Sıradan bir apartmanda yaşayan sıradan insanların sıradan hayatları(?). Gerçekten her hayat sıradan mıdır yoksa aslında o sıradanlığın her bir damlasında farklı bir öykü ve farklı yaşanmışlıklar mı vardır?
"Biz insanlar bazen başımıza gelen olaylar...
"Türk Silahlı Kuvvetleri ülkenin ve milletin bütünlüğünü, milletin hak, hukuk ve hürriyetini korumak, can ve mal güvenliğini sağlayarak korkudan kurtarmak, refah ve mutluluğunu sağlamak, kanun ve nizam hâkimiyetini, diğer bir deyimle devlet otoritesini tarafsız olarak yeniden tesis ve idame etmek gayesiyle devlet yönetimine el koymak zorunda kalmıştır."
Tarih 12 Eylül 1980, Türkiye darbeye uyanmış halk saat 13:00 sularında darbeyi bu radyo yayınıyla öğrenmişti, hükümet düşmüş, ordu yönetime el koymuştu. Halk artık her on yılda bir tekrarlanan darbelere alışmış olsa da şaşkınlık kalıcıydı. Şimdi darbe sabahına uyanalım...
Sabah uyanan apartman sakinleri işte bu manşetlerle darbe haberini almıştı;
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Aysel Hanım'ın kocası Hulusi Bey albaydı dolayısıyla bütün apartman Aysel Hanım'ın kapısına dayanmış bilgi almaya çalışıyordu, Aysel Hanım telaşa kapılmış ne yapacağını bilemiyordu, apartmandaki curcuna devam ederken Hulusi Bey askeri arabadan inerek apartmanın dış kapısında görüldü. Apartmandaki bağrışmaları görmezden gelerek 3. kattaki dairesine doğru gitmeye başladı, evinin olduğu kata geldiğinde onu fark eden apartman sakinleri anında suspus olmuşlardı. Ancak apartmandaki kaos bununla sınırlı kalmıyordu, 7. katta oturan Fatma Hanım'ın kocası da MİT ajanıydı. Devlet dairesi gibi bina... lüks ve yeni yapılmış bir apartman olduğu için oturanlar genel olarak hali vakti yerinde o zamanın standartlarına göre zengin sayılabilecek insanlardı. Hulusi Bey'in kalabalığı dağıtmasıyla birlikte apartmana tekrar ölüm sessizliği çökmüştü.
***
İşte şimdi darbeden yaklaşık 15 yıl sonra apartman yine bütün coşkusuyla başka bir güne merhaba diyordu. Marika Hanım 1. kattaki evinde, balkondaki çiçeklerini sularken tüyleri pamuk beyazı, açık mavi gözlü, kırmızı tasmalı, genelde dost canlısı olan kedisi Boncuk yanına geldi, "Ah Bonzuk sen mi geldin! Ödumu kopardin vallahi!" dedi Rum aksanıyla. O sırada kapıdan çıkmakta olan Aysel Hanım, Marika Hanım'a seslendi "Günaydın Marika Hanım yine Boncuk ile mi uğraşıyorsun?" dedi neşeli, hafif alaylı bir sesle. Marika Hanım gülümseyip karşılık verdi "Gunaydin Aysel Hanimzim ne yapalım işte benim de dert ortağim o." dedi. Aysel Hanım kafasını sallayarak "Pazara gidiyorum bir isteğin var mı?" diye sordu Marika Hanım'a dostça, o sırada apartman kapısı bir kez daha açıldı ve Doktor Bey dışarı çıktı. Doktor Bey yavaşça ilerlerken "Günaydın efendim" dedi. Ona dönen Marika Hanım "Ah gunaydin Doktor Beyziğim" dedi Aysel Hanım da "Günaydın efendim" diyerek karşılık verdi. Aysel Hanım tekrar Marika Hanım'a dönüp "Otobüs geldi Marika Hanım ben gidiyorum öğleden sonra bize kahveye gelirsiniz, Fatma ve Nermin'i de çağırdım batak oynayacağız." dedi ve otobüsün yaklaştığını görerek aceleyle yola koyuldu. Marika Hanım "Göruşuruz zanim." dedi içten bir gülümsemeyle ve çiçek sulamaya devam etti.
