"Terk edilmiş bir şehir..." Kaşları çatıldı. Kafamı tekrar salladım. İşaret parmağımı şakağıma dayadım. "Kafamın içinde terk edilmiş bir şehir var."
Gözleri gözlerimde merakla dolandı. Kurcalamak istiyordu. Dediklerimden hiçbir şey anlamamıştı ve öy...
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
ÇOOOOK KISA BİR AÇIKLAMA
Yeni okuyucularıma çok merhaba, sizi çok seviyorum. İlk bölümden bırakanları da bağrıma basıyorum, bu bağır bunun için var... İlk bölüm kısa normal bölümlerimin yarısı kadar. Giriş ve tanışma bölümüdür. İki başrol erkek karakterimiz var: Efkan ve Fuat Yaşaroğlu.
Fuat'ın soyadıyla anılması hastalığı var bende, sebepsiz...
Leyl her ne kadar lise kurgusuymuş gibi başlasa da dışına taşan ve üzerine ekledikçe ekleyen bir kitaptır, en azından benim nezdimde öyle...
Bir de şunu eklemek istiyorum: ilk bölümleri yazarken 16 yaşında falandım, yazım yanlışlarım ve diğer bütün gözünüze çirkin gelen şeyler için affınıza sığınıyorum. Bölümler ilerledikçe (özellikle son bölümler) eminim daha az hatam ve daha iyi bir yazım dilim olduğunu göreceksiniz.🤍
Ay ama aramıza katıldığınız ve Leyl'i okuduğunuz için çok teşekkürler. 100k olacağımız için yaptım bu açıklamayı. Artık büyüdük. Aman Allahım çok duygusal...
Korhan'a hoş geldiniz.
helori
1.BÖLÜM: LEYL
"Bazı ruhların hüzünlü görünmesi için acı çekmesine gerek yoktu. Onlar negatif doğarlardı. Ve hiç gülemezlerdi. Gülünce gözleri yerine göğüs kafesleri kısılırdı."
***
Dünya benim için içerisinde bulunmak için fazla sadeydi. En azından o zamanlar öyleydi. Sevdiğim tek şeyin kitap okumak olduğunu düşündüğüm günler. İçinde bulunduğum dünyaya küfretmediģim günler.
Ben Verda. Elma şekeri yemeyi daha yedi yaşında bırakmış bir kız çocuğuydum. Severdim maviyi, beyazı, sarıyı, moru, kırmızıyı. Sonra bir çok şey oldu. Göz bebeklerimden asıldım. Kendimi kaybettim. Kalbimi kaybettim, vicdanımı terk ettim. Hayallerimden vazgeçtim. Onun hayallerine bir zarar gelmesin diye kendi hayallerimin katili oldum.
Birkaç ay sonra tüm ruhum ve hayatım yerle bir oldu fakat onunkininde yerle bir olacağını bilmiyordum.
***
Ruhlar tek tek bedenlerini terk ettikleri zaman ikinci kez sûra üflendi. Zaten ilk sûra yetmişti insanlara. Bana da yetmişti. Kendimi boşlukta gibi hissediyordum. Bir anda boğazım düğümlendi. Hayat iki parmağımın arasında, iki dudağımın arasında ve de arafın tam ortasındayken kimse hayata karşı olan düşüncelerimi sorgulayamazdı, sorgulamadılar da zaten çünkü sorgulayabilecek cesarete sahip kimse yoktu.
Sessizler.
Zihnimdeki soğuk ses mırıldanmıştı. Öyle umutsuzdu ki yok olmak istedim. Beni, hareketlerimi ve düşüncelerimi sorgulayan tek şey beynimde kendi kendini yiyen sistematiklikten uzak, asi ve isyankar düşünce kalıbımdı. Ben ona Hiç diyordum. Kafamın içindekini en iyi böyle özetleyebilirdim sanırım. O uçsuz bucaksız bir zihnin koca bir hiçliğiydi.