1.Bölüm

105 12 0
                                        

Multimedya:Selen

SELEN BALYEN

Beğendiniz bedenin içine hayalinizdeki ruhu koyup, buna aşk diyorsunuz.  

                                                                                                                                                   W.Shaksepeare

Bu sözün etkisinde kalmış gibiydim.Tabi etraftaki çocukların gülüşmeleri ve sesleri olmasaydı tam dikkatimi verebilirdim.Çantamdan bir kalem alıp  bu sözün altını çizdim ve kitabı kapattım.Bir süre etrafta gülüp, çoşan çocukları izledim.İstanbulun sayısız çocuk parkından birinde oturuyordum.Hava hafiften esiyordu.Fakat üzerimdeki yeşil ceket ve beyaz atkı bana güzel bir sıcaklık veriyordu..Güzel bir yürüyüş bence fena olmazdı.Çantamı alıp kalabalığa doğru yürüdüm.

Biraz yürüyüşten sonra bir duvara belimi yasladım.Gözlerimi kapattım...Düşündüm. Yeni ablamı ve yeni hayatımı düşündüm.

3 GÜN ÖNCE

"Benim bir ablam yok." diye bağırdım."O senin ablan ve onunla yaşamak zorundasın yaşayacaksın."dedi. Kapının yanındaki iki büyük bavulu bana uzattı.Sonra kırmızı bir araba evin önünde durdu. Annem beni öptü ve arabaya bindirdi. Araba ilerlerken bir bardak suyu arabanın arkasından fırlattı.Gözlerinden yaşlar boşaldığından eminim.

"Seni sevmiyorum ve sevmeyeceğim.Hem ben senin daha kim olduğunu bile bilmiyorum."dedim.Hınçlı bir şekilde.Bana döndü."Adım Su.Uzman  aşcıyım."dedi."Çokta umrumdaydı"dedim. Kelimeleri tane tane güzel bir dille söylüyordu.Bana benziyordu diyebilirim.Bende olduğu gibi onunda gözleri mavi renkteydi.Uzun ve güzeldi.Benim açık kahverengi saçlarımın aksine küllü açık kumraldı.Beyaz teni ve direksiyonu tutan parmaklarındaki tırnaklar kusursuzdu.Benim aksime güzel biriydi.

Yarım saatlik bir araba yolculuğundan sonra' Antalya Havalimanına' geldik.Yirmi dakika sonra kalkacak uçağa bindik. İkimiz içinde  bilet almıştı.Xablam uçağa binip koltuğa oturunca telefonunu çantasından çıkarıp biriyle konuşmaya başladı.Birine adını söyleyemediğim bir  yemeğin  tarifini  veriyordu.Telefonu kapattıktan sonra bana baktı.Ona baktığımı görünce gülümsedi.Uçak koltuğunun kenarındaki desteklerden bir tanesine elimi koydum.Elime bakıp avuçlarını arasına aldı ve dostça sıktı.Gülümsüyordu. Gülümsemesi bile güzeldi.

Avuçlarının arasına aldığı elimi ondan çekip kemerimi bağladım.Ellerimi birbirine bağladım.Ona baktım.Kırılmış gibiydi.Ama umrumda bile değildi.Bir ablam olduğunu biliyordum.Ama sadece doğunca öldüğünü biliyordum.Şimdi onunla aynı hayatı paylaşmak bana ağır gelecekti.

ŞİMDİKİ ZAMAN

Yaslandığım duvar soğuktu.İnsanları izledim. Sakin sakin İstanbulu gezenleri.İnsanları resmen yarak koşuşturanların yüzündeki ifadeleri izledim.Yaslandığım duvar bir dükkan duvarıydı.Yanında bir dükkan daha vardı.Aralarında küçük bir sokağa açılan bir yol vardı.Küçük geçişe baktım.Acaba oraya gitsem başıma bir şey gelirmiydi? Gelirsede bununla bizim xabla uğraşırdı.Buda benim hoşuma gider dedim içimden.Yaslandığım duvardan doğruldum ve ara yoldan geçtim.

Köşede büyük bir bar vardı.İsmide 'Youth Bar'dı.Yanında 'Gecekondu' türü bir ev vardı. Heryeri beyazdı.Ama etrafına spreyle yazılmış ve nerdeyse her yeri doldurmuş yazılar vardı.Önünde bir bank vardı.Arkasında beyaz gecekondunun ahşap kapısı vardı.Kapı tam kapalı değildi.Biraz aralıktı.Gidip banka oturdum.Neden burda olduğumu bilmiyorum.Belki istediğim şey başıma dert açmak olabilir veya xablamı kızdırmak,onu kendimden nefret ettirmek ve ona bağlanmamak. Ona abla dememek. Onu sevmemek gibi.

KARANLIKStories to obsess over. Discover now