Bu sırada 3. katta balkonda oturup çay içen Hulusi Bey'in çayı aşağıda, apartman kapısının önünde bahçede top oynayan çocukların attığı topla üstüne dökülürken Hulusi Bey acıyla karışık bir öfkeyle "Keserim lan topunuzu gidip az ötede oynayın eşoğuleşşekler!" diye bağırdı, yan balkonda oturan Muhtar sigarasını çay tabağına basıp söndürdükten sonra "Aman Hulusi Bey abartmayın sizde, yanlışlıkla top kaçmış." dedi rahatlıkla. İyice sinirlenen Hulusi Bey "Sen karışma Muhtar! Zaten sinirim tepemde ilk günden şu hale bak!" diye söylenerek içeri girdi. Marika Hanım apartman girişine doğru gelen Nermin Hanım'a seslendi "Hulusi Beyziğim sinirli yine emekliğinin ilk gunu ne yapazağini bilemiyor tabi." dedi. Nermin Hanım "Yaaa demek bugün emekli oldu aman çatmayalım birkaç gün sakinleşsin." diyerek içeri girdi.
Nermin Hanım içeri girerken fötr şapkası ve takım elbisesiyle Kenan Bey dışarı çıktı sade bir "Günaydın" diyerek Kızılay'daki kahveye doğru olan yoluna koyuldu. Kenan Bey apartmanda saygı gören biriydi o yüzden kimse bu sade günaydına darılmazdı. Kenan Bey'in ardından elinde tekerlekli çöp konteynırı ile kapıcı Adem çıktı, Marika Hanım onu görünce biraz sinirle "Adem apartmani his silmiyorsun artik her yer leş gibi." dedi. Adem aynı sinirle karşılık verdi "Ben ne yapayım Marika abla her işe kendi başıma yetişemiyorum ki!" diyerek sokağa doğru ilerledi. Sabahın ilk saatleri böyle haraketli geçerken güneş gökyüzünde yükselmeye başlamıştı.
Öğlene doğru Aysel Hanım pazar arabasıyla apartmana doğru dönüyordu, sigara içmek için balkona çıkan Avukat Bey onu görüp selam verdi "Tünaydın Aysel Teyze yardım lazım mı?" dedi. Aysel Hanım, 2. kattaki Avukat Bey'e baktı "Yok sağ ol evladım geldim zaten." diyerek apartmandan içeri evine doğru ilerledi. Evine girip Hulusi Bey'i kahveye gönderdikten sonra misafirleri için hazırlık yapmaya başladı.
Öğleden sonra Fatma Hanım, Nermin Hanım ve Marika Hanım sırayla Aysel Hanım'ın zilini çaldı. En son Marika Hanım'ın gelmesiyle toplanmışlardı. İskambil kağıtları dağıtılmaya başlandı, konuya Nermin Hanım girdi "Hulusi Bey de emekli olmuş." dedi. Aysel Hanım kafasını sallayıp "Ne yapacağım bilmiyorum vallahi rahat durmuyor ki sıkıntıdan evin içinde dolanıp duruyor." dedi ve elindeki kağıtlara göz gezdirdi. Marika Hanım elindeki kağıdı inceleyip attıktan sonra "Kahveye falan gitsin bari." dedi. Fatma Hanım eli iyi olduğu için mutlulukla "Yönetici seçimleri de yaklaşıyor bakalım, yine birbirine girecekler. Aslında seninki de aday olsa uğraşacak bir şeyler bulmuş olur." dedi ve elindeki kağıdı attı. Bu fikir Aysel Hanım'a mantıklı gelmişti en azından bu sayede biraz oyalanmış olurdu, Fatma Hanım'a dönüp "Doğru söylüyorsun Fatma Hanım, ben bir konuşurum onunla." dedi.
