktıktan sonra çıkışa doğru ilerledi. Arkasına dönüp doğrudan gözlerime baktı ve ilk defa benim dışımda birinin gözlerinde ölümü gördüm. "Sana yemin ederim Adem Akalay ölümün benim ellerimden olacak o zaman geldiğinde seni ellerim titremeden içimde korku olmadan öldüreceğim ve buna ilk olarak sevdiklerinden başlayacağım, o zamana kadar ölme görüşeceğiz." Bunlar son sözleriydi kapıyı açtı ve kirlenmiş, kana bulanmış elleriyle, benliğiyle gün ışığına çıktı katil olmuştu ve olmaya da devam edecekti ta ki sıra bana gelene kadar...
İlk bölümü biraz kısa kestim giriş bölümü gibi bir şey ama sonra ki bölümler daha uzun olacak
vote ve yorumları unutmayın lütfen ^^
Bugün benim doğum günüm özelden kutlayan herkese çok teşekkür ederim özellikle bugün yayımlamak istedim kendime doğum günü hediyesi gibi bir şey
Diğer bölüm de görüşmek üzere...
KAMU SEDANG MEMBACA
ÖLÜM ATEŞİ
Fiksi RemajaKapak Tasarım: @dowoffıcial (@japoncivciv) Ölüm Ateşi adlı ilk kitap. İntikam bu dünyada insanın gözünü en çok kör eden şeydi her saniye aklınızda onu planlarken yakınınızda ki güzellikleri görmezdiniz bile İkimizin de intikam bu kadar gözünü kör...
