Sahra, sessiz adımlarla çıktı kasvetli hastane odasından.
Saat yaklaşık gecenin üçüydü ve tabiri caizse koridorda in cin top oynuyordu. Karanlık ve sessiz bir hastane koridoru kesinlikle ürkütücü oluyordu.
Neredeyse yerle bitişik olan hastane terlikleri ile koridorda ilerlemeye başladı kız. Kendi nefesininin sesini bile duyduğu bu sessizlikte hiç ses çıkarmamaya çalışmak çok zordu.
Bütün hastalar uyuyordu ve bu saatte ziyaretçi alınmıyordu. Aslında iki tane kat hemşiresi olması gerekiyordu fakat onlar da ortada yoktu.
Sahra hemşireleri görmeyince hissettiği rahatlıkla daha hızlı bir şekilde merdivenlere ilerledi. İlk üç basamağı tekte çıkıp üst kata bakındı hemşire var mı diye.
Resmen ajancılık oynuyordu. Çocukluğundan beri polis olmak isteyen Sahra için hava hoştu.
Yeniden sessiz olmaya çalışarak ve arkasını kontrol ederek üst kata çıktı. Etrafı camla kaplı odada oturan iki hemşire muhabbete o kadar dalmıştı ki Sahra'yı görmüyorlardı. Kız da bunu fırsat bilerek yavaşça bir katı daha çıktı.
Çatıdan önceki son kata ulaştığında koridorda dolanan hemşireye yakalanmamak için hızlı davranması gerekmişti.
Bunu da başararak en üst kata çıktığında gururla gülümsedi ve omuzlarına gelen siyah saçlarını savurdu. Bu ufak başarı bile zaman gittikçe hayalleri küçülen kızı mutlu etmişti.
Sahra çatıya açılan ufak bölüme geldiğinde kapıyı açık buldu. Şaşkınlıkla etrafına bakarken biraz da korkmuştu. Bu saatte buraya kimsenin çıkmaması gerekiyordu.
Beyni ona odasına geri dönmesini haykırırken ayakları ona itaat etmedi. İki merdiveni çevik bir şekilde çıkıp açık kapıdan geçerken düşen terliklerini umursamadı. Geri döner alırdı.
Çatıya çıktığında etrafına fazla karanlık olması Sahra'nın işine yaramamıştı. Hiç bir şey göremediğinden olduğu yere çömeldi kız.
Gözleri karanlığa alıştığında tekrardan doğruldu. Hızlıca etrafında göz gezdirirken gördüğü bedenle korkudan ölecek gibi olurken küçük bir çığlık döküldü ağzından.
Fakat onun çığlığına karşılık bile orada oturan beden haraket etmiyordu.
Sahra tırmanırken düşürdüğü terliklerini geri almadan çocuğa doğru ilerlerken içi titriyordu. Ama bunun nedeni korkudan mı yoksa üşüdüğünden miydi emin olamıyordu. Zira üstünde sadece uzun ve askılı bir gecelik vardı, ayakları çıplaktı. Gecenin ayazında çıktığı çatı ise temmuz ayında olmalarına rağmen soğuktu.
"Hey?"
Sahra başka ne diyeceğini bilemeden oturan bedenin yanına geldi. Erkek olduğunu gördüğü çocuğun başında dikilirken çocuk kafasını kaldırmaya tenezzül bile etmiyordu.
"Hey? İyi misin?"
Yine de Sahra iyi niyetliliği elden bırakmayarak çocuğun yanına oturduğunda çocuk ona döndü baktı.
Sahra çocuk ona döndüğü an yutkunmasına engel olamadı.
Yeşile çalan gözleri, hava karanlık olsa da sarı olduğu belli olan seyrek saçları, yüzüne uyum sağlayan minik burnu ve pespembe kalın dudakları ile çocuk adeta Yunan heykellerini andırıyordu.
"Değilim. Sen?"
"Ben de. Neden buradasın?"
"Özgür ve yalnız olmak için. Sen?"
YOU ARE READING
peter pan | oneshot
Short StorySessiz adımlarla çıktı çatıya, orada oturan çocuğu bilmeden. • one shot • • angst içerir, psikolojisi kaldırmayacaklara uyarı•
