1-Randevu

13.1K 285 74
                                        

   Arabasını Ikebukuro'nun tanıdık sokaklarından birisine bırakan adam, sokakta yürümeye başlamıştı. Arabadan inmeden önce içtiği, günlük içmesi gereken ilacının cebinde olup olmadığını bir kez daha kontrol etmişti.
Sokakta gülümseyerek yürüyen adamı gözleriyle süzen insanlar farklı düşüncelere kapılıyordu. Kimisi üstündeki tüylü montu hoş bulmuş gibi bakıyor, kimi onun yakışıklı yüzünde kendisini kaybediyor, kimisi de onu tanıyıp yüzündeki dehşet dolu ifadeyi fark ettirerek yanından geçip gidiyordu. Izaya haftalardır susmayan telefonunu kontrol ettikten sonra eğlenmek için geldiği sokağın kenarında beklemeye başlamıştı. Burası  kendisi gibi olup istediği gibi davranabildiği tek yer olmuştu.

Aradan fazla bir zaman geçmesi gerekmemişti, Shizuo sokağın başındaki otomatı söküp Izaya'ya atmakta gecikmemişti. Izaya sırıtıp kolaylıkla kaçarken elinde tuttuğu çakıyı hızla üstüne koşan adama atmıştı. Omzuna saplanan çakıyı kolaylıkla çıkaran adam hala Izaya'nın üstüne koşuyordu.

I-"Yavaşlamadı bile canavar."
diye söylenen Izaya kaçmaya başlamıştı. Ara sokaklara girip kendini kaybettirmeye çalışırken Shizuo onu kaybetmemekte kararlıydı. Izaya ara sokaklardan birine girmiş bulunduğunda önünde beliren uzun gölgeden  yakalandığını anlamıştı.
"Şimdi başım sıkıştı." diye düşünen adam yüzünü sarışın adama dönmüştü. Izaya gelecek yumruğu ya da tekmeyi beklemekteydi. Shizuo'nun yumruğunu atmak üzere olduğunu anladığında geriye doğru sıçarmış ve öldürücü darbeden kaçmıştı. Çakısıyla sarışın adamın göğsünü çizip onun açığından yararlanarak yanından geçmiş ve sokaklardaki özgürlüğüne doğru koşmaya başlamıştı. Hala arkasından adını bağıran adamın sesini duyuyordu. Ardından yanından geçen elektrik direği...
Izaya izini kaybettirmek için  evlerden birisinin girişine saklanmıştı. Shizuo'nun gitmesini beklerken girişte volta atıyordu.

"Biraz eğleneyim dedim yapıştı manyak herif, gelmiş beni ciddi ciddi öldürmeye çalışıyor ama şimdi ben onu öldürecek olsam bu  canavar ölmez, o bana bir vursa cam güvenliğim yok, bir gözüm yere bakar acilen ondan kurtulmak için plan yapmam gerekiyor."

Genç adam sesli düşünürken çalan telefonuyla yerinden sıçramıştı. Şaşkınlıktan telefonu düşürmüştü. Açmak için acele ederken küfür etmeye başlamıştı.
"Ha iyi ki saklanayım dedim. Konser versem daha az dikkat çekerdi. Sus be telefon."
Izaya annesinden gelen aramayı cevapsız bıraktığında yanındaki duvar çökmüştü.  Shizuo duvarı kırıp sırıtarak binanın girişine girdiğinde Izaya'nın gözleri hayretle açılmıştı.

S-"I-Z-A-Y-A!!!"

Kulağındaki çınlamayla yüzünü buruşturan Izaya Shizuo'ya bakıp konuşmaya başlamıştı.

I-"Gür sesin kulaklarımın pasını sildi. HaHaHa !"

S-"Seni öldüreceğim."

I-"Bu şiddet bu sinir ne Shizu-chan yoksa özel zamanında falan mısın ? "

S-"Ne diyorsun lan sen bana, kaçma dedim !"

Izaya eğlenerek binadan çıkmış ve anayola girmişti. Arabasına doğru koşacakken önünde duran arabayı görünce yanına yürümüştü.
Babasının adamları Izaya'yı nazik bir dille arabaya davet ettiğinde genç adamın binmekten başka şansı kalmamıştı.

-"Efendim, aileniz sizinle konuşmak istiyor. Sizi evinize götürüyoruz."

Izaya arabaya bindiğinde canavarın arkasından gelip gelmediğini görmeye çalışmıştı.

"Canavar ortalada görünmüyor. Şöyle ağaç devirse ya da bina atsa da beni götürmeseler." hayalleri kuran adamın umutları çöpe atılmıştı çünkü araba Ikebukuro'dan çıkmış ve Orihara ailesi'nin evinin topraklarına girmişti. 
O topraklara Orihara ailesinden olmayanlar izinsiz giremezdi.

Izaya ailesinin evinde geçireceği sıkıcı ve anlamsız vakit kaybına üzülürken araba durmuş ve  kendisi için açılan kapısını sıkıca tutup arabadan inmişti. Evin önünde bekleyen hizmetçileri görmezden gelip içeriye girmişti.

Salonda oturan annesi ve kız kardeşleriyle göz göze gelince onlara selam vermiş ve karşılarına oturmuştu.
Annesi Izaya'yı süzüyordu. Çok geçmeden babası da onlara katılmıştı.

Izaya karşıdan baktığı mutlu aile tablosuna göz gezdirdi. "Burada olmaktansa Shizuo'dan temiz bir dayak yemeyi tercih ederdim."
düşüncelerini kafasından uzaklaştıran adam, babasına dönmüştü.

-"Sende çok iyi biliyorsun, bu konuyu seninle defalarca kez konuştuk ama sen usanmadan aynı şeyleri yapmaya devam ediyorsun."

Izaya babasına sırıttığında annesi konuşmaya dahil olmuştu.

-"Utanmadan gülüyorsun Izaya, sana o kadar evlilik görüşmesi ayarladık. Randevu ayarladık sense kimle buluştuysan kendinden bir şekilde soğuttun."

-"Ailemize denk harika bir alfa aile bulduk. Onların oğluyla tanışmanı istiyoruz."

I-"Ben istemiyorum hayatımdan gayet memnunun. Kendim için yaşıyorum sizin güç ve para için yapmış olduklarınızla ilgilenmiyorum."

-"Bak bu seferki tanışacağın alfaları ikna etmek gerçekten zor oldu. Tam bizim gibi bir aileye lâyık oldukları kanısına vardık.
O yüzden bu tanışma bugün olacak."

Annesi ve babası hazırlıklar için salondan ayrıldığında ikiz kardeşiyle baş başa kalan Izaya "Tam da onları beni alfaya vermeleri düşündesinden vazgeçirdim derken birden bu sürprizle karşılaştım." Izaya hizmetçileri onu odaya çıkartıp akşam için hazırlamalarına müsaade etmişti.

Izaya bu buluşmalara "hayır" deme şansı olmamıştı. Ailesi ona bunca zaman destek olmuştu ve tek isteklerinin safkan bir alfayla mutlu yuvasını kurması olacağını bildiğinden sessizliğini korumuştu.

Malikaneyi dolduran misafirlerin hepsi safkan olup elitliğini konuşturan insanlardı. Izaya içeride müstakbel eşini(!) beklerken tırnaklarını kemiriyordu.
"Bana giydirdikleri bu takımda dar oldu. Nefes alamıyorum. Birde karşımda Shizuo'yu bulsam ne kadar komik olurdu" diye söylenen Izaya, arkasından gelen öksürük sesiyle arkasını dönmüş ve müstakbel eşiyle resmen tanışmıştı.

Müstakbel Eşim (Shizaya)Stories to obsess over. Discover now