Bölüm 24

22.3K 1.3K 103
                                    

Resim Yiğit:)

Onu biraz geri ittirip afallamış bir şekilde " Okuldayız." Diye garip bir ses çıkardım. Yiğit'in o solgun yüzündeki canlı gülümseme beni kendime getirircesine sarsmıştı. 

" Şu yüz ifadelerin çok komik."dedi. Gözleri koridorun sonuna doğru odaklanmış gülümseyerek bir şeyler söylüyordu. Mimiklerimi şaşkın bir hale getirip " Nasıl ? Hoşuna gitti mi?" Dedim. Başını bana çevirdiğinde donuk bir gülüşle gülümsedi.Birbirimizle uğraşmaya başladığımızda bunun sonunun gelmeyeceğini anladım.

Sınıfa girdiğimizde ikimizde sessizleşmiştik. Benim hakkımda konuşulan yersiz dedikoduları kulaklarımla duymuştum. Hatta duymaya devam ediyordum. Koyu kestane renkli ve yüzü hafif çilli çocuk kendisini beğenmiş bir tavırla konuşurken beni hala fark etmemişti. Sınıf sessizleşirken onun yanına doğru ağır adımlarla yürüdüm. Yan duran çocuk arkadaşlarının verdiği işaretle bana dönmeyi başarabilmişti. Yüzünde hiçbir çekinti ifadesi olmadan tam gözlerimin içine bakıyordu.

" Eğlendin mi?" Diye sordum sakinliğimi koruyarak. Şu an bir kaplandan daha tehlikeliydim belki. Ellerim onun gömleğinin yakasına kayarken o vurdumduymaz bir şekilde gülümsedi. Dudaklarının arasından dişleri ortaya çıkarken " Kendini eğlenceli mi sanıyorsun?" Dedi. Gözleri ellerime kaymış ne yapacağıma bakıyordu.

 " Bence benden özür dileyeceksin. Daha eğlenceli bir hale gelecek." Derken vücudumu rahatlatmak amacıyla başımı sağa sola çevirerek gevşedim.

Çocuk gözlerini bana odakladığında bende aynısını yaptım. İçimden sayıyordum. Ona kadar saydığımda özür dilemezse o suratının ortasına güzel bir yumruk yiyecekti. Gözlerim bir anlık Yiğit'in arka sıraya doğru yürüyüşüne kaydı. Vücudu hala halsizdi. 

" Ona kadar sayıyorum." Dedim tekrar gözümü çocuğa odaklandığımda. Ama içimdeki bencilce bir dürtü " Dokuz ve on!" Ve çocuk yerdeydi. Ne olduğunu düşünmeden yumruğu geçirivermiştim.

Yumruğuma bakarken diğerleri şaşkınlıkla bana bakıyordu. Bu kadar sert bir yumruk beklemediklerini biliyordum. Bende arka sıraya doğru yürürken arkamdan bağırışlar yükseldi. Onları umursamadan gözleri kapalı sırada yayılmış Yiğit'in yanına oturdum. Çocuk sinirle ayağı kalkmış sana göstereceğim bakışı atarken acıyla inliyordu. O hızla sınıftan çıktığında " Başka uğraşmak isteyen var mı?" Dedim rahat bir tavırla.Kimseden çıt çıkmamış kendi aralarında benim hakkımda iyi olmayan şeyler fısıldaşıyorlardı. 

" Seni anlamıyorum. Bazen fazla ilgisizsin." Elimle Yiğit'i dürterken gözlerini açmamıştı. Hoca sınıfa girdiğinde sıkıntıyla puflayıp önüme döndüm. Bundan sonraki derslerde hiçbir olay olmadan benimle ilgilenmeyen Yiğit'i izleyerek geçirmiştim.Kavga olayı ise üstü örtülmüş bir olaya dönmüştü.

 " Sen eve git futbol antremanım başlıyor benim." Yiğit göz ucuyla şöyle bana baktı. Başını onaylarcasına sallayıp Ögeday'la sınıftan çıktı. Eşyalarımı toplayıp sınıftan çıkmak için yeltendiğimde sınıfın penceresi gürüntülü bir şekilde kırıldı. O anki ani tepkiyle başımı ellerimle koruyarak hızla yere çöktüm.

Cam kırıklarını saçlarımda hissederken bana zarar vermediğini görmek rahatlatıcıydı. Ayağa yavaşça doğrulduğumda sınıfa diğer meraklı çocuklar girmişti. Üstümdeki cam kırıklarınından kurtulurken gözüm topa kaymıştı. Yedi v şeklini görür görmez pencereye koştum. Gözlerimle hızla etrafı kolaçan ederken yutkunarak korkumu bastırmaya çalışıyordum.

Bu da neydi şimdi? Sınıftan koşar adımlarla çıkıp Yiğit'e yetişmek istedim ama ortalıkta yoktu. Direk kendimi kapalı futbol sahasına yönlendirdim. Biraz sersemlemiş bir şekilde hala topu düşünüyordum. Saçlarımı düzelterek spor salonunun önünde durdum. Etrafıma şöyle bakındığımda ölüm sessizliği kadar korkutucu bir sessizlik vardı. Elimi kapının demir kulpuna değdirdiğimde demirdeki soğukluk beni afallattı.

IŞIKHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin