1.BÖLÜM ~ UÇAK ~

1.6K 45 45
                                        

Hiç kimse güçlü biri olabilmek için gelmez bu dünyaya. Yaşadıkları ya da yaşayamadıklarıdır onları kötü veya katı kalpli yapan. Gerçekleştirmek isteyip de gerçekleşmesi engellenen hayaller, verildiği halde tutulmamış olan sözler, yarım bırakılmış mutluluklar, ölümler güç verir onlara. Her şeye rağmen arkasına bakmadan yürümeyi öğrenmek zorundadırlar. Her şeye rağmen gülmeyi bilmek zorundadırlar. Çünkü yıkılan hayallerinin ve umutlarının oluşturduğu enkazın altında kalmamak için güçlü olmaları gerekir.

Bazıları o enkazın altında kalmış ama yaralı olarak çıkmayı başarmıştır. Bu daha çok acı verir insana. Artık eskisi gibi olmayacaktır çünkü hayatı. Artık eskisi gibi dışarıdan gelebilecek darbelere karşı kendini korumayacaktır sadece. Hem yaralarını sarıp, kabuklarının soyularak tekrar kanamasını engellemek, hem de korunmak zorundadır. O enkazın altından çıkmayıp bir kere ölmek yerine, oradan çıkarak her gün ölmeyi tercih etmiştir fark etmeden.

Ben...Ben hangi tarafta olduğumu bile bilmiyordum. Henüz o enkazın altına girmemiş, güçlü olmaya çalışan mıydım, yoksa oradan kurtulmuş ayakta kalmaya çalışan mı?

Bir kitapta okumuştum, 'Eğer güçlü olmak istiyorsan, tek başına savaşmayı öğrenmelisin.' diyordu. Güçlü olmayı cidden istiyor muydum bilmiyorum. Ama bu kadar yükün altından nasıl kalkabilmek için güçlü olmak zorunda olduğumun farkındaydım.

" Geldik hanım kızım." diyen taksicinin sesiyle taksiye bindiğim zamandan itibaren cama yasladığım başımı kaldırdım. Dikiz aynasından bana bakan amcaya gülümseyerek elimi çantama atıp paramı çıkarırken " Ne kadar borcum amca ?" diye sordum.

" 24 lira."

Taksiciye parasını ödedikten sonra valizimi alıp havalanına doğru hızlı adımlarla ilerlemeye başladım. Daha yaz bile bitmemişti ama hava kapalı ve yağmurluydu. Havanın sonradan rüzgarlı olabileceğine karşı önlemimi almış ve uzun siyah bir hırka almıştım çıkmadan önce üzerime. Rüzgar şu dakikalarda şiddetini artırırken hırkamı yanıma aldığım ve pek de ince sayılmayacak kıyafetler giydiğim için mutlu olmuştum. Boşta olan elimle hırkamın önünü tutup rüzgarda uçuşmasını engellemeye çalıştım ama nafile. Hırkam ben bir arada tutmaya çalıştıkça hırçın rüzgar tarafından ayrılıyordu. Birkaç saniye daha uğraşınca ve olumlu bir sonuca ulaşamayınca hırkayı serbest bıraktım. Uçuşan saçlarımı arkaya attım ve ilerlemeye devam ettim.

♧♧

Uçağın koltuğuna oturduğumda tek düşünebildiğim bir an önce çantamdan kulaklığımı bulup en sevdiğim müzikleri açarak uyumaktı. Annemle sürekli olarak şehir değiştirdiğimiz için fazlasıyla uyku problemi çeken biriydim. Açıkçası yerimi yadırgıyordum. İzmir'e de zar zor alışmıştım ve İstanbul'a gittiğimde de bir süre uyku problemi çekeceğime emindim.

Çantamdan çıkardığım kulaklığımı telefonuma takıp müzik listemden rastgele bir müzik seçtim. Sırtımı koltuğa yaslayıp bacaklarımı hafif öne doğru uzattıktan sonra gözlerimi yumup kendimi müziğe bıraktım. Belki de bu son huzurlu zamanım olabilirdi. Peşimde bir sürü adam beni bulup kurşuna dizmek isterken, ben onların asıl mekanı olan İstanbul'a gidiyordum. Hem de tek başıma. Annem işleri yüzünden gelemiyordu, hem o gelse onu tanıdıkları için dikkat çekebilirdik. Annem şimdiye kadar benim kimliğimi onlara belli etmemek için elinden geleni yapmış, yeri geldiğinde ayrı evlerde bakıcıyla yaşadığım da olmuştu. Bunca çabanın boşa gitmesini istemiyordum. Ayrıca beni başka şehirlerde aradıkları için belki güvenli de olabilirdim, bilmiyorum.

Şu an tek istediğim o okulda okuyabilmek. O okulu, aslında ünlü bir kolejdi, kazanabilmek için gece gündüz demeden deli gibi çalışmıştım. Ve tam burs alarak hayalimi gerçekleştirmiştim. Aslında harcamalarımızda biraz daha dikkatli olsak o okula burs kazanmak zorunda kalmadan da gidebilirdim çünkü annem psikiyatristti ve iyi kazanıyordu. Fakat anneme de yük olmak istemiyordum. Zaten bir babam olmadığı için şimdiye kadar her şeyimi o sırtlanmıştı.

Serseri Mafya Where stories live. Discover now