Yine alarmın kulaklarımı delen sesini duyuyorum. Gözlerim açılmıyor, ayaklarım yatağa çivilenmiş gibi kalkmıyor. Kulaklarımı delen ses sonrasında uykumu da yok edip beni yataktan kalkmaya zorlamıştı. Uykulu gözlerim ve dengesiz yürüyüşümle her zamanki gibi camdan dışarıya iki dakika bakmak için kafamı uzattım. Sokağımızda bir kargaşa gözüküyordu. İyice cama sokulup baktığında yeni birilerinin taşındığını gördüm.
Ama nasıl olur? Ne birilerinin gideceğini duymuştum, ne de birilerinin geleceğini. Şaşırdım. Gerçekten çok şaşırdım. Karşı komşumuzun ani gidişi, yeni komşularımızın ani gelişi gerçekten hayret vericiydi.
Fazla durmadan telefonuma doğru yöneldim. Elime aldım ve baktım ki bugün 5 Ağustos ve bugün iş yoktu. Peki alarmı neden kapatmayı unutmuştum diye kendi kendime öfkelendim. Sabahın köründe hiç sebepsiz uyanmıştım ve artık uyuyamıyordum. Uyku falan kalmamıştı. Gece geç saate kadar oturup film izlerken aklımın ucuna bile gelmemişti alarmı kapatmak. Neyse. Bunu kafaya fazlasıyla takmıştım zaten. Hem ben telefonu neden elime almıştım? Hera' yı aramam lazımdı. Ani girişlerinin bir nedeni olmalıydı. Ve tabii ki bana söylememesinin.
Çok samimi olmasakta iyi kızdı Hera. Tatlı bir kızdı, sakin yapılıydı. Ailenin tek çocuğu olmasına rağmen şımarık değildi. Aksine içine kapanık ve durgundu. Numarasını bile o kadar tedirgin vermişti ki. " Aradığınız numara kullanılmamaktadır." Diyen kadının sesini kaçıncı kez duyuyorum bilmiyorum. Ne zaman numarasını iptal etmişti Ve neden yeni numarasını bana bildirmemişti anlamış değilim.
Garip sesler geliyor içime. Bir duşa girip dışarı çıktım hemen. Yeni komşularımıza bir hoşgeldin demeliydim. Aslında maksadım hoşgeldinden ziyade neler oluyor onu öğrenmekti. Dışarda güneşe rağmen şiddetli rüzgâr esiyodu. Havada zerre bulut olmamasına rağmen yağmur yağacakmış gibi bir hava vardı. İki adım daha attıktan sonra kapının önüne gelmiştim. Kapı açıktı Ama kapıyı çalmak adettendir deyip iki kere tıklattım. Aynı anda karşıma çıkan iki nakliyecinin arkasından biri daha geliyordu. Gelen genç bir çocuktu. Saçları kestane rengi gözleri iri ve kahverengiydi. Uzun boylu ve boyuna göre zayıf biriydi. Beni gördü ve tebessüm edip yanıma geldi.
-Buyrun hoşgeldiniz dedi.
-Merhaba. Hoşbuldum. Ben karşıdaki komşunuz Teresa. Taşındığınızı gördüm de bir uğrayıp bakayım dedim.
-İyi yapmışsınız. Ben de Luca. Düşünceniz için teşekkür ederim. Bugün geldik biz de zaten gördüğünüz gibi deyip gülümsedi.
İyi birine benziyordu. Temiz yüzlü birisiydi diye düşünürken tekrar konuşmaya başladı.
-Siz hangi evde oturuyorsunuz dedi.
-Hemen başınızdaki müstakil evin ikinci katındayız. Ben ve arkadaşım Rose beraber kalıyoruz dedim.
-Ne Kadar güzel bizde kuzenimle beraber taşındık. Ben doğuma büyüme burada yaşıyorum. Kuzenim iş dolayısıyla buraya yeni geldi. Benim kaldığım ev çok küçük olduğu için taşındık dedi.
Konuştukça pozitif düşünüyordum karşı komşumuz hakkında. Ama kuzenini hala görmemiştim. Biz konuşurken o arada evden biri daha çıktı. Luca ile hemen hemen aynı yaşlarda, saçları kısa, gözleri kısık bakışları keskin ve grinin en koyu tonuydu. Teni buğdaya yakın esmerdi. Boyu uzun ve ucu yapılıydı. Çene kemikleri dışarıya çıkık ve ciddi bir duruşu vardı. Yaklaşınca aynı şekilde ona da;
-Hoşgeldiniz ben karşı komşunuz Teresa. Taşındığınızı gördüm bir uğramak istedim. dedim.
Ciddiliğinden hiç taviz vermeyip yüzüme baktı. Uzun baktı. Bir anda gözleri gözlerime kilitlendi. Sanki irisinde bir kasırga kopuyordu ve o kasırganın içine ilk beni alıyordu. Keskin bakışlarıyla birleşen keskin bakışlarım kasırganın şiddete gittikçe artırıyordu. Gözleri o kadar garipti ki bugüne kadar gördüğüm her şey onun gözlerindeymiş gibi oldu. Ve sesi;
-Hoşbuldum. Ben de Evan. Tanıştığıma gerçekten memnun oldum dedi ve elini uzattı. Her hecesini bastıra bastıra söylüyordu. Sesiyle beraber esen rüzgâr bir anda şiddetlendi. Bir şey vardı, bir şeyler oluyordu. Garip biriydi. Normal değildi bunların olması. Olan şeyler anlamlı değildi daha doğrusu. Uzattığı elini sıkarken avucumun içine bir serinlik geldi, sonrasında bir kıvılcım. Bir anda irkilip elimi çektim.
-İkinizle tanıştığıma da memnun oldum deyip hızla eve doğru gittim.
YOU ARE READING
5. Mevsim
General FictionHepimiz ayrı mevsimlerdik. Dördümüzde ayrı birer mevsim. Ama hepimiz bir mevsimde dört mevsim yaşıyorduk. Bir mevsimde, dört mevsim. Yazın yaprak döküp, kışın güneş açanların hikayesi.
