Bölüm 1

48 5 0
                                        

8. sınıf öğrencisi, bazen cesur bazen korkak bazen de ne yapacağını bilmeyen, şaşıran bir o kadar da çekingen ve sosyal bir öğrenciydi.

Beklenen ders zili çalmıştı sonunda. Teneffüs dedi ve her zaman her teneffüste yaptığı gibi lavaboya gidiyordu. Lavaboya vardığında içerisi bomboştu. İçinden oh nihayet bir kez olsun burada nefes alacak bir tek ben varım. Hep böyle olsun başka bir şey istemem demekteydi iç sesine. Aynada kendisiyle baş başa kaldı yine bir teneffüste daha.

Yılmaz. Adı Yılmazdı. Ancak sağı solu belli olmayan bazen yılabilen biriydi de aynı zamanda. Adının geçtiğini bilen ve devamında ise pek de önemsenmeyen biriydi Yılmaz. Böyle düşünüyor ve kendini ezik biri olarak görüyor ve hissediyordu çoğu zaman da. Aslında öyle de değildi. Ama işte insanın iç sesi onu çoğu zaman olduğu gibi bu kez de olsun bir kez daha yanıltıyordu.

Hocaları onun adını söylerken kendinden geçerdi. Ona alçak gönüllü deseler de Yılmaz gururlu bir çocuktu. Daima gözü yükseklerde olmak isteyen biriydi. Hâlbuki biraz da elindekiyle yetinebilseydi keşke...

Okulda çok fazla adı duyulmuştu onun. Bunu çok sonraları öğrenecekti. Ona göre sınıfının en başarılısı oydu. Ancak okulun başarılısı değildi. Ancak işte hocaları onu takdir ederken orantısız bir şekilde de namını duyuranlardı. Bu yüzden kendisini de adı çıktı gibi hissediyor ve hocalarına karşı kendi kendine hayıflanıyor ve canı sıkılıyordu. İlkokulda sadece haksızlığa karşı dur diyen, bazen çalışkanlığın yolunu bulsa da her zaman da olduğu gibi arka plan da kalan, tembel bir öğrenciden farksız muamele görmeyen, konuştuğu, beraber olduğu arkadaşları tarafından önemsenen ancak sınıf hocası tarafından da bir gramdan fazlaca bile önemsenmeyen biriydi. Şimdi ise durum değişmişti. Birçok hocası derslerine giriyor. O da iyi bir başlangıç yaparak hocalarının gönlünde birer taht kurabilmişti. Ancak çoğu arkadaşı arasında da arası bozulmuş, bazı çekememezlikler sonucunda hayata küsmüştü. Sınıfından nefret ediyordu. Ancak sonradan anlayacaktı ki ne ederse etsin ne düşünürse düşünsün insan kendine edermiş mantığıyla belki de ben kendimden nefret ediyormuşum diye dedirtebilecekti kendisine. Çünkü fazlaca abartmıştı sınıfını. Ne yazık ki kendisi kendince intikam alıyordu arkadaşlarından. Hâlbuki o çok sevdiği iyi geçinme düsturunu kaybetmişti. Zamanında kendisini geri planda tutanları o daha da acımasızca geri planda tutmaktaydı. Ama sonradan anlayacaktı ki mühim olan dersler, sınıf, okul, rakip yapma, arkadaşlıklar değildi. Mühim olan arkadaşlarının gönlünde birer taht kurabilmekti. Özünde, sözünde, dalgasında, kavgasında bir örnek insan olmaktı. İşte bunu çok geç anlayacaktı. Hâlbuki kavgayı başlatarak sona erdiremezdi. Durdurarak sona erdirirdi. Ama bir de şu da vardı ki onlar neyin savaşını veriyordu. Daha bu yaştaki çocuklar niye doğru olmuyorlardı da koca insanlar gibi birbirlerinin kuyusunu kazmaktaydı. Bencillik her işin başında olduğu gibi buradaydı da işte...

Okulda bir hocası vardı onun. İngilizce öğretmeniydi. Asım'dı hocasının adı. Yılmaz'ın gözünde bazen bir hiç bazen de müthiş bir hocaydı. Gönülleri fetheden bir hocaydı. Yaşlıydı hocası ancak ağır başlı ve de yumuşak başlıydı. Aslında ruhu ders anlatmak için gençti ancak sesi belki de sigara içtiğinden olsa gerek çıkmamaktaydı. Sesi az çıksa da anlatırken her zaman bir başkaydı. En azından öğrencilerini anlayan ve onları anlayabilmek için çabalar harcayan daha da bir önemlisi ise onlar için onlar gibisinden olandı. Çünkü biliyordu ki sorun bizlerde değildi. Sorun yetiştirmeyi bilmeyen veliler ve en büyük sorunda evin baş kösesinde yer edinen, önlerine gelen çocukların beynini zehirleyen bir ekran diğer sorunsa bolca dövüşlü, güç gösterisinde, küfürlü, hakaretçi ve ahlaksızlık had safhada olan bir diğer ekrandaydı.

İşte böyle biriydi Asım hoca. Sorunun kaynağını bilen ama çaresizce bekleyen yalnızca bir ümit arayandı o. 3 sene önce bu okula geldiğinde belki de ne hayallerle gelmişti. Aslında Yılmazın içindeki cevheri bir tek o gören ve ortaya çıkmasını sağlayan bir hocaydı o. Belki de sonraları Yılmaz onun ortaya çıkardığı cevherini kaybedecekti. Ya da kaybettiğini sanıp da yakınındaki cevheri çok uzaklarda arayacaktı. Yine 8. sınıfta olan hocasıyla geçen son konuşması öğretmenler odasına giden yolun sonunda karşılaşacaklar ve hocası sessizliği bozacaktı.

Has llegado al final de las partes publicadas.

⏰ Última actualización: Jan 17, 2018 ⏰

¡Añade esta historia a tu Biblioteca para recibir notificaciones sobre nuevas partes!

FARKLI ÖĞRENCİHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora