Av iken avcı olabilir misin ?
Hiçbişeye sahip değilken yeniden doğabilir misin ?
Şimdiye kadar güvenecek kimsen yokken, karşına çıkan ilk yardımsevere güvenebilirmisin.
Yeni hayatın, eski hayatını ne kadar unutmanı sağlar.
En önemlisi savaş özyurt ne kadar güçlüydü.
Duracağı yeri kim belirliyordu; ortağı, ağabeyi, dostu özgür mü ?
Yoksa kendisi mi.
Bilinmeyene kendini kaptırmak hiç bu kadar güzel olmamıştı.
"Güç senin göremeyeceğin kadar uzaklarda deil, güç sadece senin içinde."
Medya: özgürün kaldığı boş fabrika
Çok tuhaf bugünün, yarının ve diğer günlerin her geçen günden daha kötü olacağını bilmek . Bundan daha kötüsü ne olabilir diye düşünüp durmak. Fazla mı umutsuzum; evet öyleyim fazlasıyla umutsuz düşünmeye zorlasam da kendimi olmuyor. Belki de en son birkaç lokma birşey yiyeli iki günden fazla olduğu içindir.
Doğrulup kaldığım bu eski fabrikada yiyecek birşeyler bulmaya karar verdim.
Aslında fazlasıyla büyük olan bu yerin en küçük kısmını seviyordum.
Orda kendimi rahat hissediyordum tahminimce önceden önemli bir yetkilinin odasıydı.
Oda her ne kadar yıllar içersinde eskimiş olsa da görkeminden pek birşey kaybetmemiş gibiydi. Burayı artık ezberlemiştim ahşap bir masası, ve onunla aynı zariflikte bir çift sandalye odanın en iç kısmındayda'dı. Ve karşıdaki camında, çalışanları rahatca izlemek için yapıldığı belliydi. Kaldığım bu eski odaya son bir bakış atıp odadan dışarı adımımı attım.
Kapıya açar açmaz gelen bu tanıdık koku beni rahatsız etmeyi başarmıştı yine.Her ne kadar buranın zaman içersinde küflenip her tarafının çöplüğe dönüştüğünü bilsem de; ister istemez rahatsız oluyordum ama alışmak zorundaydım.
Sonuçta tek kalıcak yerim buraydı ve bununla yüzleşeli epey bir zaman olmuştu.
Fabrikanın en geniş ve ayrı zamanda uzun koridoruna adımımı attım.
Fabrikanın atölye kısmında olan, benimde kullandığım küçük mutfağa doğru yürümeye başladım. Neredeyse koridorun sonuna gelmiştim ki; birden midemde bir sancı hissettim, başım da hafiften dönse de umursamayıp yürümeye devam ettim.
Koridoru bitirip atölyenin olduğu kısma ulaştım. İçerisi eskiden kalma; iş makineleri,raflar, ve bir düzineden fazla masayla doluydu.
Hemen bir kaç rafı itip, aralarından hızlıca eskiden çalışanların da kullandığı eski mutfağa doğru yöneldim.
İçerisi bir hayli dağınıktı; kullanılmış ürün ambalajları ve gazeteler içeriyi bir hayli berbat gösteriyordu. Bir adım daha atıp mutfak tezgahına ulaştım.
En son yediğim günden ayırdığım; ekmek parçasına ve cebimde ki son parayla aldığım zeytine baktım.
Hepsini yesem de karnımı doyurmak için bu kadarının yeterli olmayacağını biliyordum.
Yavaş bir ısırık aldım ve hala bir öğün yemeğim olduğu için kendimi şanslı hissettim.
Düşündüğüm gibi de olmuştu. yediğim şeyler sadece biraz daha gücümü toplamama yetmişti. Ama bunun haricinde hala açtım. Dışarı çıkıp bişeler bulmam gerektiğinin farkındaydım.
Ama nasıl olacaktı! meteliğim yoktu cebimde. Bu kötü düşünceleri kafamdan atmaya çalıştım.
Bir şekilde herşeyi yoluna koymam gerektiğini kendime hatırlatıp yürümeye devam ettim.
Bir çöp karıştırmak istesem dahi;bunun için en az bir kaç kilometre yürümem gerektiğini biliyordum. Bu yüzden hızlı hareketlerle adımlarımı atmaya başladım.
YOU ARE READING
YENİDEN DOĞUŞ
ActionEn aşağıdan en yukarıya tırmanışın hikayesi. Bilinmeyene kendini kaptırmak hiç bu kadar güzel olmamıştı.
