Onu gördüğüm çoğu zaman yaptığı gibi sırtını odasının penceresine dayamış sigara içiyordu. Giydiği açık renkli tişörtü beyaz olan tenini sanki mümkünmüş gibi daha beyaz gösteriyordu. Luke Hemmings,4 yıldır kurduğum tüm hayallerin baş kahramanı...
Uzun ve biçimli parmaklarının arasındaki sigarayı dudaklarının arasına koydu, son kez içine çekti ve penceresinin önündeki küllükte söndürdü. Odanın içine ilerlerken tişörtünü çıkardı. Yapılı vücudunu görmeye alışkındım, yine de kendimi gülümsemekten alıkoyamadım.
Karşı apartmanımda oturan bu çocuğu yaklaşık 4 yıldır izliyordum. Onu ilk gördüğüm zaman-buraya yeni taşıdığımızda- henüz 13 yaşındaydım. O da 15 ya da 16 yaşlarındaydı. Klasik ortaokullu kızın liseli çocuğa hayranlığı gibi başlamıştı ona ilgim. Her gün okul servisinden inip eve geçişini izlerdim. Fakat yaklaşık bir sene sonra taşınmak zorunda kaldılar.
Annesi ailesini bırakmıştı ve babası başka bir kadınla evlenmişti. Bense o zamanlar bu olaylardan bihaberdim. Çünkü okulumdan birinden hoşlanmaya başlamıştım. Artık onu düşünmüyordum. 2 sene boyunca varlığını bile unutmuştum. Ta ki bir gün annem ve komşunun konuşmasına kulak misafiri olana kadar.
Luke'un babasının evlendiği kadının gerçek bir cadı olduğunu ve onunla sırf parası için evlendiğini duydum ve kısa sürede adamın boşanıp çocuklarıhla tekrar karşımızdaki apartmana,eski evlerine dönmüş olduklarını. Luke'un bu yaşadıklarını öğrenince gerçekten üzüldüm. Bilirsiniz ergenlik garip bir dönemdir. Yoğun duygular ve değişimler üstüne bunları yaşamak onu gerçekten yıpratmış olmalıydı. Yine de bir yandan geri dönmelerine sevinmiştim.
Bunları öğrenmem yaklaşık bir kaç ay öncesiydi. O zamandan beri 4 sene önce olduğu gibi tekrar onu izlemeye başladım. Büyümüştü, artık o ergen çocuk değildi. Ama kalbimde oluşturduğu hisler hala aynıydı. Onu görmeyi özlemiştim. Onu izlemek bana eski güzel günlerimi hatırlatıyordu.
Geçen 4 sene boyunca pek de fazla olmayan özgüvenim tükenmişti, gerçek bir antisosyal olmuştum. Çoğu eski arkadaşımla görüşmüyordum ve iyice içime kapanmıştım. Kimseye bir şey anlatmıyordum aileme bile, dışardan mutlu görünmeye çalışsam da kalbimin altında fırtınalar dönüyordu. Kendimi hiçbir şey haketmeyen değersiz biri olarak görüyordum. Luke'u izlemekse bana iyi geliyordu çünkü beni farklı hissettiriyordu. O benim gizli takıntımdı.
Onu gizlice izlemek ve onunla ilgili hayaller kurmak kendi değersizliğimi az da olsa unutmamı sağlıyordu. Her ne kadar varlığımdan haberdar olmasa da, yine de aramızda bir bağ var gibi hissediyordum.
YOU ARE READING
THE WINDOW//hemmings
FanfictionOnu çoğu zaman gördüğüm gibi sırtını odasının penceresine dayamış sigara içiyordu. Giydiği açık renkli tişörtü zaten beyaz olan tenini daha da açık gösteriyordu. Uzun ve biçimli parmaklarının arasındaki sigarayı son kez dudaklarının arasına koydu...
