"Ben kaldırımda oturan o küçük kızım... "
Aişe Dereli
Toprak kokusunu çektim içime çıkmasını istemezcesine, mezar taşına dokundum onu hissetmek istercesine. Toprak kokardı o da, mezar taşı gibi o da soğuktu. Onu ısıtmak için elimden geleni yapardım ama nafile o her zaman soğuktu, bir ölüm gibi. Gözleri yazılar gibi siyahtı sadece onun gözleri daha boştu.
"Tam tamına bir ay oldu Gece'm, ne zormuş gözlerinle yaşayamamak, ne zormuş sesini doyamamak ;ne zormuş sensizlik. Levla'nın vazgeçtigi gibi vazgeçmek, -gözlerimde ki yaşları silmek istedim.- Zormuş birini toprağa vermek, hele bir de o kişi sen isen. Canımdan can gidiyor sanki, sanki ruhumu emiyorlar. Senden uzaklaşmamı istiyorlar, senin o siyahın en güzel tonu olan gözlerinden vazgeçmemi istiyorlar ama oysaki ben sensiz yapamıyorum. Boşuna demişler "erkek adam ağlamaz" diye şu bir ayda neredeyse her gün her Allah'ın saatinde seni anımsadım. Senin sırana güller bıraktılar oysa sen çiçekleri sevmezsin. Sen... Sen en çok ölmeyi seviyordun veya biliyordun. Miniktin sen küçüktün ölmeyi bu kadar çok tanımlaman durmadan ağzında olması ne biliyim biraz piskopatcaydı. " Biraz daha toprağı sıktım, biraz daha çektim toprak kokusunu. Tebessüm ettim gözümden akan yaşlara karşı ve devam ettim.
"Herkes sen ölmemişsin gibi davranıyor, herkes seni hiç tanımamış gibi eğleniyorlar ve benimde öyle davranmamı istiyorlar. Ama ben sensiz bir yaşamın nasıl olduğunu unuttum, sensiz nefes almayı unuttum. Sensizlik nefes almaktan daha kötü; daha yorucu. "Bir şarkı nakaratı gibi hissediyorum" derdin ya şimdi anladım şimdi ögrendim, şarkı unutuldu mu akılda sadece nakaratın bir iki cümlesi akılda kalacaktı ve sende bunu istiyordun. " Aklıma gelen gerçek ile gözlerimden daha çok gözyaşı akmaya başladı, başımı iki yana sallayıp ayağa kalktım ve tam önünde dikildim ellerim benden izinsiz el salladı,dilim ise izinsiz "elveda" dedi. Daha fazla dayanamazdım, hızlı adımlar attım ve içime küçük nefesler çektim.
Hızlı adımlar attım ve küçük gözyaşları döktüm.
Büyümek zor işti. Sen daha düne kadar Noel Baba'ya inanırken şimdi ise inanmıyorsun. Bilmemek diye bir şey yoktu sadece hayal gücü vardı şimdi bilmemek var. Unutmak yoktu o zamanlar şimdi istesende istemesen de unutmak zorundasın, unutmazsan canın yanardı.
Son bir kez daha baktım beyaza boyanmış mezarlara, toprağın altındaki boş cesetlere. Kapının yanındaki bekçi kulübesindeki gece mavisi Valizimi aldım ve vazgeçmeye calışan ruhum ile mezarlıktan çıktım.
Veda zamanıydı, yen bir zaman diliminde kaybolma zamanıydı.
***
"Son bir kez" dedim.
"Son bir kez o sahile gideceğim. "
"Son bir kez ağlayacağım"
Taksici delirmişim gibi bana bakıyordu, sanki dilinin ucunda sormak istediği bir şey vardı ama cekiniyor gibiydi. Taksici cesaretini toplamış dikiz aynasından benimle göz teması koruyordu. Derin bir nefes alıp, "sevgilinden mi ayrıldın? " diye sordu. Ayrılmamıştım ki sadece o gitmişti, sadece o gitti ve benim geleceğim günü bekliyordu. Taksiciye sıcak olduğunu düşündüğüm bir tebessüm ile "hayır" dedim. Taksici sanki bir şeyler ögrenmek istermiscesine yine bir soru sordu, "eee peki sen niye böylesin ; birini mi kaybettin? "
Yutkunamadım...
Nefes alamadım...
Düşünemedim...
Ama en çokta yine öldüm...
Bu sefer sıcak bir tebessüm yerine donuk bir yüzle " evet, sevdiğimi kaybettim" diye cevapladım. Taksicinin merakla parlayan gözlerini pişmanlık sarmıştı ve galiba kendisine kızıyordu. Taksici tam bir şey demek için ağzını acmıştı ki tekrar kapattı, minnetle gülümserim ona.
Konuşamazdım, anlatamazdım sıkıntımı, ruhum kaldırmazdı.
O konuşmadan sonra ikimizin ağzını bıçak dahi açmamıştı. Sadece yolculuk bittiğinde konuşmuştuk ve bana şunu söyledi "ağlamasını bil, ağladığın da ve yahut ağlamadıgında güclü olmuyorsun. Emin ol ki önemli olan o an nasıl hissetiginle alâkalı, biz insanlar birilerini sürekli kaybederiz ve üzülürüz ama elbette biz de birisini kazanırız elbet bir gün bizde gülürüz hayat bu bilinmeyenlerle gizli"dedi.
Ben ise sadece tebessüm ettim. Bu bendim işte, gereksiz ben. Her şeye tebessüm eden bir adet ben.
🌹🌹🌹
İstanbul'un eşi benzeri bulunamayan güzelliklerine son bir kez daha bakıp iç çektim.
Ah be İstanbul neden ben ,ne yaptım sana ben?...
Gözümden akan yaşlarla son kez daha baktım, belki de İstanbul'da son kez aglıyışımdı. Bilemiyorum tek bildiğim İstanbul'u özleyecek olmamdı -yada İstanbul'un benden aldığını. -
Hostesin "İzmir yolcusu kalmasın" demesiyle derin düşüncelerimden silkinip ayağa kalktım. Otobüsün nerede olduğunu kestirip oraya doğru hızlı adımlarla yürüdüm hatta koştum bile denilebilirdi.
Bir numaralı koltuğu bulup hiç kalkmamak üzere oturdum ve kulaklığımı takarak gözlerimi kapattım...
🌹🌹🌹
Birinin kolumu sert bir şekilde dürtmesiyle gözlerimi araladım. Kulağımdaki kulaklığı çıkartıp kolumu dürten kişiye baktım ve başımı 'hayırdır' der gibi salladım.
" Beyfendi geldik ve kaç dakikadır sizi uyandırmaya calışıyorum ama siz itinayla kalkmıyorsunuz! " dedi. Arkama baktığım da gerçekten kimsenin kalmadığını ve sadece hostes ve benim kaldığımı farkettim. Mahcup bir şekilde "özür dilerim " dedim ve yerimden kalkıp hızlıca otobüsten indim. Yanıma gelen hostes iki valizimide getirip gitti.
Artık İzmirdeydim, İzmir doğduğum, her bir sokağında topla koşturduğum büyük ama sıcak şehirdi.
Izmir...
♥🌹🙈🙉🙊
VOUS LISEZ
Kelebek
Roman d'amourBen hep imkansızlığı sevdim, hep yapamazsın diyenlerin yüzüne güldüm. Ama ilk kez haklılardı, ben ilk defa imkansıza yenildim. Ve ben hep korkusuzdum, cesaretliydim. Ama onun kokusuna alıştıktan sonra onsuzluga dayanamazdım... Üzgünüm...
