1- Sonunu Bilmeden Yürümek

78 14 23
                                        

Herkese Merhabalar. Bu benim ilk hikayem ve sizlere sunuyorum. Umarım beğenilerinizi alırım. Hikaye geçmiş ve şimdiki zaman arasında anlatılacaktır. Umarım kafanız karışmaz.  Nasıl yazdığımı bilmediğim için fazlasıyla yazıp boğmak istemedim. Eğer iyi olduğumu düşünür iseniz ve yazımı beğenirseniz, ki inşallah beğenirsiniz o zaman, ikinci bölüm daha uzun olacaktır. Bu yüzden kısalığını dikkate almadan yorum yaparsanız teşekkür ederim. :) Yorumlarınızı bekliyorum. İyi okumalar. :)

Günümüz (Türkiye)

Umutsuzca bakan gözlerimden akan her bir yas için ağlıyordum. Akan her damla yaş tenime deyip uçuyordu. Elimde tuttuğum resme bakmaya devam ederken, İrem yanıma gelip bana sarıldı. Meraklı ve endişe dolu gözlerle bana bakıyordu. Sonuçta hangi çocuk ebeveyninin ağlamasını isterdi ki? Küçük bedeninde taşıdığı koca bir kalple, yaşından büyük olaylara tanık olmuştu. Daha fazla üzülmemesini isteyerek, yüzünü ellerimin arasında aldım. Daha sonrasın da yüzümü örten bir maske misali, dudaklarıma sahte bir gülücük yerleştirdim. '' Fotoğrafta çok güzel çıkmışız. Sadece biraz duygulandım miniğim.'' İrem'in gözlerinde ki endişe bulutları yok olup, yerini sevinç kaplayarak oyun yerine geri döndü. Tekrar resme bakmaya devam ederken, hafızamda canlanan o günlere engel olamamıştım.

Yıl 2008 (Rusya) 

Aloshaaaa!!

Duyduğum sesle koltukta ağıran vücudumu biraz daha geriye yasladım. Ablam Nastya'nın bağırtısı yine tüm odayı doldurmuştu. Evimizin salonunu kaplayan, üç koltuktan birinde dinlenmek için mola vermiştim. Duvarda asılı olan saatin, saniyesine anlamsızca bakıyordum. Dün daha az çalışıp işleri zamanında yetiştiremediğim için akşama annemden bir güzel dayak yemiştim. Sabahın saat beşinden beri, işe koyulmuştuk ve bedenimin biraz dinlenmeye ihtiyacı vardı. Çok yorulmuştum. Ablamın homurdanma seslerini duyunca bu kez ayağa kalkıp, salon kapısına doğru yürümeye başladım. Kapı eşiğine geldiğimde, dışarının her zamankinden daha soğuk olduğunu fark ettim. Salonda çalışan kalorifer, diğer odalara göre çok sıcaktı. Fakat bu çalışmamam için bir bahane olamazdı. Annem otoriter bir kadındı ve kurallarını asla hiçe saymazdı. Onun için ya çalışıp para getirecektik ya da yaşamayacaktık. Para olmayınca bizleri birer odun parçası kadar değersiz görüyordu.

Üstüme aldığım içi yünlü montla, bahçeye kapısına doğru yürümeye başladım. Evimiz küçük ama ferahtı. Bahçe kapısına geldiğimde, alın terimizle bölüm bölüm ekip biçtiğimiz sebzelere baktım. Daha sonrasın da bir kez daha bu kadar büyük bahçeye sahipken, nasıl geçinemediğimizi sorguladım. Homurdanma sesleri gitgide artarken ablamın yanına çıktım. Kollarımı sıvayıp ablama baktığımda ''Şimdi ne yapmam gerekiyor?'' diye sordum

''Eline küreği al, kalan soğanları ekmem için yer açmaya başla. Akşama az kaldı daha çok iş var bugün de dayak yemek istemezsin diye düşünüyorum. ''

Dediğini yapmaya başladığım da, bir süre sonra kendimi işe kaptırdığımı fark ettim. Dayak yememe azmine çok çalışmıştım ve hava kararıyordu. Ablamın toparlandığını görünce ben de işimizin burada sona erdiğini anladım. İçeri girdiğimizde yemek kokuları tüm evi hipnoz etkisi altına almıştı. Çok acıkmıştık fakat yemek yemeğe bile takatimiz kalmamıştı.

''Yemek hazır. Sofraya gelin!''

Annemin sesi, yine buz gibi soğukluğuyla tüylerimizi ürpertiyordu. Masaya oturup, elime kaşığı aldığımda annemin bana baktığını fark ettim. Bu bakış çok farklıydı. Ne içimi üşütecek kadar soğuk ne de beni düşündüğünü belli edecek kadar sıcaktı. Daha sonrasında ise anlamlandıramadığım kelimeler ağzından döküldü.

''Artık ayaklarının üstünde durma vakti. Yemeğini yedikten sonra, odana gidip bavulunu hazırla!''

''Ne -''

''Ağzıma gelen kaşığın tersi, ne kadar canımı yaksa da, sebebini soramama engel oldu. Şu saatten sonra da sormamalıydım. Çünkü beklediğim cevap hiç bir zaman gelmeyecekti. İçimde kötü bir his vardı. Sonunu bilmediğim bir yolculuğa çıkıyordum. Bazen sonunu görmediğimiz tünellerde, ışık görmek umuduyla yürürüz. Bende sonunu bilmeden sadece yürüyordum. 

KARANLIĞIN GÖLGESİStories to obsess over. Discover now