1.Bölüm

84 6 7
                                        

  Bir şeylerin değişmesi gerektiğini biliyordu ama bu onun için çok zordu.Sadece hayalleri vardı onu hayata bağlayan. Hayalleriyle mutlu oluyor, bir gün gerçekleşmesini ümit ediyordu. Herkesi mutlu görmek istediği için kendisinin mutsuz anını kimseye göstermeyi sevmiyordu.
  Tek başına ağlar, tek başına gülerdi. Deli değildi sadece düşünceli, mutsuz ve yalnızdı...
  Peki kimdi bu kişi? Ne yaşamıştı ki onu bu kadar mutsuz eden, bu kadar yalnız hissettiren.
  Evet bu kişi Mustafa adında biriydi...
Biriydi diyorum, gerçekten de öyle biriydi aslında. Kimsenin tanımadığı, yolda gördüklerinde yüzünü çevirdikleri ve selam bile vermeyi çok gördükleri biriydi çünkü kendisi.
  Aslında Mustafa kendi halinde, sessiz, sakin bir çocuktu. Onun bunca yıllar yaşadığı bir hayat vardı. Yıllar sonra yaşantısını kağıda, deftere yazmayı çok istiyordu.
  Şimdi ufak bir çocuğun ne zor günler geçirip bu günlere geldiğinde neler yapabildiğini anlatmaya başlıyorum...

  Ufaktı, kalbi her çocuk gibi tertemizdi. Bir umudu vardı hayata karşı ve insanlara karşı.
  Köy yerinde yaşıyordu. Hayatın zorluklarından habersiz kendi halinde bir köyde. Mustafa'nın çilleri vardı yüzünde. Şuan da herkesin bildiği güneş lekeleriydi bunlar.
  Saçları diğer insanlardan farklıydı. Turuncu ve kıvırcık saçları vardı. Yüzü hep gülen, mutlu bir çocuktu o.
  Bazen aynaya baktığında üzülüyordu.
"Ben neden böyleyim" dediği zamanlar çok olmaya başlamıştı. Köy yerinde onunla oynayan bir-iki arkadaşı vardı.
Maddi durumları iyi değildi ve paranın azlığı üzerindeki eski, yırtık kıyafetleri almaya ancak yetiyordu...
  O da isterdi herkes gibi güzel kıyafetler giyip, güzel çikolata ve gofretler yemeyi. O bu duyguyu yaşayamadı. Dört kardeştiler ve okul zamanı onun için yaklaşmıştı.
  İlk okula başlayacak yepyeni arkadaşlarla tanışıp onlarla oyunlar oynayıp, mutlu olacaktı. Çünkü daha çocuktu Mustafa ve okulu, okumayı çok istiyordu. Büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında oda diğer çocuklar gibi polis olacağım derdi.
  Okulda derslerini, öğretmenlerini ve arkadaşlarını çok seviyordu. Köy yerinde çok mutluydu ve çocuktu.
  Okulun son haftası sevinçle eve geldi. O gün yaşadığı güzel anları anlatacaktı ailesine. Ailesi önce Mustafa'yı dinledi.
Daha sonra her seferinde "kasabaya taşınacağız" diye şaka yapardı ailesi ona.
  Bu seferde aynı şeyi söylediler " bu gün kasaba'ya taşınacağız" diye.
  Mustafa sadece güldü onlara "yine şaka yapıyorsunuz" dedi. Ama ailesi bu sefer gerçek söylüyordu. "Bu akşam her şeyimizi alıp taşınıyoruz Mustafa arkadaşlarınla vedalaş" dedi.
  Neredeyse bir saat inanmamıştı ailesine. Ama bu sefer gerçekti galiba, herkesin gitmek için can attığı Kasaba'ya artık onlarda gidiyordu.
  Mustafa gerçek olduğunu anladığında ağlamaya başladı. Gitmek istemiyordu bu küçük köyünden. Herkes buradaydı onu seven, onunla oynayan. Bağırdı, çağırdı, ağladı ama ailesi kararı vermişti artık...
  Mustafa bağışlarında şunları söylüyordu " Ben Kasaba'ya taşınmak istemiyorum. Benim bütün arkadaşlarım burada. Beni Kasaba da kimse sevmez. Kimse benimle arkadaş olmaz ne olur gitmeyelim" diye söylüyordu.
  Ama bütün bağırışları sadece sokağı inletiyordu, verilen kararları değil.
  Ailesi kamyona eşyaları yerleştirdi ve zaman artık gitme zamanıydı. Komşularla vedalaşıldı ve gelen araçlara binip Kasaba'ya yolculuk başladı.
  Yolda biraz sakinleşti, ağlaması kesildi ve düşünecek zamanı buldu kendine. Belkide herkesin çok istediği, anlatmakla bitiremediği, onu seven yeni arkadaşlarının olacağı bir yerdi olacaktı Kasaba. Bu umutla hayal kurarak yolculuğuna devam etti. Sonunda küçük köyünden hayal ettiği gibi olmasını istediği Kasaba'nın eski bir mahallesinde ve eski bir evine ulaşmıştı artık...

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Dec 17, 2018 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

BİR GÜN ANLARSINStories to obsess over. Discover now