İşte böylece kahveler içildi, oyunlar oynandı ve o neşeli günün üzerine bir karanlık çöktü, gece oldu herkes kendi evlerine, sıcak yuvalarına gitti. Apartman derin bir uykuya dalmak üzereydi, etrafta adeta ölüm sessizliği vardı. Sessizliğin içinden acı bir çığlık duyuldu, adeta geceyi yarıp kaçmak ister gibi, dairelerde ışıklar yanmaya başladı, herkes panikle kapısının önüne çıktı. Çığlık öyle içten yükselmişti ki bir cinayet işlendiği adeta kesindi. Her şey biranda olup bitmişti, bir fırtına gibi hızlı ve yıkıcıydı. Sonra bir kapı sert bir şekilde açıldı ve apartman sakinleri şu sözleri duydu; "Allah senin belanı versin! Adi herif! Beni nasıl aldatırsın, hem de bu kadınla? Defol git, yıkıl karşımdan!" o sırada bir adam çırılçıplak bir şekilde koşarak yangın merdivenlerine gitti, arkasından fırlayan terlik duvara çarptı. Tırabzanlardan bakan apartman sakinleri şaşkınlıkla olanları izliyordu, ardından sarışın bir kadın koşarak kapıdan çıktı, asansöre doğru yöneldi, onun arkasından fırlatılan vazo asansör kapısına çarpıp tuzla buz oldu. Sarışın kadın korktuğu için ani bir çığlık atıp merdivenlere doğru koşmaya başladı.
Kadın bağırmaya devam etti "Ben bu günleri de mi görecektim! Çoluğunun çocuğun rızkını kimlerle harcamış, hayvan herif! Aç köpekler gibi sürün inşallah! Seninle evlendiğim güne lanet olsun!" Bu sırada yangın merdiveni girişinde saklanmakta olan adam cevap verdi "Karıcığım, gerçekten açıklayabilirim lütfen, dinle beni." kadının yüzü iyice buruştu "Hala konuşuyor terbiyesiz herif! Kal dışarıda da gör gününü!" diyerek kapıyı ardından hızlıca kapattı, kapının kapanma sesi apartmanda yankılandı. Bütün apartman sakinleri olan biteni büyük bir şaşkınlık içinde izlemişti. Kendine gelenler evlerine girmişti bile. Aldatılan kadının karşı komşusu çıplak kalan adamcağıza bir battaniye uzattı, sonrasında o da evine girdi. Böylece apartman tekrar huzurlu uykusuna döndü.
***
Ertesi gün apartman yeni bir günü karşılarken, kuşlar öterek apartman sahiplerini uyandırıyordu. İşte yine tam zamanında Marika hanım balkonundaki çiçeklerini suluyordu. O sırada kapıdan Aysel Hanım ile Fatma Hanım çıktılar, bahçedeki çardağa doğru giderlerken Marika Hanım'a "Marika Hanım, sende gelsene çardağa gidiyoruz." diye seslendiler. Marika Hanım "Hemen geliyorum Aysel Hanimzim." dedi. Bu sırada dışarıdan gelmekte olan Neriman Hanım'ı da yanlarına alıp çardağa geçtiler. Neriman Hanım söze girdi "Akşam ne oldu öyle? Muhsin Bey, karısını aldatmış demek!" dedi. Aysel Hanım devam etti "Evet, doğrusu hiç beklemezdim, çok beyefendi bir adamdı." derken Fatma Hanım ekledi "Bizim üst katta oturuyorlar işte yazık kadıncağıza da, adam da öyle çıplak kaldı." dedi. Marika Hanım "Ah, Muhsin Beyziğimi geri almis karisi bu sabah." dedi. Konuşmalar böyle sürüp gitti.