"ALÇİN!!! Uyan artık teyzenlere gidiyoruz!" Sabahtan beri başımda bağrışan anneme tek gözümü aralayarak baktım. "Ya anne gidin siz gelmeyeceğim ben." dedim ve kıçımı devirip geri yatmaya döndüm. En son nerede kalmıştık? Ha evet Cameron'um bana çıkma teklifi ediyordu. "Ne demek gelmeyeceğim kızım? Yan komşuya değil Antalya'ya gidiyoruz. Uyan çabuk!" Oflayarak hayalimi yarıda bıraktım ve kalktım. "Ya anne damadınla bir vakit geçirtmiyorsun sende ya." Ben yakınmaya devam ederken annem kafama adını Bumerang Necmiye koyduğumuz terliğini atınca sustum. "Ne damadı kız! Başlatma elin gavurundan. Kalk giyin gidiyoruz 1 saate."
Annem odadan çıktı ben de üstümü değiştirdim. Beyaz bluzumu ve mavi kotumu giydim. Beyaz kemerimi de takıp saçımı taradım. Saçım normalde kıvırcık fakat çok rahatsız ettiği için her zamanki gibi düzleştirdim. Beyaz converselerimi de giyip çıkardığım gumball pijamalarımı, tarağımı ve düzleştiricimi dünden doldurduğum bavulumun ön kısmına koydum. Babam aşağıdan "Alçin'im hadi bal kızım!" diye seslenince küçük sırt çantamı da alıp aşağı indim. Abimi göremeyince "Ee canım abiciğim nerede? Uyanamadı mı yoksa su aygırı?" dedim. "Geldim iguana kılıklı dıgıdık beyin geldim. Seni beklerken sıkıldığım için mutfaktaydım." diyerek yanıma gelen abime dilimi çıkardım. O da bana aynı şekilde karşılık verdi. "Düzgün konuşun birbirinizle. Hadi hepimiz hazır olduğumuza göre çıkıyoruz." dedi babam.
Arabaya bindik ve havaalanına geldik. Araba daha sonra getirilecekti. Babam arabayı teslim ederken biz onu bekliyorduk.
--(^_^)--
Antalya'ya varınca...
Uçaktan indiğimizde eniştem bizi almaya gelmişti. Önce eniştemle hasret giderdik sonra arabaya bindik ve eniştemlerin evine doğru gitmeye başladık.
Eve gittiğimizde teyzem bizi kapıda bekliyordu. Koşa koşa yanına gittim ve ona sarıldım. "Kız naber turunç, nerede o bukleler?" deyip saçımı karıştırdı. Sadece gülmekle yetindim. Diğer herkes de sarıldıktan sonra içeri geçtik. Teyzem odalarımızı gösterdi. Tavan arasını bana ayırmıştı. Küçükken en sevdiğim oda buraydı. Şimdi teyzem odayı ledlerle süslemiş, boyamış çok güzel bir oda yapmıştı. "Ee teyzecim ben de yeğeninim ama hani bana güzel oda?" diyen abime de bizim evdeki odasına benzer bir oda vermişlerdi. Annem "Ya ne anladım ben bu işten?" diye yakınan abimin kafasına bir tane geçirince susmak zorunda kaldı.
Herkes odasına yerleştikten sonra aşağı indik. Teyzemin hazırladığı yemeği yedik ve bahçeye çıktık. Eskiden yaptığımız gibi bahçe muhabbetleri yapıyorduk. Yan bahçeden "ALÇİN!" diye bir ses duyunca hepimiz oraya döndük. "İnanmıyorum TUTKU!" diyip ona koşmaya başladım. Tutku benim en son 10 yaşındayken gördüğüm çocukluk arkadaşımdı. Büyümüş güzelleşmişti. O bizim bahçe tarafına geçince birbirimize sıkı sıkı sarıldık. "Ne zaman geldin? Çok özlemişim seni yaa." deyip bir daha sarıldı. "Bugün öğlen geldik. Ben de seni çok özlemişim deyip bir de ben sarıldım.
Annem "Ya sarılmalara doyamadınız siz de. Tutku kızım gel bakalım biraz da bize sarıl." diye seslendi. Beraber oraya gittik. Herkes ile hasret giderince yanımıza oturdu ve gecemiz onun da varlığı ile devam etti.
--(^_^)--
Ormanda yürüyorum. Üzerimde beyaz bir elbise. Bir ırmak var. Kırmızı akan bir ırmak. Gidip yanına oturuyorum. Bir avuç su alıyorum. Suyun üzerinde bir yazı beliriyor.
-İguana kılıklı dıgıdık beyin...
İçiyorum suyu. İçerken ağlıyorum. Deli gibi ağlıyorum. Elbisem kan oluyor hep. Ama doymuyorum. Bir avuç daha alıyorum sudan. Bu sefer başka bir yazı beliriyor üstünde.
-Başlatma elin gavurundan...
Ağlayarak içiyorum onu da. Üstüm git gide mahvoluyor. Etraftaki ağaçlar kaybolmaya başlıyor. Tekrar bir avuç alıyorum ve tekrar bir yazı...
-Alçin'im hadi bal kızım...
İçiyorum onu da. Her şey yok oluyor. Orman, ırmak, kan... Ağlıyorum, tek başıma ağlıyorum.
--(^_^)--
Sabah korku ve ter içinde uyandım. Yalpalayarak lavaboya gittim ve yüzümü yıkadım. Rüyanın etkisinden bir türlü çıkamayınca duşa attım kendimi. Neydi o? Rüya ya da kabus her neyse...
Duştan çıktım ve teyzemin dün hediye ettiği siyah, turuncu çiçekli elbiseyi giyindim. Aşağı inip teyzeme kahvaltıyı hazırlamasında yardım ettim. Hep beraber bahçede kahvaltımızı ettik ve dün konuştuğumuz gibi çarşıya gitmek üzere arabalara bindik. Bizim arabayı da getirmişlerdi. Bizimkiler ona bindi ben de teyzemlerin arabasına bindim.
Çarşıda girmediğimiz yer kalmamıştı. Kendime birsürü kıyafet almıştım. En son yemek yemek üzere bir esnaf lokantasına girdik. Güzelce karnımızı doyurduk. O sırada gün boyunca çekildiğimiz fotoğrafları 'Pörfekt Aile' ismini koyduğum whatsapp grubumuza attım. Herkes yedikten sonra tekrar aynı şekilde arabalara bindik ve önde bizimkiler arkada biz eve dönmek için yola koyulduk.
Yolda giderken radyoya uzandım ve güzel bir şarkı aramaya başladım. Mor ve Ötesi - Araf şarkısında durdum ve şarkıyla beraber söylemeye başladım. Ta ki önümüzde gerçekleşen kazayı görene kadar. Kaskatı kesilmiştim. O kamyon, bizim araba ve beynimde çalan o şarkı ile...
CZYTASZ
Kayısı Reçeli
Dla nastolatków"Bu ne?" dedim verdiği şirin kutuya bakarak. "Açsana." diyerek sırıtıp üzerinde bağlı kurdeleyi gösterdi. Kurdelenin düğümünü çözdüm ve kutuyu açtım. "Hmm reçel demek. Yoksa kayısı reçeli mi bu?" Kafasıyla onaylayarak "Evet, annemin en sevdiği reçe...
