O n e

151 13 12
                                        

Küçük kızımın peşinde koştururken kahkahalarla gülüyordum. Boynuna taktığı inci kolyelerim her bir adımında gürültü çıkartırken, ayağındaki büyük pofuduk panduflarım ise palet gibi çarpıyordu yere. Düşmesinden korksamda bundan keyif alıyordu, hem benim eşyalarımlaydı hem de beni peşinden koşturuyordu. Tamam iki yaşındaki bir kıza göre iyi bir terletmişti beni.

-Artık durmalısın bebeğim. , dediğimde yatıştırıcı bir sesle kısa süreliğine duraksamış ve bende bundan yararlanıp onu kucağıma almıştım. Bir kazaya yol açmaması için önce kolyelerimi boynundan çıkartıp kokusunu içime çekerek öptüm oradan. Sonra da minik ayaklarından panduflarımı çıkartıp hafifçe gıdıkladım altından. Gülerek bana sarıldığında saçlarından öptüm bu kez. Oda yorulmuştu belli ki. Odasına girdiğimde çoktan kucağımda uyuya kalmıştı, dikkatlice yatağına yatırdım onu ve üzerini örtüp bir süre izledim. Çenesindeki küçük gamze dışında tamamen babasına benziyordu. Ah belki benim gibi büyük gözleri vardı ancak, tam tersi şekilde rengini babasından hatta babaannesinden almıştı. Mavinin canlı bir tonuydu. Onu izlemek huzur veriyordu. Her defasında da kime daha çok benziyor karşılaştırmasını yapıyordum ve asla mağlup olmayan Sterling bana galibiyet mutluluğunu vermiyordu bu konuda. Problem değildi, o dünyadaki yakışıklı erkekler listesine girebilecek bir babaydı. Evet eş değil. Baba. Tamam belki eski eş. Ya da eski eş olma adayı.

Gözlerim dolarken çıktım kızımın odasından. Olanları çabucak atlatmam imkansızdı ama her defasında ağlamakta fazla delice değil miydi? Tanrım. Mutfağa girip üst dolaptan sakinleştiricimi çıkardım ve bir tanesini hızlıca içtim. Şu sıralar bana bakıcılık yapacak kimse yoktu ve benimde bir kızım vardı. Önce kendime sonra ona bakmam gerekiyordu ancak bu yaşadıklarımdan sonra pek mümkün olmuyordu. Odasına geri çıktım. Uyursam acı hafifler belkide bir nebze olsun dinerdi. Ancak kızımı da kontrol etmem gerekiyordu. Bu yüzden onunla yatacaktım ki kalktığında onunla uyanabileyim diye. Yavaşta arkasına yatıp kollarıma aldım onu. Anında sarıldığında yaşlı gözlerimle gülümseyerek öptüm saçlarından. Bir çocuğumuz olmasa bu yaptığından sadece ikimiz etkilenebilirdik, ama bir çocuğumuz olmasa asla toparlayamazdım. Küçük kurtarıcı meleğimdi. Her şeyden uzak kalmıştım. Aile, arkadaşlar, iş ve tek yardımcım Knightların en küçüğü, kızımız Anastasia Julia Knight'tı.

Oldukça derin düşüncelerimle daldığım uykumdan duyduğum seslerle uyanmıştım. Julia yanımda yoktu. Endişelenmedim çünkü onun sesinide duymuştum. Buradaydı. Babasına düşkündü. Bunun için ona kızamazdım. Her ne kadar midem onu görmeyi kaldırmasa da en azından kızına olan bağlılığı iyi bir şeydi. Küçüktü, olayları kavraması imkansızdı. Canının yanmasına dayanamazdım.

Onu görmek istemediğim için yatakta uzun bir süre oyalanıp uyuyormuş gibi yapıp, hatta yeniden uykuya dalmaya çalışmıştım. Bu denemelerim ve sürekli yatmak sıkıcılaştığında kalkıp kendi odama geçtim. O günden sonra yatak odasına girmemiştim. Bir misafir odasını kendiminmişçesine kullanıyordum. Banyo yapıp üzerimi giyindiğimde dahi buradaydı. Daha fazla üst katta bir uğraş bulamayacağımı fark ettiğimde aşağıya indim. Salonun ortasına oturmuş barbie oynuyorlardı. Hiçbir şey olmamış gibi, beni yıkmamış bitirmemiş gibi, hala her şey aynıymışçasına rahat bir tavır sergiliyordu. Dalga mı geçiyordu benimle? Ellerimin titremesini hissettiğimde yumruk yapıp sıktım onları. Katlanamıyordum! Hızlı adımlarla mutfağa girip soğuk bir şişe suyu çıkardım dolaptan. Dökmemeye çalışarak içtim.

-Anne! ,tatlı bir sesleniş beni kendime getirip dünyaya döndürdüğünde şişeyi masaya bıraktım. Belkide içtiğim şey su olmamalıydı ancak cevabımı az önce almıştım zaten. Anne. Onun için dibe dalamazdım.

-Efendim birtanem. , onu görmezden gelip kızıma odaklandım. İmkansızdı bu. Boğazlayabilirdim, hıçkırarak ağlayabilir, küfredebilir, evden defolup gitmesini söyleyebilirdim.

-Bizimle oynasana. , harfleri tam çıkartamayışı beni belli belirsiz gülümsetirken eğilip yanağından öptüm onu. Sterling'in bakışlarını üzerimde hissediyordum. Bu rahatsız ediciydi. Varlığı bile beni iğrendirirken bana bakması midemi ciddi anlamda tetikliyordu. Olanlardan hemen hemen iki ay geçmişti ancak ne tavrı değişmiş ne de boşanma kağıtlarını imzalamıştı. Hayatından memnundu, burada bir ailesi orada ise bir metresi vardı. Alt dudağımı ısırdım. Kendimi sakinleştirmezsem onu sahiden boğacaktım.

-Ben yemek yapıyorum annecim daha sonra oynarız. , dedim gülümseyerek ve uzaktan öpücük attım ona. Kaşlarını çatsada oda bana öpücük gönderdiğinde mutfağa gitmek için arkamı döndüğümde duyduğum sesle duraksadım.

-Hadi Demetria. Oyna bizimle. , bunu önemsemeden yoluma devam edebilirdim. Ta ki fısıltısını duyana kadar.

-Benimle.

DADDY ISSUESWhere stories live. Discover now