Yağmur sanki inadına daha fazla yağmaya devam ederken herkes koşar adımlarla sıcacık evine gitmeyi umuyordu.
Köşedeki kediler titreyerek barınak aramaya çalışırken esnaflar aceleyle dükkanları kapatıyordu. Bir gün öncesinden bir fırtına olacağı belirtilmişti ama bölgedeki insanlar böyle bir şey ile karşı karşıya kalacaklarını tahmin etmiyordu. Rüzgar çığlık atarken, yağmur rüzgarın gözyaşlarını temsil ediyor gibiydi.
Birde şu kısa boylu çocuk vardı tabii.
Islak saçları gözlerinin önünde dans ederken ayakları felaketten kaçarmışçasına hızlanıyordu her saniye. Üzerindeki kıyafetler üzerinden bir kova su dökülmüş bir görüntü veriyordu. Minik gözleri büyümüş, korkudan dudakları titriyordu. Ellerini ceplerine sokmuş ama bir işe yaramamıştı; hala donuyordu. Gidecek bir yeri yoktu ama koşuyordu öylece. Belki kurtulurum umuduyla koşuyordu ileriye doğru.
Ayakları artık onu taşıyamayacağını bildirmek için sızlarken yorulduğunu anlamış ve bir binanın önüne sığınmıştı. Merdivenlere oturunca yeni yeni etrafındaki insanları fark etti. Herkes bir yana doğru koşuyor, evlerine gitmek istiyordu. Kadınlar çocuklarının ellerinden tutmuş onlara meydan okuyan yağmurdan korumaya çalışıyordu şemsiyelerle. Bir süre sonra sokakta kimsecikler kalmamıştı. Sadece yağmur damlalarının sesi ve rüzgarın ıslığı duyuluyordu. Kısa boylu çocuk sırtını sert ve soğuk duvardan çekti ve ayağa kalktı. Yağmuru izlemeye başladı.Her ne kadar üşüsede, yağmurun asilliği onu büyüleyip acılarını unutturuyordu.Gözleri parladı çocuğun; Çok güzel.
Ama o gün tek acı çocuğa ait değildi.
O gün bir yıldız söndü.
Tanrı bu yıldızı çocuğa armağan etti.
-
i'm so afraid..
YOU ARE READING
miss you
FanfictionAma o gün tek acı çocuğa ait değildi. O gün bir yıldız söndü. Tanrı bu yıldızı çocuğa armağan etti. -jikook
