MÜBADELE ÖYKÜSÜ

11 0 0

          Her zaman olduğu gibi yatağımda yatıp kitabımı okuyordum ertesi sabah okul vardı, okula gitmekten bazen sıkılırdım ama okula gitmek için çok güzel sebeplerim de vardı. Sevdiğim kızı görmek, arkadaşlarımı görmek bana heyecan veriyordu. Gece hava çok kötüydü hiç uyuyamamıştım sanki hava bir şeyin haberini veriyor gibiydi. Böyle şeylere çok inanırdım çünkü bana göre oluşan her şeyin bir sebebi vardı. O gece güçlükle uyumuştum. Sabah uyku sersemi işlerimi hallettim tam evden okula çıkacakken babam bağırdı, radyoyu dinlememizi istiyordu sesi sonuna kadar açmıştı evdeki herkes kaskatı kesilmişti. O anı hiç unutmam Lozan Barış Antlaşmasında alınan kararla Yunanistan'da ki Rumların Türkiye'ye Türkiye'de ki Rumların da Yunanistan ' a yerleştirilmesinin zorunlu tutulduğu söyleniyordu.

          Türkiye'ye gidip gitmeyeceğimiz sadece dinimize bağlıydı bizler de müslümandık ve göç etmemiz zorunluydu. Başımdan kaynar sular inmişti aşağıya tamam belki bu ülke azınlık sorunlarını çözmek için gerekliydi ama bana göre oldukça barbarca bir karardı. Yaşadığım, alıştığım yerden ayrılmak istemiyordum. Hem sevdiğim kıza ne olacaktı onu bırakıp böylecene buradan gidecek miydim yani? Kafamdan yüzlerce düşünce geçiyordu ama bir o kadarda duraksamış hissediyordum. Hazırlanmamız gerekiyordu ne kadar süremiz olduğunu bilmiyordum ama gitmeden önce sevdiğim kızı ve arkadaşlarımı görüp onlara veda etmem gerekiyordu. Okula gittiğim zaman hepsi yanıma üşüşmüştü, bana veda etmek için ne zaman gideceğim belirsizdi çünkü. Sevdiğim kızla baş başa kalmıştık ona uzunca baktım, gözlerimi kapadım ve o zümrüt yeşili gözlerini beynime kazıdım. Ona sarıldım ve kokusunu içime çektim. Ah be dünya demiştim bir kere de yüzüme gülsen! Eve geldiğimde annemler çok telaşlıydı bir çuvala bir sürü eşya sığdırmaya çalışıyorlardı. Benim tek düşündüğüm kitaplarım ve sevdiğim kızdı oysa. Eşyalara anlam yüklemeyi severdim bu yüzden ayrılmadan önce sevdiğim kızdan eşarbını istemiştim böylece ne olursa olsun o eşarba baktığımda onu hatırlayıp mutlu olacaktım. O gece de bir diken üstündeymişçesine uyuklamıştım bir çok gece bu şekilde uyumuştum aradan zaman geçmişti ve bir sabah evde askerler bizi götürmek için kapıda bekliyorlardı. O an gelmişti sanki her şey daha gerçekçiydi artık. Eşyalarımızın o kadar az bir kısmını almamıza izin vermişlerdi ki benim canım iyi niyetli al yanaklı annem bütün çeyizini arkasında bırakmak zorunda kalmıştı. Babam oldukça soğukkanlıydı ya da öyle gözükmeye çalışıyordu, kardeşlerim her şeyden bir haberdi eğer yedi yaşındaysanız genelde endişelenmezdiniz zaten. Peki ben nasıldım? Her şeyin farkında olan ben gideceğimiz yeni ülkeye, yeni şehre nasıl ayak uyduracağımı düşünüyordu. Nasıl geçinecektik, ev bulabilecek miydik peki ya okul işlerini nasıl halledecektik? Trene doğru yol aldığımızı fark etmiştim. Hepimiz teker teker isimlerimiz alınıp trene bindiriliyorduk ama çok kalabalıktık treni dolup taşıracak kadar çok. Kendimize küçük bir köşe bulup oturmuştuk. Yolculuk kısa sürmeyecekti. Trende giderken son kez yaşadığım yıllarımı geçirdiğim yere baktım. Ayrılıktan daha acı ne olabilirdi?  

          Trendeki altıncı saatimizdi düzgün beslenemiyorduk ve hava oldukça soğuktu, ben acıkmaya başlamıştım

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

          Trendeki altıncı saatimizdi düzgün beslenemiyorduk ve hava oldukça soğuktu, ben acıkmaya başlamıştım. Alışık değildim işte böyle şeylere böyle ortamlara, kimse değildi gerçi. Uyuya kalmışım ben, beni annem uyandırmıştı geldik diye. Etrafıma baktım yeni hayatımız başlıyordu ne kadar istemesek de. Bizi İstanbul'a getirmişlerdi ve bir eve Rumlar'ın bırakıp gittiği evlerden birine yerleştirmeleri şarttı ama bu işlem gereğinden fazla uzun sürmüştü, taşındığımız zaman gördüğüm ev hiç de iç açıcı değildi yine de şükrediyordum ama işte kırık dökük bir evdi. Babam Yunanistan'da bir gazetecilik işi yapardı ama burada bizi yerleştirdikleri yer şehir merkezine uzaktı ve babam artık sevdiği işi yapmıyordu. Evimize neresi yakınsa o işi yapıyordu. Ben ve kardeşlerim bir okula yazılmıştık okul güzeldi ben ve kitaplarım güzeldik. Ama insan özler. Alıştığı ve zamanının çoğunu geçirdiği insanları özler. Bol bol gözlerimi kapatıp orada hala sevdiğim kızla olduğumu hayal ederdim. Hayal etmek güzel şey.Yeni insanlara alışmaya sorunları atlatmaya çalıştım ve her zaman güçlü kaldım, evimi ve odamı çok özlerdim hala da özlüyorum. Sevdiğim o kızı da her sabah yürüdüğüm o sokakları da hala unutmadım çünkü doğduğum, büyüdüğüm yeri iyi bilirim. İnsanoğlu her şeye alışırdı ve ben de alışmıştım yeni hayatıma ne kadar zor olsa da...

 İnsanoğlu her şeye alışırdı ve ben de alışmıştım yeni hayatıma ne kadar zor olsa da

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Mübadele ÖyküsüRead this story for FREE!