'' DENİZ ''
Yağan yağmur asfaltta küçük gri lekeler bırakırken, ayaklarımı yere daha sağlam basarak koşmaya devam ettim. Yüzümde kocaman bir gülümsemeyle hiçbir şey düşünmeden sadece önümdeki patika yolu koşuyordum. Başarmıştım. İlk kez ben kazanmıştım. Bundan sonra yürüdüğüm yollarda kırılan kalbim, yürüyeceğim yollarda çiçek açacaktı. Belki yine hayatımda bir şeyler olurdu ve ben yine üzülürdüm ama bir daha düşmeyecektim. Ben içimde taşıdığım eşsiz heyecanla yaşamaya devam edecektim.
Durmadan koştuğum için nefesim düzensizleşmeye, ciğerlerime doldurduğum oksijen artık boğazımı yakmaya başladığında gözüme kestirdiğim ilk banka oturdum. Evden çıktığımdan beri hiçbir şey düşünmeden koşuyordum ve boğazımdaki kuruluk artık canımı acıtmaya başlamıştı. Avucumu boğazıma bastırıp, sık sık aldığım nefeslerimin düzene girmesini bekledim. Şu anda kendimi uzun zamandır olmadığım kadar heyecanlı hissediyordum. O yüzden nefesimi düzene sokmam epey zamanımı alacak gibi duruyordu. Heyecandan ıslanan avuç içlerimi boğazımdan çekip, üzerimdeki kot pantolona sürttüm.
'' Vera! ''
Adımı Defne'nin sesinden duyduğumda damarlarımdan yükselen heyecanla oturduğum yerden kalkıp, ona doğru döndüm. Defne şimdi tam karşımda duruyordu. Kafamı yavaşça omzuma yatırıp, yüzünde bir duygu aradım. Mutluluk, acı, heyecan ya da herhangi bir duygu... Ama şimdi Defne'nin yüzünde bunların hiçbirinin izi yoktu. Gözlerime dikkatle bakan gözleri yaşla doluydu ve ağladığını belli eden kırmızı çizgiler gözlerinin altında yerlerini almışlardı.
'' Defne, iyi misin? '' dedim yanına yaklaşırken. Yanına yaklaşmam yüzünde hiçbir mimiği oynatmadığında içimde taşıdığım heyecan, geçirdiğim her saniyede beni biraz daha fazla terk ediyordu. İkimizde buraya birbirimize bir şey söylemek için gelmiştik. Benim haberim heyecan vericiydi ama Defne'nin bana söyleyeceği şey belli ki beni de üzecek bir şeydi.
'' İyiyim iyiyim, sorun yok. Oturalım mı şöyle? '' dedi. Sesinde hiçbir duygu yoktu. Avuçlarını gülümseyerek yanaklarıma koymuştu ama ben onu yüzündeki bu gülümsemenin zoraki bir gülümseme olduğunu anlayacak kadar iyi tanıyordum. Buraya koşarken içime dolan bütün umutlarım benden çok uzak bir yere uçmaya başladığında söylediğini başımla onaylayıp, biraz önce kalktığım banka oturdum.
'' Bana söyleyeceğin şey için mi ağladın? Kötü bir şey mi oldu? '' dedim sakince. Neden bunu söylediğimi bilmiyordum ama Defne'nin yüzündeki tedirginlik beni şu anda korkutuyordu. Defne söylediğimi başıyla onayladığında kucağımda duran ellerimi avuçlarının içine almıştı.
'' Ama önce sen anlat, neden buradayız? Neden çağırdın beni? '' Sesindeki ve yüzüne yayılan buruk gülümsemedeki sıcaklık içime hızla dağılırken ağlamamak için dişlerimi birbirine bastırdım. Neden Defne birazdan bana çok üzüleceğim bir haber verecekmiş gibi hissediyordum?
'' Geçen gün herkesten gizli İstanbul'a gidip Tekinsoy İnşaat'a başvurmuştum ya, " dedim kısık bir sesle. Sanki dudaklarımdan dökülen her kelime sırmış gibi temkinli bir şekilde konuşuyordum. Defne söylediğimi başıyla onaylandığında konuşmaya devam ettim.
" O gün yaptığım başvuru kabul edilmiş. Beni kabul etmişler, Defne. '' Hala kısık bir sesle konuşuyordum ama yüzündeki gülümseme her saniye biraz daha fazla büyüyordu. Defne'nin de yüzüne bir gülümseme yayılırken biraz önce kaybettiğim heyecanım şimdi hızla göğsüme doluyordu.
'' Yani artık seninle İstanbul'a gidebiliriz. Birlikte, yepyeni bir hayatımız olabilir, Defne. Düşünebiliyor musun? Yıllarca bunun hayalini kurmuştuk. Yıllarca buradan kurtulacağım günün hayalini kurmuştuk ve şimdi hepsi gerçek olacak. '' Dudaklarımdan neşeyle ve heyecanla dökülen kelimeler, Defne'nin de yüzüne dakikalar önce kaybettiği baharı şimdi geri getirmişti.
YOU ARE READING
YAPRAK
General FictionUzunca bir dalda tomurcuklanıp; tek başına yeşeren ve hep öyle kalan yeşil, küçük bir yapraktım. Günün birinde yıllardır beklediğim bir rüzgar hayatıma doğru esmişti ve ben dalımdan uzakta olan bir yere savrulmuştum. Bedenim tanımadığı o toprakla bu...
