BÖLÜM (1)

6 1 0
                                        


Merhaba berin ben. 19 yaşımdayım. Ailemle birlikte izmirde yaşıyordum ama okulum için istanbula taşındım daha doğrusu  taşındık. Ben ve Barkın yani ABİM. Benden iki yaş büyük olmasına rağmen fazla karışıyordu ama bu benim hoşuma gidiyordu. Yani kısmen kıyafetime karışmaması hariç.

Üniversite yerim olarak İstanbul çıktığında abimin gözleri fal taş gibi açılmıştı. Ve
"Berin nereye ben oraya "
Dediğinde.olaya noktayı koymuştu. Her ne kadar yanımda yaşayacak olmasına sevinsem bile üniversite hayatımı zindana çevireceği için şimdiden içim içimi yiyordu. Biliyordum burda da olduğu gibi giyimime,arkadaş ortamıma her şeyime karışacak. Abim
aşırı derece kıskanç biriydi ve onunla evlenecek kıza acıyordum. Ne? Ne evlenmesi?hayır abimi kimseye vermem!olamaz onu kimseye vermem. Benim o herne kadar hayatıma benden çok müdahale etsede o benim canım,Abim. Ne kadar da büyük bir kelime ve ağır ama abim o kelimenin ağırlığını çok iyi taşıyordu. Bana yeterince iyi bakıyordu. Çok yakışıklı olması da sinirlerimi bozuyordu ama elimden bir şey gelmiyordu Allah vergisi yani napıcan.

Ve işte tam 1 yıldır istanbul'da okuyorum. Mimarlık bölümü. Ailemi çok özlüyordum ama abim ve ben herhafta sonu oradaydık. Burda her şey çok yolundaydı.

"Lan berin geç kalıcaz hadi"
Dediğinde ben daha yeni uyanıyorum. Bugün pazartesi. İğrenç, daha fazla uymak istiyordum.

"Abi biraz daha"
Diye bağırdıktan sonra kafamı yastığıma gömdüm. Abimin sessizliği hiç hayrı alamet değildi.
Ve bu cümleyi sarf etmemin ardında kaç saniye geçti bilmem ama kafamdan aşağı buzlu su dökülünce benim içim geçti. Dondum resmen. Acımasız insan sabah sabah böyle mi uyandırılır.

"Ya abi napıyorsun ya. Dondum zaten dışarısı buz gibi. Ocak ayındayız ya ocak!!soğuk suyu nerden buldun"

"Bak kızım tantana etme bugün iş görüşmesi var eğer Geç kalırsam sende bundan sonra dışarı da kalırsın. 10 dakkan var, kahvaltı yapmasan da olur kapıdan çıkamıyorsun zaten seni alan yandı"

Dediğinde yastığı üstüne attım.
Sırıtarak odadan çıkması sinirlerimi daha çok bozuyordu.
Hayır yani 55 kiloyum. Çok mu? Abim bu gidişle nikahına iskelet alacak galiba.

Üzerime kot pantolonumu ve mavi bluzumu geçirdim. Saçlarımı balık sırtı örgü yaptıktan sonra makyaj yapma ihtiyacı duymuyordum ama gözlerimin altı fazla şişti hafta sonu annemleri ziyarete gittiğimizde fazla ağlamıştım. Ama napayım,çok özlüyorum.
Kapatıcıyı sürdükten sonra bir kaç kitap alıp çantama yerleştirdim aşağı indiğimde sabah odama giren abimi fazla incelememiştim ama çok fecihhhh olmuştu. Fazla karizmatik.
"Ooo abi yakıyorsun" dediğimde hoşnut bir şekilde yanağımdan makas aldı.
" Eğer iş mülakatına alacak kişi bayansa tamamdır senin işin"
Bu sefer pis pis gülmeye başladı.
Kapıya yöneldigimizde beyaz spor ayakkabımı giydim. Kabanımı da aldıktan sonra dışarı çıktık. Babamın geçen ay bizim için aldığı arabaya bakıp gülümsedim. Maddi durumumuz iyiydi ve babam belliki bu arabaya fazla para ödemişi. Yani açıkçası babam her ay para yolluyordu nerden çıktı abimin bu iş sevdası.

"Abi babamın verdiği para neyine yetmiyor Allah aşkına"
Dediğimde duraksadı.

"Yetiyor hatta artıyor bile ama kendi ayaklarımın üstünde durma vaktim gelmiş, babamın parasını istemiyorum."

Şaşkın ifadelerle ona baktığımda

"Iki günde noldu? Sanki her gece eve kız getiren  sen değilsin. Sözlerin beni şaşırtıyor, ilerleme var dediğimde.

Karanlık GeçmişimHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora