"Bana bir söz vermeni istiyorum, Mahru."
Dora'nın bileğinden asla çıkarmadığı, üzerindeki ters siyah laleyle dikkat çeken bileklik, bir anda benim omuzlarımda taşımam gereken bir yük haline geldi. Onun gözlerindeki kararlılığı ve veda dolu bakışları...
"Bazen insan, kendinden bile korkar. Kaçmak istediği şey yalnızca geçmişi değil, damarlarında dolaşan kan, kaderine yazılmış bir isimdir. Peki, ya ondan kurtulmanın tek yolu, geçmişle yüzleşmekse?"
*
"Bana bir söz vermeni istiyorum, Mahru." Dora'nın bileğinden asla çıkarmadığı, üzerindeki ters siyah laleyle dikkat çeken bileklik, bir anda benim omuzlarımda taşımam gereken bir yük haline geldi. Onun gözlerindeki kararlılığı ve veda dolu bakışları gördüğümde, anlamıştım.
Yolun sonu... yaklaşmıştı.
"Bir gün Cihan seni bulduğunda, bu bilekliği ona ver. Bu, babamızdan kalan son şey." Ama ben bunu kabul edemezdim. Dora bana bir söz vermişti; hep yanımda olacağına ve beni asla terk etmeyeceğine dair. Şimdi o sözlerini tutmayacağını söylüyor, vedaya hazırlanıyordu.
Derken bir silah sesi... ve her şey değişti. Dora'nın son nefesinde kulağıma fısıldadığı o cümle zihnimi ele geçirdi: "Siyah Lale'nin kim olduğunu biliyorum."
Peki ya Siyah Lale gerçekten kimdi?
Bir adamın ölümü, bir kadının sırlarla örülü geçmişi ve cevabını bulmam gereken sorular... Dora'nın bıraktığı emanet, sadece bileklik değil; aynı zamanda karanlık bir sırdı. Ve şimdi, bu sır benim kaderim.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Öncekinden baya farklı bir giriş oldu ne dersiniz? Siyah Lale benim için yeri çok ayrı bir kurgum. Kurgumu hem sır gibi saklamak hem de herkese duyurmak istiyordum. Cesaretimi topladım biliyorum eskisi gibi bir okuyucu kitlem olmayacak ama bir gün keşfedilmeyi bekleyen bu kurgum için yazmaya son sürat devam edeceğim.